Sayın Adnan Oktar'ın 31 Ocak 2018 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 31 Ocak 2018

 

Ülkemiz Böyle Hayati Bir Dönemden Geçerken Vatansever Herkesin Hükümetin Candan ve Samimi Aldığı Tedbirlere Destek Olması Gerekir

Türkiye’nin başı ciddi şekilde dertte. 83 milyon bir liderin etrafında kilitlenmezsek tehlike büyük. Bak Sayın Bahçeli çok basiretli bir insan onca riski göze alarak bütün gücüyle Tayyip Hoca’yı destekliyor. Bir devlet adamına yakışacak en akılcı hareket. Onu anlamayanlar da işte “partiyi eritiyor” bilmem ne. Parti tereyağı mı da erisin? Niye erisin? Bilakis MHP büyüyor. Bilakis asaletine uygun hareket ediyor. Çok candan güzel bir destekle devleti koruyor, hükümeti korumuyor orada devleti koruyor. Hükümeti korumak demek devleti korumak demektir aynı anlamda.

Tayyip Hocam samimi bir insan. Yalnız bırakmak çok büyük bir hata olur. Çok büyük bir ahlaki eksiklik olur. Çok büyük bir vicdan çöküntüsü olur. Bu kadar cansiperane aşkla şevkle hizmet eden bir insana yardım etmemek, destek olmamak vicdanın kabul edeceği bir şey değil. Ayak bağı olmak da çok çok günah ve çirkin.

 

(Burseya Dağı’nın ardındaki Raco’daki 915. Tepe ve Cinderes’te PKK’lı teröristlere ait birçok mevzii ele geçiren TSK ve ÖSO Afrin şehir merkezine 14 kilometre kadar yaklaştı. Merkezde bulunan bazı Arap ve Kürt aşiret temsilcileri “Türkiye’den destek görürsek Afrin’i korumak için PKK’ya karşı ayaklanırız” dedi.)

Tamam artık işte desteğin alası var. Adamlardaki münasebetsizliği görüyor musun bak oranın yerli halkı diyor ki: “Türk devleti bizi desteklerse biz gereğini yaparız PKK’ya” diyor. Bu büyük bir nimet ve büyük bir imkan. Adam ne diyor? “Bunlar El-Kaideci” bilmem ne falan. Sen nasıl vicdana sahipsin? Nasıl bir insansın sen? Kendin çözüm getirmiyorsun, oradaki masum halkın candan direnişine de katkın olmuyor. Ancak ayak bağı olacak kafa bulandıracak laflar etmeye kalkıyorsun. Kimsenin de kafasını bulandıramazsın ayrıca. Çok ayıp yapıyorlar çok çok ayıp. Bunların hiçbiri unutulmaz hiçbiri unutulmaz. Çok çok vicdanen bunları düşünmeleri gerekiyor.

 

(“Güzel koku hakkında ne düşünüyorsunuz?” izleyici sorusu)

Güzel koku sevginin bir koludur, sevginin beş şubesinden birisidir. Allah güzel kokuyu sevgi için yaratmıştır, sevgi amaçlıdır. Görme duyusu sevgi içindir, tat duyusu sevgi içindir, dokunma duyusu sevgi içindir. Bütün duyular sevgi içindir. Dolayısıyla güzel koku sevgiyi coşturan, sevgiyi alevlendiren büyük bir nimettir. Cennette hep güzel koku göreceğiz. Her seferinde yeni bir koku. Rüzgar şeklinde geliyor hafif hafif bir koku “ne kadar muhteşem bir koku” diyorsun bir tane daha geliyor, bir tane daha geliyor. Allah’ın sonsuz gücünü gösteriyor Cenab-ı Allah. Ucu-sonu yok. Cenab-ı Allah da tecelli etmeden önce bütün cenneti çok güzel bir koku sarıyor. Yapraklarda kıpırdama süratlenmeye başlıyor. Her yerde hareketlenme ağaç dalları falan bir sevinç alameti oluyor bütün her yerde. Sonra Allah bir boyut değişikliği meydana getirerek tecelli ediyor. Buna da alışacağız, boyut değiştirmeye de alışacağız. Normalde boyut değiştirme insanı heyecanlandırır. Ama cennette alışacağımız için büyük bir heyecanla, hani böyle insan güzel bir şeye bineceği vakit heyecanlanır ya, bir heyecanla onu bekleyeceğiz. Zaten belli boyut değiştirip, Allah’ın güzelliğini doya doya doya seyredeceğiz. Ve konuşma imkanımız oluyor Allah ile. Allah hal-hatır soruyor mesela “nasılsın?” diyor “iyiyim elhamdülillah Ya Rabbi” diyor mümin. Mümin öldüğü andan itibaren hiçbir sıkıntısı yoktur, o çok yanlış biliniyor. Canı alınırken de korkacağı hiçbir şey olmaz. Ama son ana kadar imtihan olur ayrı mesele. Ama canı alınmaya başladığında her şey kolay, zevkli ve güzeldir. Heyecanlanacağı, korkacağı hiçbir şeyle karşılaşmaz. Anlamı yok çünkü imtihan bitmiş müminse.

