Sayın Adnan Oktar'ın 12 Mart 2018 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 12 Mart 2018

 

(Mina Başaran ve arkadaşlarının vefatının ardından sosyal medyada çok fazla çirkin yorum yapıldı. “Biraz da zenginlerin canı yansın. Bizim acımız onların umurunda değil. Onların acısını da biz umursamıyoruz. Haram yiyenin sonu böyle olur” tarzında çok fazla sayıda twit atıldı. Bu durum toplumda büyük tepkiye neden oldu, bu tarz yanlış düşünceler.)

İşte nefret dolu bir kitle oluştu. Onu gece-gündüz söylüyorum. Sevgiyi insanların elinden aldılar. Nur gibi genç kızlar bayağı sevimli hepsi de kaliteli hoş kızlar. Allah rahmet etsin, Allah gani gani rahmet etsin. Böyle bir üslup için hiçbir neden yok. Bir de haram kazandığını nerden biliyorsun? Meşru legal iş yapan işadamlarının kızları ve aslan gibi genç kızlar. Böyle bir üslup için çok çok çok katı ve vicdanının tamamen iflas etmiş olması lazım bir insanın. Bu kadar merhametsiz, bu kadar şefkatsiz, bu kadar kaba olmanın anlaşılır bir yönü yok. Deccaliyet mahvetmiş insanları. Gece-gündüz söylüyorum, milli politika olarak sevgiyi, merhameti anlatalım. Bu sevgisizlik, bu nefret ve kin dolu milli bir felaket, milli bir bela dedim, bunu çok önemli gördüm önemli olduğunu söyledim. Daha hala bu konuda bir kıpırtı yok. Toplumda sevgiyi bilen insan sayısı çok az. Muazzam bir nefret eğilimi var. Herkese her şeye karşı öfke, her şeye karşı muhalefet, her şeye karşı nefret üslubu geliştirme eğilimi var. Bunu devlet istese durdurabilir. Hem sevginin, merhametin, şefkatin önemini anlatan çok fazla yayın yapabiliriz, hem anlayışlı, makul, tutarlı olmanın önemini anlatabiliriz. Hem de böyle gaddar ve zalim olmanın da ahlak çöküntüsü olduğunu anlatabiliriz. Bunlar teşvik ediliyor, kötü konuşanlar teşvik ediliyor, takdir ediliyor. Ağzını bozanlar takdir ediliyor. Bu, kökünden yasaklanmalı, durdurulmalı. Devlet esaslı bir politika uygulayarak bu felaketi durdurmak için gayret etmeli hiç vakit kaybetmeden. Müthiş bir merhametsizlik ve müthiş bir gaddarlık ruhu var. Birbirinden güzel genç kızlar bir arada bir uçak içerisindeler bir kaza olmuş ve vefat etmişler. Allah gani gani rahmet etsin. Böyle bir üslup geliştirilmesi çok çok çok büyük vicdansızlık ve zulüm. Olmaz.

 

(“Şehrimizin sokaklarını nasıl güzelleştirebiliriz?” izleyici sorusu)

Herkes evine çiçek, sarmaşık ekebilir güzelleştirebilir. En güzel yeşillikle olur. Evlerin önünü çok kapatıyorlar. Ufak ufak yerler açsa belediye küçük küçük. Yani toprağa ulaşmak imkansız adeta. Beton ve taşa ulaşabiliyorsun. Halbuki toprağa ulaşabilmek gerekir. Yer yer evlerin bitişiğinde boş alanlar, küçük alanlar açması gerekiyor belediyenin asfaltın dışında. Oralara da mesela üzüm sarmaşığı ekilebilir, elma ağacı ekilebilir her şey ekilebilir gayet de güzel olur. Özellikle sarmaşık çiçekler çok güzel olur. Balkonlara çiçekler olabilir. Ama tabii evler çok korkunç genel görünümü. Çünkü çok biçimsiz bir yapı politikası izlenmiş zamanında çok daha evvel. Sadece işlevsel olarak yapılmış, estetikten tamamen uzak berbat evler var. Çok fazla berbat görünümlü evler var. En başta onların yıkılması gerekiyor. Yıkılıp geniş güzel alanlar açıp oralara bahçeler, böyle Osmanlı mimarisinde yahut modern mimaride barok stili de olabilir, çok güzel binalar yapılması gerekiyor. Ama şu an bu pek mümkün görünmüyor. Ancak Mehdiyet devrinde bu mümkün. Peygamberimiz (sav)’in hadisi o şekilde. “Mehdi sizin yirmi yılda yaptığınızı bir yılda yapar” diyor. İnşaAllah Mehdiyet devrinde.

