Sayın Adnan Oktar'ın 3 Şubat 2018 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 3 Şubat 2018

 

(Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeni bir açıklaması var Adnan Bey. Türk Silahlı Kuvvetleri Zeytin Dalı Harekatı’nda etkisiz hale getirilen terörist sayısını 897 olarak açıkladı. Ordumuz ilk şehir savaşında Afrin’in kuzeyinde bulunan Bülbül beldesini PKK’dan temizledi. 10 bin nüfuslu Bülbül operasyonun başlamasından bu yana PKK’dan alınan en büyük belde oldu. Bölgede 3 kilometrekarelik hat güvenli hale getirildi. F16’larla parçalanan ünlü Öcalan’ın anıtının bulunduğu Darmık Dağı’na ise Mehmetçik Türk bayrağını dikti.)

Helal olsun kabadayılara. Hakiki kabadayı bunlar, maşaAllah aslanlar. Allah güç-kuvvet versin, Allah şevklerini artırsın, hidayetlerini artırsın. Şehitlerimize Allah cennet nimeti verdi zaten. Aslanlarımız da dünyanın en güçlü ordusunun, en kahraman ordusunun asil üyeleri çok başarılılar ve çok güzel neticeler alacaklar, inşaAllah.

 

Mümin Dünyayı Cennete Çevirmek İster. Şeytan İse Dünyanın Cehennem Gibi Olmasını İster

Şeytanın amacı dünyayı cehenneme çevirmektir. Mümin cennete çevirmeye gayret eder şeytan da cehenneme. Dikkat ederseniz insanların birbirine sevgisi konusunda şeytan bir hayli yol almış durumda. O ondan nefret ediyor o ondan nefret ediyor. Birbirini seven insanlar, gruplar hemen hemen parmakla sayılır. Halbuki bu vatanın evlatlarıyız. Gayet güzel herkes birbirinin fikrine saygılı olarak sevgi içinde yaşayabilir. İnternete baktığımızda hiç kimsenin hiç kimseyi sevmediğini görüyoruz. Binde birçok nadirdir sevgi sözü kullanan, birbirini takdir eden hemen hemen yok gibi bir şey. Akıl almaz bir nefret üslubu, akıl almaz bir kin üslubu. Bu şeytanın, deccaliyetin dünyadaki son atağının meydana getirdiği bir felaket. Şimdi bu pisliği temizlemeye çalışıyoruz. Bütün gücümüzle bunu temizleyeceğiz. Belki 2-3 yıl alacak, 3-4 yıl da alabilir ama bu pisliği temizleyeceğiz. Estetiği istemez, kaliteyi istemez. Mesela bak bize duydukları öfkenin nedeni kalitedir, kaliteli olmanız. Yoksa böyle döküntü adamlar olsa, burada kalitesiz bir ortam olsa, kalitesiz bir ortamda toplanılsa, bayanlar bakımsız, erkekler bakımsız olsa adamın hiç umurunda bile olmaz sen ne yapıyorsan yap, ister oyna ister dans et kimse karışmaz. Ama o kalite akıl almaz bir haset ve akıl almaz kin meydana getiriyor. Bende yok niye onda var mantığı. Dolayısıyla onun tahrip olmasını ister. Mesela diyor “tutuklansın, yıkılsın, yakılsın, ezilsin, berhava edilsin, imha olsun, mallarına el konsun” en biçimsiz, en çirkin, en nefret dolu, en kin dolu üslupla bir atak içinde oluyorlar. Ama sevgisizliğin diz boyu olduğunu görüyoruz. Ona bağlı olarak da merhametsizlik var. Adamlar hayvanlara saldırıyor, bitkilere saldırıyor, insanlara saldırıyor, kadınlara saldırıyor, çocuklara saldırıyor, çocukları öldürüyorlar, kadınları öldürüyorlar, dövüyorlar sövüyorlar. Yani kin ve nefreti ön plana almış durumdalar. Ağızlarından nefret kusuyorlar adeta kin kusuyorlar lağım gibi ağızları. Akıl almaz bir nefret politikası var. Bunu sürekli pozitif elektrikle, pozitif izahlarla, sevgiyle sürekli tamir edip düzeltip sevgiyi doğruyu iyiyi güzeli kendimize yaklaştırmaya ve insanlara yaklaştırmaya azami gayret gösteriyoruz ve çok da başarılı oluyoruz. Devam edeceğiz, inşaAllah. Dolayısıyla bizim vazifemiz Mehdiyet’in sevgisidir deccaliyete karşı. Deccaliyet zalimliği, nefreti, kini anlatacak. Biz de sevgiyi, şefkati, merhameti ve dostluğu anlatacağız. Dostluğun, sevginin galip geldiğini 3-5 yıl içinde göreceksiniz. Ben buradayım siz de buradasınız. Kısa sürede, inşaAllah.  