 

(“Dünyada neden bu kadar din çeşitliliği var?” izleyici sorusu)

O bir güzellik. Allah “Ben istesem hepinizi tek bir dine sahip yapardım” diyor. Çok da kolay olurdu hakikaten tek bir din gelirdi. Kitabın değişmesi için de bir neden yok değişmez niye değişsin dururdu. Ama Allah değişecek şekilde yaratmış. Hristiyanlık oluyor mesela bir renk olsun diye yapıyor Allah renk. Ama bir de o din çeşitliliğinden biz sorumluyuz. Musevilikten biz sorumluyuz, Tevrat’tan sorumluyuz Tevrat’ı okumakla mükellefiz ve İncil’i de okumakla mükellefiz. Tevrat, İncil ve Kuran üç kitaptan da mükellefiz. Sadece Kuran hakem kitaptır yanlışlıkları düzeltir. Yoksa Tevrat ve İncil nurdur ve hidayet kaynağıdır.

 

(ODA TV Mahmut Hocamız’ın evinde çekilen görüntülerinden bir bölüm yayınlayarak “Bu görüntüler çok konuşulacak” başlıklı bir haber yaptı. Haberde şu ifadelere yer verildi: “Görüntülerde tarikatın müritlerinin türbe ziyareti yapar gibi Ustaosmanoğlu’nu ziyaret ettiği görülüyor. Gelenlerin görüş aldığı söyleniyor. Gelenler ‘maşaAllah diyoruz, Kuran’dan ayetler okuyoruz, isteklerimizi dualarımızı kalbimizden geçiriyoruz’ diyorlar.” ODA TV’de yayınlanan görüntüleri gösterebiliriz.)

Şeyhimizin sağ salim olması bayağı güzel çok efendi bir insan Mahmut Hoca. Fatiha okunması da çok güzel burada rahatsız olunacak ne var yani? “Dua edin” diyor ne güzel. Allah şifa versin, sağlık sıhhat versin Şeyhimize. Dünya tatlısı, onun sağ salim olması çok büyük bir nimet. Sevinç duyuyoruz ne güzel. Şeyhimiz Sultanımız Şeyh Mahmut Efendi Hazretleri çok çok güzel ahlaklı, çok dürüst, bütün ömrünü İslam’a, Kuran’a adamış bir insan. Talebeleri de çok efendi insanlar, çok terbiyeliler. Mübarek, muhterem, müberra insanlar, Allah selamet versin. Şeyhimize sevgileri de çok güzel, saygıları da çok güzel yöntem de çok iyi. Eskiden gidip sarılıyor grip adam nezle, cinayet gibi bir şey. Sen deli misin gidip sarılıyorsun? Bir de öpüyor falan olduğu gibi geçiriyor hastalığı. Yaşlı-başlı insan onun bedeni kaldırır mı? Bu yöntem çok güzel.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan son açıklamasında “Biz millet-i İbrahim’den geliyoruz” dedi. “Milletin cumhuriyetle başladığını söylemek binlerce yıllık Türk tarihini yok sayarak bunlara ihanet etmektir. Balkanlardan Makedonya Cumhurbaşkanı İvanov bir tarih profesörüdür. ‘Osmanlı’nın millet sistemini örnek alın’ der. Bunu özel çalışma yemeğimizde de bize anlatmıştı. Milleti ve milliyeti anlamak için öncelikle kendi geçmişinizi çok iyi bilmeniz gerekir. Bizim dilimizin kaynağı eskilerdir, dinimizin kaynağı eskilerdir, soyumuzun kaynağı eskilerdir. Biz millet-i İbrahim’den geliyoruz. Bunun bilinmesi lazım” dedi.)