 

(Bu akşam CNN TÜRK’te canlı yayına katılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Diyanet’in kaynak gösterdiği kaynaklarda kadına şiddete dair bir şey olmadığını söyledi ve şöyle konuştu: “Kadına şiddetle ilgili her yorumu, düşünceyi biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak reddediyoruz. Ne Peygamberimiz (sav)’in hayatında ne de bizim kaynaklarımızda kadına şiddeti tavsiye eden hiçbir kaynak yoktur” diyor Ali Erbaş. Programın sunucusu Hakan Çelik “Geçtiğimiz günlerde siz bazı televizyon yayınlarıyla ilgili düşüncelerinizi ortaya koydunuz, bazı yayınların sakıncalı olduğunu söylemiştiniz” diyor. Ali Erbaş da cevaben “Doğru dini bilgiye dayanmayan, sahih bilgiye dayanmayan konuların sanki doğruymuş gibi aktarılması yanlıştır. Bu bilginin paylaşılmasına zemin hazırlayan kardeşlerimizi duyarlı olmaya davet ediyorum” dedi.)

Evet. Bu da bizim başarımız yine. Diyanet’in tarihinde ilk defa böyle bir açıklama oldu. Buhari’de, Müslim’de, Tırmizi’de, İbni Mace’de, Sünen-i Nesai’de, Sünen-i Davut’ta açık ifadelerle kadına şiddet varken resmi olarak Diyanet bunların tamamını reddetmiş oldu. Bu bizim başarımız. Yıllardan beri, aylardan beri yaptığımız anlatımlar sonucunda bunu Diyanet’e söyletmiş olduk Allah’a şükür. Ayrıca Kuran’da da “kadını dövün sopa atın” diye bir hüküm olmadığını da Diyanet açıklamış oldu. Ve dolayısıyla bu da bizim başarımız oldu. Tabii, bunu tek söyleyeniz. Gece-gündüz anlatan biziz. Bu hocalara da dikkat çeken benim, sadece benim, bilinmiyordu bu adamlar. Gece-gündüz gündem yapınca hükümet açıklama yapmak durumunda kaldı, Diyanet de açıklama yapmak durumunda kaldı. Ve dediklerimizi aynen tekrar etmiş oldular mükemmel oldu. Tebrik ediyoruz Diyanet İşleri Başkanı’nı. Yıllardan beri verdiğimiz emek elhamdülillah neticelenmiş oldu. 

 

(“Güzel kadın nasıl olmalı?” izleyici sorusu)

Bir kere en önemli şey kadında tabii temizlik. Yani çok çok temiz olması, çok özenli olması temizliğe. Ve kalben, vicdanen çok üstün bir ahlaka sahip olması, egoist bencil olmaması. Dengeli, tutarlı, makul, kabili hitap olması, Allah’tan korkan, Allah’ı aşkla seven bir insan olması, temel yapı olarak bu gerekir. Ama onun dışında tabii sözün biraz geniş anlam taşıyor. Ben de şöyle diyebilirim; klasik anlamda güzel olması gerekir diyeyim. Çünkü çok detaylandırabilirim, ama sorun genişletilecek gibi. Dar planda sorsaydın dar planda da anlatabilirdim. Ama klasik anlamda güzel olması, çok temiz olması, bakımlı olması, anlayışlı ve nezaketli olması böyle diyeyim.