 

İnsanlara Allah’ın Ruhu Olduğunu, Karşısındakinin de Allah’ın Ruhunu Taşıdığını Anlatırsak Herkes Birbirine Saygı ve Sevgi Duyar

Allah sevgisi olmayınca, Allah korkusu olmayınca, “hayvandan geldin” diyorsan adama “sen bir hayvansız” diyorsan, bakıyor hayvana hayvan saldırgan “ben de hayvan olduğuma göre ben de saldırganım” diyor adam mantık olarak. Dolayısıyla Allah’ın kulu olduğumuzu, Hz. Adem (as) ve Havva’dan geldiğimizi, Allah’ın ruhunu taşıdığımızı insanlara anlatırsak insanlar birbirlerine saygı sevgi duyarlar. Ama “sen böcek gibisin, bakteriden geldin, senin atan bakteridir, kurbağadır, şempanzedir” falan dersen insan insana saygı duymaz ve tahribat da çok büyük olur o zaman. Yani zulmün kökeninde bu var. Gelenekçi Ortodoks sistemde de kadınları hayvan yerine koyma var. İnsanla hayvan arasında görüyor. Darwinizm’de de kadını yine insanla hayvan arasında görüyor. Şimdi iki güç birleştiğinde insanlığın yarısından nefret eden bir dünya meydana geliyor. Kadınlardan nefret eden sistemde bu sefer homoseksüellik gelişiyor. Bakın hiç ummadığımız yerde homoseksüelliğin ne kadar gelişmiş olduğunu gördük hayretler içinde kaldık. Mesela hiç ummadığımız yerlerde homoseksüellik adeta sacayak gibi oturmuş. Nereye dönsek homoseksüelle karşılaşıyoruz. Ve sessiz sedasız bu bela gelişmiş. Çok gizli bir sistem ve bütün dünyada bir dayanışma içinde homoseksüeller. Dünyanın her yerinde bir dayanışma içindeler. Ama gelenekçi Ortodoks sistemin içine de sızması ve felaketin orada da yayılmış olması çok korkunç. Onlar direniyor zannettim ben, kabul etmezler falan, kabul etmişler adamların birçoğu. Bünyelerine almışlar girmiş yani. İtiraz etmemelerinden zaten şüpheleniyorduk. Hiç itiraz etmiyorlar homoseksüelliğe, gayet ılımlı davranıyorlar. Sonunda felaket sardı evlerini, bacalarını her yerini sardı. Aynı Hz. Lut (as) devri gibi.

 

(Amerika Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Suriye’de rejimin yeni kimyasal silahlar geliştirmekte olabileceğini söyledi. “Suriye’de rejim uluslararası topluma hesap vermekten ve sorumluluklardan kaçmak için yeni bir çeşit kimyasal silah cephanesi yapıyor olabilir” dendi.)