İyi güzel. Tayyip Hocam’la Davutoğlu barışmış. “Dün Cumhurbaşkanlığı Grup Toplantısı’na bir yanında Binali Yıldırım, bir yanında Davutoğlu katıldı” diyor. Doğrusu bu. Böyle bir dönemde Tayyip Hoca’ya muhalefet günah, ayıp, yazık ve çok çirkin. Var gücümüzle destek olunacak zaman. Ne diyorlarsa desinler. Adam diyor ki işte “reisçi oldu” bilmem ne. Desin kardeşim. “Evet doğru” dersin “teşekkür ederim” dersin. Desteğe devam. Çünkü diyecek ki adam “böyle yanlış anlaşılır en iyisi desteklemeyeyim” bak kafaya bak mantığa bak. Onlar bizi öyle provoke edecek, biz de diyeceğiz ki “hakikaten ne gerek var desteklemeyelim bari madem öyle deniyor” diyecek. Evet, reisçiyiz destekliyoruz var mı diyeceğin? Her zaman destekledik halen de destekleyeceğiz devam edeceğiz yani.

 

Güzel şeyler olacak. Zor şeyler olacak, çok büyük olaylar olacak ama sonu da çok yakın, şahane bir dönem. 2019, 2020, 2021, 2023. 2023 direkt bayramdır söyleyeyim. Tayyip Hocamız’la gayet güzel gider. Onun tecrübesi hırsı, kararlılığı, inatçılığı mükemmel. Onunla Türkiye’yi çok güzel çizgiye getiririz. Bak saygınlaştılar. Kafa tutanlar “pardon” falan diyorlar “ne silah vermesi, PKK’ya silah mı veririz?” diyorlar. Daha önce cayır cayır göz göre göre veriyorlardı. Ama bak, kararlılık, cesaret ve dirayet nasıl güzel netice veriyor görüyorsunuz. “Eğer, başka bir yerde de öyle Amerikan desteği bizim için hiç fark etmez, kim olursa olsun gereğini yaparız” diyor. Baktılar ki kararlı haklı ve doğru, adam geri çekiliyor o zaman. Öbür türlü korkutacağını zannediyordu. Onun için pasif liderlerle olacak bir şey değil bu. Sayın Bahçeli’den de Allah razı olsun, evladı gibi sahip çıkıyor Tayyip Hoca’ya bayağı candan. Siyasi geleceğini falan hiç düşünmüyor. Vatan, millet, devlet, bayrak, Allah, Kitap. O, samimi kararlı mücadelesinin peşinde. Evet, onun için de bütün gücümüzle destekliyoruz. Rahmetli Türkeş’in de aleyhine hiçbir faaliyete müsaade etmeyiz. Unutturulmasını da asla istemiyoruz. Ne Erbakan Hocamız’ı unutturacağız ne de rahmetli Başbuğ Türkeş’i. Mümkün değil bunu unutsunlar. Unutturmaya çalışanlar unutulacaklar onu söyleyeyim.

 

(TSK’nın Afrin’de düzenlediği operasyonlara karşı kötü bir algı oluşturmaya çalışan İngilizler, tarihi eserlerin vurulduğunu iddia etti. Terör örgütü DEAŞ’ın bölgede müzeleri imha etmesine, YPG’nin de tarihi eserleri kaçırarak Avrupa’ya satmasıyla ilgili tek bir haber yapmayan BBC, Zeytin Dalı Harekatı’nı karalama çabasında. Konuyla ilgili TSK açıklama yaptı. Tek bir tarihi esere zarar verilmediğini belirtti.)

Olacak iş mi? Türkiye o konularda en ihtisaslı, en titiz ülkelerden biridir. Bunlar çok münasebetsiz, densiz ağzına ne gelirse söyleyen tipler. Bir de iftiracılıkları çok kızdırıcı ve çirkin. Türk ordusuna sanat öğretiyorlar, tarih öğretiyorlar. En titiz oldukları konulardan biri. Bir daha herhalde öyle münasebetsizlik yapmazlar.

 

(“Samiri kimdir?” izleyici sorusu)

Samiri, şeytanın Hz. Musa (as) devrinde boş bulduğu bir beden. Şeytan baktı Hz. Musa (as)’ın kavmine çok fazla ölü beden var. Ama ölü bedenlerden bir tanesini yetenekli buldu gitti o bedene girdi. Ve böylece Samiri’yi kendine esir etti. Şeytanın kontrolüne girdi. Azılı münafık olarak Müslümanları İslam yolundan, Allah’ın Kitabı’ndan Tevrat’tan saptırmak için bütün ömrü boyunca kepazelik yaptı. Ve yalnız yaşayıp yalnız ölmüştür Samiri. Allah’tan ona bir bela, münafıkların mukadderatı budur.