 

(RTÜK, TMSF, BDDK ve STK gibi üst kurullara yapılacak atamalar da, artık Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kontrolü ve yetkisinde olacak.)

Şimdi olmuş, şimdi olmuş. Yani çok vahim bir durumdu, güzel bir düzeltme olmuş. Ama Tayyip Hocam’a daha iyi sahip çıkalım, iyi koruyalım ve iyi destekleyelim. Allah ömrünü uzun etsin, Allah hayırla onu sarsın, melekleriyle desteklesin. Çok iyi koruyalım. Gençler özellikle iyi yetiştirsinler kendilerini. Tayyip Hocam’ın çok yardımcıya ihtiyacı var. İyi olur, güzel olur, iyi olmuş, hayırlı olmuş.

 

Dünya Çok Geniş, Tüm İnsanlar Hep Birlikte Huzur İçinde Yaşayabiliriz. Paylaşamadığınız Nedir? Gelin Birlikte Barış İçinde Yaşayalım

Aslında dostluk, sevgi hem çok zevkli hem çok kolay. Hem zaten insanın ruhunda, fıtratında, zemininde olan ana duygudur. Bunu nasıl zorla körleştirip yerine nefreti ve kini koyuyorlar, bir mucize. O kadar zor ki kin ve nefret. Çok zor, sıkıcı, azap verici, pislik ve kirli bir şey. Sevgi temiz, ferah, heyecanlandırıcı, çok nurlu, müthiş hoş bir şey. Allah Allah, sevgiyi yok ediyorlar nefreti, kini akıl almaz tırmandırıyorlar. Kan gövdeyi götürüyor dünyada. Toplanıp bir araya adamlar meseleyi halledemiyor. Ya kardeşim Suriye’nin, İran’ın yöneticileri yok mu? Tamam, her fikirden adamları toplarsın, “Ya zorunuz nedir kardeşim?” dersin. Toprak mı? Tamamı sizin olsun ya, tamam Allah Allah. İstediğiniz yere gelin, zorunuz ne yani? Asıp kesmekle ne kazanıyorsunuz? “Sevgiyle rahat edin” dersin. Yani petrolse alın gel kullan, ne yapacaksan yap. Ya bu kadar azmaya kudurmaya ne gerek var? Hadi petrolü, parayı aldın ne yapacaksın parayı? Mesela yetmiş yaşında adam, seksen yaşına gelmiş adam ne yapacaksın parayı? Yemek yiyemiyorsun zaten, çoğu şeker hastası, kolesterol hastası, yolda yürüyemiyor. Bu azgınlığın sebebi nedir, ben bunu anlayabilmiş değilim. Suriye, bak görüyorsunuz Türk ordusu Afrin'e girdi. Git git bitmiyor, Afrin gibi bir yer. Türkiye gibi büyük ya. Git git bitmiyor, bomboş her yer. Tarlalar, her yer bomboş. Herkese yeter, ne oluyorsunuz? Yani çok gereksiz bir kin ve nefret kafası var. Çocuklara bile küsmeyi öğretiyorlar, öfkeyi öğretiyorlar. Buna da gülüyor. Mesela çocuk üç yaşında çocuk, iki yaşında çocuğa küsmeyi öğretmişler onu gösteriyorlar. Tersi mesela bağırmayı gösteriyorlar çocuğa, kafa tutmayı gösteriyorlar onunla övünüyorlar, seviniyorlar. Çok korkunç. El kadar çocuğa niye öyle pis şeyler öğretiyorsunuz, kötü şeyler? Sevgiyi öğretsene, merhameti değil mi? Çocuk sevgiden anlar niye öyle kötü şeyleri çocuğun ruhuna, kalbine, ilkah ediyorsunuz da onu kirletmeye çalışıyorsunuz? Bayağı kolay İsrail, Suriye, Irak, İran. İran’ın topraklarının ucu bucağı yok bomboş her yer. İran’da in cin top oynuyor yani akıl almaz geniş bir arazi var. İsrail bomboş oralar, Ürdün toprakları ya kardeşim elli kilometre gidiyorsun bir adama rastlamıyorsun, bomboş her yer. Ne oluyorsunuz, alıp veremediğiniz nedir, kapışılamayan nedir, sökülemeyen nedir, nedir derdiniz?  Gelin hepiniz kullanın bir şey yok.