Olabilirle olur mu canım? Çok münasebetsiz bir açıklama. Varsa vardır yoksa yoktur. Sen de yapıyor olabilirsin bir başka ülke de yapıyor olabilir. Saldırmak için yeni yeni kepazelikler için zemin hazırlıyorlar. Benim görüşüm Suriye hükümetinin görüşünde olağanüstü bir değişim meydana gelmesi. İslam’a, Kuran’a, Müslümanlara karşı sevgi dolu birleştirici bir bakış açısıyla kendilerini yenilemeleri. Türkiye’nin de Suriye devletini, Suriye hükümetini, Suriye devlet başkanını kabul edip Suriye’nin bütünlüğü için, tekliği için gayret edilmesi. Bugünkü CHP kurultayında da bu konu ilk defa gündeme geldi. Daha önce konuşulmuyordu, bak ben konuştuktan sonra bu gündeme geliyor. Daha önce ben hiç duymadım. Yahut ben bilmiyorum, kurultayda geniş çaplı Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu konuyu ele aldığını duymadım. Belki konuşuyordur daha önceleri. Fakat en hayati nokta bu. Yani bir kere Suriye’nin toprak bütünlüğü korunduğunda artık İngiliz derin devleti rezil-kepaze oldu demektir. Bir daha buralarda itlik yapmaya gelmez. Ama şu an avını bırakmayan vahşi bir sırtlan gibi, kanlı bir saldırı yapıyor. Ve avını öldürdü öldürecek ama daha tam da ele geçiremedi vahşice saldırmaya devam ediyor. Bak şimdi bu açıklama da o, “orada belki kimyasal silah yapılıyordur” diyor. Ne yapacaksın? O zaman Suriye’yi yerle bir edeceksin. Halkı yenden bombalayacak, Müslümanları yeniden bombalayacak. Onun için oyuna gelmemek lazım.

 

(“İnsan neden diğer insanı küçük görür?” izleyici sorusu)

Herhalde kendini büyütmek için yapıyordur. Ama bir de şöyle; mesela hakikaten adam basittir, tavırları kötüdür, akılsız cevaplar veriyordur, temiz değildir bakımsızdır, kişiliksiz bir görünümü vardır, sevgisizdir, saygı bilmiyordur. Bu vasıflara sahip bir insan onunla karşılaştığında onu tabii ki anormal görebilir, garip görebilir bu büyüklenme değildir, onun durumundan rahatsız olmadır. Bunu da bu gözle değerlendirmek lazım.

 

(Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Afrin’in Kuzeydoğusu Şeyh Horoz bölgesinde harekata katılan bir tankımız PKK, PYD ve DEAŞ terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen saldırı neticesinde isabet aldı. Saldırıda 5 askerimiz şehit oldu. 2 askerimizin isimleri ve resimleri var. Şehit Ali Yılmaz ve şehit askerimiz Ahmet Bayram.)

Tuzak hazırlamışlar demek ki. Amerikan silahlarıyla yapıyorlar bunu. Külliyetli miktarda tanksavar var ellerinde. Önce o silahların ellerinden alınması gerekiyor. Yani o cephaneliklerin havaya uçurulması gerekiyor. Öbür türlü riskli olur diye düşünüyorum. Çünkü Amerikan malı çok fazla tanksavar var adamlarda ve uçaksavar da var. Amerika yığmış zamanında. Önce cephanelikleri ortadan kaldırmak gerekiyor benim kanaatim.

 

(“Hiç pişman oldunuz mu?” izleyici sorusu)

Pişmanlık her gün her zaman olur. Müslüman zaten pişman olmak için buraya gelir. Eğitimin ana direği pişmanlıktır. Biz burada sürekli hata yaparız düzeltiriz, hata yapar düzeltiriz öyle olgunlaşırız. Yani okul olmasının vasfı budur. Burası bir okuldur, ahlak, iman, vicdan okuludur dünya, bir kurstur. Buradaki en önemli şey insan hata yaptıkça bunu görüp tövbe edip düzeltip daha iyisini yapmasıdır yöntem olarak.

 

(“Kötü alışkanlıklarımızdan nasıl kurtulabiliriz?” izleyici sorusu)

İçki sigara falan. İkisi de çok kötü. İçki, daha ağızda başlıyor tahribat, bembeyaz olur ağızın mukozası alkolle karşılaştığında. Sigara da öyle çok berbat. Tadı, kokusu her şeyi kötü hiçbir olumlu etkisi yok rezalet. Tabii nasıl yapılır? Güçlü bir irade. Güçlü irade nasıl olur? İmanla olur. Allah’tan korkan, Allah’ı seven bunu rahatça elde eder. Bütün dikkati Allah’a vermek lazım, samimi olmak lazım. Samimi, Allah’a inancı samimiyetle elde edebiliriz. İnsan samimimiyse Allah’a karşı çok derin samimi derin bağı olur, muhabbeti olur.