 

(“Akılsız erkek başa bela olur mu?” izleyici sorusu)

Kızları çok yıldıran bir sistem o. Akılsız erkekler, hemen hemen bütün kızların yangın olduğu bir konu. Benim konuştuğum hemen hemen her kız o beladan bir geçmiş. Yani akılsız erkek belasını mutlaka hissetmiş ve ruhunda da çok şiddetli bir travma meydana getirmiş yani kızlar da buna şahittir. Her kız konuşabilir. Lise, üniversite falan herkesin bildiği bir konu. Akılsız erkek travması çok yaygın genç kızlarda. Hakikaten başlarına her yönüyle bela oluyorlar. Bir kere sevgi konusunda çok sarsıyorlar çocukları. Sevgi konusunda sükutu hayale uğratıyorlar, sevmeyi korkacak hale getiriyorlar. Şimdi bu bir yönü ama asıl tehlike adam akılsız olunca, kız diyor ki, “Görüşmeyelim eğer uygun görüyorsan” diyor, nezaketiyle “ben uygun görmüyorum kendi açımdan, takdir senin” diyor. “Sana saygı duyuyorum, güzellikle ayrılalım” diyor. “Olur” diyor, “gel” diyor “parka, orada bir son defa görüşelim, konuşalım, olsun bitsin” diyor. Geliyor, adam ekmek bıçağıyla 70 yerinden, 75 yerinden bıçaklıyor. Manyak yani o kadar çok ki böyle psikopat. Kızlar da, çocuklar da, o yüzden çok yangınlar. En azından küfür ediyor, hakaret ediyor, aşağılıyor kendi kafasınca. Kendini aşağılıyor, o ayrı mesele de. En çok da herhalde beraber çekilmiş fotoğraflarını kullanma eğiliminde oluyorlar. Onunla ilişkiye girdiğini falan vurgulayarak ailesine, amcasına, dayısına falan o çocuğu mahcup edip açmaza sokma yönünden. Bu tehdit sonucunda baş eğen de bayağı bir genç kız oluyordur tahmin ediyorum oluyor herhalde. Halbuki her seferinde rezil kepaze etmeleri lazım. Ailesi de birleşip, “getir resmi görelim” diye. Babası, değil mi eve çağırsın amcası, dayısı falan hep beraber “bir görelim” desin. Ondan sonrasını ben anlatmak istemiyorum ama yani yaptığına yapacağına bin kere pişman etmek lazım. Yani o öyle olmaz, böyle olur gibisinden. Tabii kanunla, hukukla bunun hallolması gerekiyor. Dolayısıyla haklı benim güzel yüzlüm. Akılsız erkeklerden hanımlar çok çekiyorlar. İnce düşünemeyen, kaz kafalı, küt, bir de kendini çok akıllı zanneden; kompleksli, dengesiz, kaba, egoist, bencil birçok ahmak var. Genç kızların başına esaslı şekilde bela oluyorlar. Çocuklar da önce, ilk başta anlamıyorlar. İlk başta, daha kibar, daha bakımlı, daha dürüst davranıyorlar. Böyle sabırlı, genç kızlar da “Aa ne kadar sabırlı, aferin ne kadar iyi” falan diyor. Hâlbuki o, son haddini kullanmış oluyor o ana kadar. Birden kudurmuş köpek gibi saldırmaya ve çocuğu zor duruma sokacak bir hale gelmeye başlıyorlar. Çok dikkatli olması lazım genç kızların çok. 30 kere tartmaları lazım. Gerçekten çok riskli birçoğu. Allah'tan korkmuyorsa, Allah'a karşı boyun eğici değilse, samimi anlamda dindar değilse; egoistlikten, bencillikten, kurtulmamışsa, diğergam değilse, merhameti ve şefkati yoksa Aman aman aman sakın sakın. İşte kaşı şöyle, gözü böyle falan yani maymunda da var şekil şemail. Aman ha, öyle şeylere kanıp veyahut işte arabası var, evi var falan. Aman ha, çok tehlikeli olur Allah esirgesin.

 

Namaz İnsanı Ferahlatan, Açan, Güçlendiren Çok Büyük Bir Nimettir. Namazı Terk Tahayyül Dahi Edilemez

Kişi eğer namaz kılmıyorsa zaten galiz bir hata yapıyordur. Bir açıklaması yok ki. Belki yani unuttuysa, bilemiyorsa, hatırlatılmadıysa bir derece de ama bilerek ve kasten namaz kılmamak yani çok anormal bir hareket. Allah zaten ayette söylüyor, şeytandan Allah’a sığınırım; “Cehennem ehline sorulur: ‘Sizi buraya getiren, cehenneme getiren en önemli nedenler ne, sizin kanaatinizce?’ diye sorarlar” diyor. Onların ilk aklına gelen, “biz namaz kılanlardan değildik” diyorlar. Namaz niye kılınmasın? Son derece kolay ve çok güzel, zevkli bir ibadet. Allah’a teşekkür. Terki inanılır gibi değil, tahayyül dahi edilemez. Beş vakit namaz ferahlatıcı, insanı açan, güçlendiren büyük bir nimettir. Mesela benim arkadaşlarım namazı terk yılda bir olur, ayda bir olur. Bazen sabah namazını kaçırdıkları olur falan. Aa deriz, hepimiz hayretler içinde kalırız. Nasıl olmuş? Gözlerimize inanamayız. Telefonu kapalı oluyor aynı anda saat çalışmamış oluyor, başka bir şey çalışmamış oluyor. Biz her seferinde öyle bir olay olduğunda hep şaşırmışızdır. Senede bir kere, iki kere duyarız namazını kaçıran. Ama onun dışında namazlarını arkadaşlarımız maşaAllah muntazam ve kusursuz kılarlar elhamdülillah.

 

(Emine Erdoğan annemiz Cumhurbaşkanlığı devlet konuk evinde Zeytin Dalı Harekatı’nda görevli özel harekat polislerinin eşleri ve anneleri ve bazı kadın özel harekat polisleriyle bir araya geldi. Ve birlikte yemek yendi.)

Anne elinden geldiği kadar katkıda bulunmaya çalışıyor. Hayır faaliyetlerinde bulunuyor. İyi yapmış. O gelen gençler falan onların içi açılmıştır, şevklenmişlerdir. Anneye helal olsun, iyi. Anne mübarek anne, anne temiz anne. Anne modern. Anne modern Müslüman. Anne zeki. İyi, herhalde köşkte de böyle bir yer var anladığım kadarıyla, uygun yerler var. Hem dindar hem dava insanı. Çok iyi. Tayyip Hocam’ı Allah ona göre yaratmış. İyi bir hanım vermiş ki ona, yardımcı olsun diye. İyi oldu, o anne de hakikaten hakkını verdi.

 

(“Sevgi için emek vermek nasıl olur?” izleyici sorusu)

Zaten sevgi kolay elde edilen bir nimet değildir; sabır gerektirir, itina gerektirir. Temizlik, nezaket, fedakarlık belki yüze yakın şartı vardır. O kilitler açıldıktan sonra sevginin kilidi açılır. Yoksa herkes sevgiye ulaşır. Sevgi Allah’tan bir nur ve en büyük nimettir. Allah onu öyle kolay elde edilir bir şey olarak yaratmıyor. Emek verene onu yaratıyor Allah. Emek vermeyen onu elde edemez. Yüz anahtarla açacaksın. Yüz tane anahtar taşıyacaksın sevgiye ulaşmak için. Her kilidi açman lazım. Bir-iki-üç tamamını.