 

(“Dünyadaki zulüm ve haksızlığın temel sebebi nedir?” izleyici sorusu)

Dünyadaki zulüm ve haksızlığın sebebi şeytanın haklı olma arzusudur. Çünkü dedi ki “İnsanlar zalimler cahiller, Sen onları boş yere yarattın” inancında şeytan. “Halbuki ben ateşten yaratıldım onu topraktan yarattın. Benim secde etmemi istiyorsun ama ben onu secdeye layık görmüyorum” diyor, secdeye yani “öyle bir saygı göstermeye layık görmüyorum” diyor. “Bana müsaade et onların ne kadar bozuk olduğunu Sana göstereceğim” diyor. Ve dolayısıyla insanlara musallat olarak onları bu hale getiriyor. Yani Allah’ı inkar eden, sevgisiz, zalim, gaddar, egoist bencil, saldırgan, ağzı bozuk, vicdansız, dengesiz, oyuncu, samimiyetsiz, yani şu an birçok yerde gördüğümüz bir kişiliği elde ediyor. Bu şeytanın bir oyunu. Ve insanların büyük bir bölümünü bu oyununa düşürüyor. Ama Allah diyor ki “samimi olan kullarıma bunu yapamazsın” diyor, hakikaten de yapamıyor samimi olan kullara. Son kere işte Allah şeytanı mağlup ediyor bunu göreceğiz önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde. Şeytan da mağlup olacağını bildiği için şu an bütün ordularını harekete geçirdi acayip yaygara yapıyor. Ayette diyor ya “atlılarınla yayalarında yaygara yap, onlara sağdan soldan üstten her yönden saldır.” Şu an o saldırıya geçti. Bize karşı şeytanın saldırmasının nedeni de bu, yani bu paniktir.

 

(“Bu dünyada olup cennette olmayacak bir şey var mı?” izleyici sorusu)

Tabii, tabii. Mesela cesaret yok cennette, cesaret yoktur. Yardımseverlik yoktur. Çünkü her yer Allah’ın malı kimseye bir şey verecek durumu yok. Acı yok, acıya sabretmek yok. Sabır yok bir kere sabırlık bir şey yok. Sabır çok önemli, cennet vesilesi, sabır yok. Merhamet yok çünkü merhamet edilecek bir şey yok. Sevgi var sadece sevgi var. Affetmek yok çünkü affedilecek bir şey yok. Dünyada olan birçok şey yok, orada sadece güzellik ve sevgi vardır o kadar. Sevgi yurdudur başka bir şey yok.

 

(“Akıl yürütürken mantık kullanmalı mıyız?” izleyici sorusu)

Vicdan kullanalım. Mantık kullandığımızda Allah esirgesin olmaz. Mantık kullanan genç kızlar hep kötü bir akıbete doğru giderler. Hem çirkinleşirler, hem bozulurlar, hem sağlıkları da gider, güzellikleri de gider. Allah çok başarısız hale getirir. Ama ısrarla daha da mantıklı oluyor daha da mantıklı olunca daha da batar. Vicdan kullanılacak sadece vicdan kullanılacak. Vicdan ve samimiyet.

 

(“Kararlarımızı neye göre almalıyız?” izleyici sorusu)

Seni bu kadar seven, seni bu kadar koruyup-kollayan, sana ruh veren, seni bu kadar etkileyici kılan Allah’a teşekkür eden bir ruh halinde olman lazım. Şükreden bir ruh halinde olman lazım. Ki zaten şükrettiğin için böyle güzelsin. Şükretmesen Allah böyle bir güzellik vermez. Kararlarımızı hep Allah’ın rızasına göre almamız lazım. Allah’ın rızası demek Allah’ın sevgisi demektir. Allah’ın sevgisine göre almamız lazım. Sevgiliye en uygun sevgiyi göstererek almamız lazım. Nasıl sevdirebiliriz kendimizi Allah’a, Allah’ı nasıl daha çok sevebiliriz hep amacımız bu olacak karar alırken.

2018-06-10 01:51:02

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top