 

(2013-2017 yılları arasını kapsayan araştırmaya göre, Amerika’nın Ortadoğu’ya yaptığı silah satışı yüzde 26 oranında arttı. Dünyanın en büyük silah satıcısı olan beş ülke; ABD, Rusya, Fransa, Almanya ve Çin. Bu ülkeler dünya silah ticaretinin yüzde 74’ünü elinde bulunduruyor. En çok silah satılan bölge de Ortadoğu bölgesi.)

Rezalet, tam rezalet yani. O silahlar da sırf Müslüman öldürmede kullanılıyor. Halbuki birleşseler acayip bir sevgi ortamı olacak. O silaha verdikleri parayla da sanayiye, tarıma yatırım yapacaklar, gıdaya yatırım yapacaklar. Bolluk, bereket içinde yaşayacaklar. Sırf inatlarından dolayı İttihat-ı İslam olmuyor, bilmişliklerinden dolayı İttihat-ı İslam olmuyor. En takva Müslümanım diyene bile baktığımızda, “Mehdi’ye daha çok var. İttihat-ı İslam’a gerek yok.” kafasında oluyorlar. Çok samimiyetsiz bir ortam oluyor. O yüzden azap ve elem devam ediyor.

 

(Türkiye sınırını geçen iki Yunan askerinin tutuklanmasının ardından, Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos, “Türkiye bizi mecbur bırakırsa, atalarımızın yaptığını yaparız.” ifadeleriyle Türkiye’yi tehdit etmişti. Daha önce de Kardak’a yaklaşan bir Yunan gemisi sahil güvenlik ekiplerimiz tarafından arkadan çarpılarak bölgeden uzaklaştırılmıştı. Tüm bu gerginliklerin üzerine Yunanistan bir hamle daha yaptı ve Türkiye sınırına yakın bölgelerde askeri tatbikat yapacağını açıkladı.)

Yapsın iyi, ayakları açılır. Ayaklarının pası gider iyi olur. Yunanistan ayıp yapıyor. Gerek yok o tip şeylere. Bir kere konumları itibariyle böyle bir şeye hiç yanaşmamaları lazım. Türkiye 11-12 saatte konuyu bitirir. Çok çok büyük hata yapıyor. Adalar dahil hepsi, her yer yani. En fazla 12 saat sürer. Biz dostuz, arkadaşız. Öyle münasebetsiz şeylere gerek yok. O tip üsluba da gerek yok. Cıvıklık istemiyoruz.

 

(Alanya’da Toni isimli bir köpek kaybolmuştu Adnan Bey. Onu bulan vatandaşlar pet shop sahibi Funda Gül isimli hanıma teslim etmişler. Funda Hanım minik köpeği 7 saat Alanya’da dolaştırıyor. Sonunda bir marketin önünden geçerken köpek huysuzlanıp havlamaya başlıyor. Direkt markete giriyor ve sahibini bulmuş oluyor köpek.)

Allah Allah hayret. Çok şaşırtıcı ama zaten gazete ilanı da verilmiş. Nasıl şey yapamadı acaba? İnternette öyle ilan versinler aslında, köpeği kedisi kaybolanlar. Bulanlar da oradan bakıp haber verebilirler. Kedi köpek kayıp ilanı yeri olsun internette. Bir site yapsınlar. Orada kayıp köpekler ve arayanlar karşılaşırlar, kolay olur.

 

(“Darwinizm olmasaydı kadınlar değer görür müydü?” izleyici sorusu)

Tabii, bir kere Allah'ın varlığına insanlar inanırdı daha çok. Kutsal olduğuna inanırlardı kadının değer verirlerdi. Ama adam ne diyor? “Bilimsel açıdan bir hayvandır o” diyor yani “evrimini tamamlamamış bir hayvan.” Aydın kitle, büyük bir aydın kitle kadını evrimini tamamlamamış bir hayvan olarak görüyor. Gelenekçi Ortodoks sistemde de kadın yine gelişmemiş bir hayvan olarak görülüyor. İnsanla hayvan arası görülüyor buçuk tabir ediliyor. Zaten Buhari'de diyor, “Kadının dini ve aklı yarımdır.” Niye? Çünkü gelişimini tamamlamamış bir hayvan olarak görüyor, buçuk görüyor. “Buçuk olduğu için, aklı da buçuktur” diyor. “Dini de yarımdır” yani dinsizdir diyor. “Aklı da yoktur” diyor özetle. Buçuk ne demek? Yarım akıllı ne demek? Aklı yok demektir. Yarım dinli ne demek? Dini yok demektir. Din bir bütündür çünkü din ya vardır ya yoktur. Dini yarımsa dini yok demektir, aklı yarımsa aklı hiç yok demektir. Böyle hakaret ediyor gelenekçi anlayış. Biz bu rezalet anlayışı asla kabul etmiyoruz. Tayyip Hoca’nın da işte dümdüz olduğunu ve asla kabul etmeyeceğini söylediği konular da bunlardır. Bunlar yok olacak yani.

 

(“Güven vermeyen birine karşı yine iyimser mi olmalıyız?” izleyici sorusu)

Allah sana öyle ilham ediyorsa güven duyamıyorsan bir şey vardır. Durduk yere olmaz o. Allah sana bir işaret vermiş oluyor. Güven duymuyorsan duymuyorsundur. Karşındaki güven duyacağın bir karakter, kişilik göstermiyor demektir. Çünkü Allah’tan korktuğunu, Allah’ı sevdiğini, diğergam olduğunu her yönüyle göstermesi lazım. Göstermiyorsa sen niye fedakarlık gösteresin ki? Öyle bir şeyde fedakarlıkla konu çözülmez hiçbir zaman için çözülmez. Daha kötüye gidebilir.

 

Kadınlar Çok Derin ve İnce Düşünme Yeteneğine Sahiptir, 5 Duyuları da Çok Güçlüdür. Erkekler Olayları Daha Kaba Değerlendirir

Kadınlar, duygusal düşünür ama merhamet, şefkat, acıma hissi daha galip gelerek düşünürler. Ve daha olayın sanat yönüne ağırlık vererek, estetik yönüne ağırlık vererek düşünürler. Bir de çok girift ve çok detay düşünürler. Yani ince ince; şekilleri, görüntüleri, tadı, kokuyu her şeyi. Beş duyuyu çok daha keskin kavrar kadınlar, daha hassasiyeti vardır. Erkeklerinki daha tutuktur o konuda. Mesela kokuyu daha kabaca hisseder, rengi daha bütün bütün hisseder; yani detaylarıyla o kadar göremez, sanat yönüne de o kadar önem vermez. Mesela kadın, 100 alternatif düşünür, erkek en fazla üç alternatif düşünür. Genellikle de ikidir, yani o ikiden birini tercih eder konuyu bitirir. Kadın, o yüz alternatif olduğu için, onun için de biraz fazla dolaşmış oluyor; yani fazla yorulur ama görüş gücü çok keskindir. Yani analiz gücü çok daha yüksektir kadının. Yani aşka, tutkuya o yüzden çok açıktır. Mesela erkeğin öyle bir gücü pek yoktur. Tutkunun asıl sahibi kadındır. O tutku aşk denizine çeken kadın olur. Ama tabii bunun için de akıllı bir erkeğe ihtiyacı vardır. Akıllı bir erkek olmazsa kadın kilitlenir. Her ne yaparsa yapsın o kendi kilidini açamaz. Kadının kendi o aşk, tutku kilidini açabilmesi için mutlaka akıllı, derin akıllı bir erkeğe ihtiyaç vardır. O erkekle karşılaştığında kadın, o işte aşk ve tutkunun engin denizinin kapısını açar, gözlerini açar; açtı mı artık ucu bucağı olmayan tutku okyanusuna doğru gidersin, sonsuza doğru gidersin. Ama tabii, iki tarafın da imanlı olması, Allah'tan korkması durumunda bu olur.

 

(“İnsanın baş düşmanı kimdir?” izleyici sorusu)

İnsanın baş düşmanı, tabii ki Kuran'ın açıklamasıyla şeytandır. Çünkü homoseksüel, züppe, çakal, isyankar, manyak tiynetli, kural tanımayan, dengesiz, manyak bir yapıdadır. Dolayısıyla insanların da öyle olmasını ister. Zaten uyanda da hemen bunu görürsünüz yüzündeki manyaklığı. Göz möz akar, ağzı mağzı akar, şuuru kapanır. Şeytanın etkisine girenlerde klasiktir yani gözdeki donukluk, anlamsızlık, içine kapanma, konuşmada zırvalama, deli hareketleri, böyle züppe hareketleri, kontrolsüz manyaklıklar şeytanın etkisine girenlerde bu klasik görülen alametlerden birisidir. Mümin, şeytana karşı tavır koyduğunda öyle bir etki olmaz yani hiçbirini yapamaz şeytan.

 

(“Uyurgezer insanların bilinci var mı?” izleyici sorusu)

İşte ölü olarak geziyor. Ölüyü merak edenler oradan da anlayabilirler. Uyurgezerin hatta gözü açık oluyor. Uyurgezer konuşuyor, “ne yapıyorsun?” diyorsun, “gezeceğim, dışarı çıkacağım” diyor, “yapma istersen” diyorlar “git yatağına dön” diyorlar, “oraya uzan” diyorlar, “tamam” diyor, dönüyor uzanıyor. “Yat, uzan, rahat et kendini yorma” falan diyorlar. Uyuyor, devam ediyor. Sabah kalkıyor, “hatırlıyor musun?” diyorsun, katiyen hatırlamıyor, ölü. Halbuki gözü açık, gözü açık o konuşuyor. Mesela nasılsın dersen, iyiyim diyor ama şuuru tamamen kapalı, ölü o anda. Yani ruhunu teslim etmiş. İşte dışarıda da öyle oluyor insanlar ölü oluyor. İnsanlar, fark etmiyorlar. Konuşuyor işte oraya buraya gidiyor, geliyor; yiyor, içiyor, “Aa” diyorlar “tamam bu canlıdır.” Halbuki ölü. İkinci benle yaşıyor.

 

(“Hz. Mehdi (as) zuhur ettiğinde talebeleri yanında mı olacak internetten mi bakacaklar?” izleyici sorusu)

Herhalde pek internet kabul etmezler gibi geliyor bana. Önemli bir şey olduğu için. Zuhur derken biat olarak anlıyorum ben yani biat töreni, Hz. İsa Mesih (as)’la karşılaşması. Ama internetten de izleyen olabilir tabii. Televizyondan seyredenler olur. Bütün dünya televizyonlarında yayınlanacaktır aynı anda. İnternetten de aynı anda yayınlanacaktır. Hz. İsa Mesih (as)’ı bütün insanlar aynı anda görecekler. Ama biz tabii “şu Mehdi’dir bu da İsa Mesih’tir” demeyeceğiz ama anlaşılacak. Çünkü İslam aleminin birleşmesine vesile olmuş bir insan var, Hristiyan aleminin de Müslüman olmasına vesile olmuş bir insan var, kim olur bu? Başka kimse olamayacağına göre “herhalde onlar” diyeceğiz, inşaAllah.

2018-06-17 23:22:33

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top