 

(“Asıl amacınız Allah için yaşamak mı?” izleyici sorusu)

Allah için yaşamak ama tabii bunu genişletmek gerekiyor. Allah için yaşarken insanları Allah için yaşatmayı amaçlıyorsun. Allah için yaşamanın şekli insanları Allah için yaşatmaya teşvik ve onun zeminini hazırlamak. Yani İslam’ın dünyaya hakimiyetini sağlamaktır. Ayetin hükmü açık, ne diyor Cenab-ı Allah? “Din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar mücadele edin” bak “din Allah’ın oluncaya kadar ve fitne yeryüzünden tamamen kalkıncaya kadar” bu İslam’ın dünya hakimiyetidir ki kutuplara kadar her yere hakim olması demektir. Bu ayet bile Mehdilik için yeterli bir ayettir. Mehdiliği özetleyen bir ayettir. Nur Suresi 55’te de Allah “İslam’ı bütün dünyaya hakim edeceğim” diyor çok açık, gayet net.

 

Ülkücüler Türk Milletinin Sivil Güvenceleridir. Her Dönemde Çok Hayırlara, Faydalara Vesile Olmuşlardır

Bozkurtlar tabir ettiğimiz ülkücüler Türkiye’nin temel direklerindendir. Türkiye’nin güvencesidir. Mesela Türk ordusu, Türk polisi nasıl güvencedir, ülkücüler de Türk milletinin sivil güvenceleridir. Her dönemde çok büyük hayırlara faydalara vesile olmuş. Çok çile çekmiş, çok acı çekmiş memleketin devlet terbiyesi almış, asil, soylu, cesur, kabadayı delikanlılardan oluşan yiğitler topluluğudur. Çok hayır hasenat vesilesi oldukları için çok iyi desteklenip korunup kollanmaları lazım. Allah sayılarını artırsın, şevklerini artırsın. Bütün gücümle destekliyorum, özellikle bu dönemde çok hayati. Her yerde elhamdülillah ben haberlerini alıyorum çoğalıyorlar sessiz sedasız. Bilinçli, siyasi bilinci olan, PKK’ya karşı, kendi siyasi bilincini de geliştirmiş, işte Dev-Sol şuna buna karşı da kendi siyasi bilincini geliştirmiş, kendi milletinin öz felsefesini, öz dinini savunabilen, maneviyatını savunabilen ve savunan, kendini Allah’a adamış kabadayı yiğitler. Böyle delikanlıları yetiştirmek çok hayatidir. Birçok insan boş, bomboşlar. Ama ülkücüler siyasi bilinçle, manevi bilinçle yetişmiş, alabildiğine cesur, Allah için rahatça ölümü göze alacak koçyiğitlerdir. O yüzden bütün gücümüzle destekliyoruz, teşvik ediyoruz, takdir ediyoruz. Allah yollarını açık etsin. Hanımlar için de öyle. Benim bir bozkurt kız arkadaşım var çok yaman, çok şeker bir şey. Dün de geldi buradaydı. Çok cesur oluyorlar, maşaAllah. O bilinçle yetişmeleri çok hayati gayet güzel. Allah hepsinin yardımcısı olsun. Tabii ben sadece MHP’yi destekliyor değilim, AK Parti’yi de tek başına destekliyor değilim. Sağ partilerin tamamını destekliyorum. Hepsine elimden geldiği kadar destek sağlamaya çalışıyorum. Ülkücülerin yolu çok açık görülüyor, maşaAllah. Stil ve yöntem olarak da çok iyi. Şevkleri, gayretleri de çok iyi. Allah sayılarını, kalitelerini, güçlerini, imkanlarını alabildiğine artırsın.

 

(Afrin bölgesinden ateşlenen 3 roket daha Hatay'ın Reyhanlı ilçesine düştü. Roketlerden birisinin E5 karayoluna düşmesi sonucu bir kişi hafif yaralandı.)

Kardeşim yani, ya ben söylemeyi bilmiyorum, ya anlatamadım. Şimdi roketin atıldığı yer belli değil mi? Orayı haritadan silmek lazım. Orada canlı hiçbir şey bırakmayacaksın, bakteri bile bırakmayacaksın. Bütün araziyi yaksınlar çünkü adamın belli ne yapacağı, top ateşiyle hallaç pamuğuna çevirsinler. Uyarıyoruz adamları diyoruz “çekilin, burayı boşaltın” süre de veriyoruz tamam, artık orada bakteri dahi bırakmayacaksın. Bir daha gelemeyecekleri hale getirmek lazım. Bir de bizdeki silahların gücü daha çaplı olması lazım otuz kere söyledim top mermisi bir tonluk olması lazım top mermisi en az bin kiloluk, namlu çapı çok geniş olması lazım, namlu uzunluğu çok uzun olması lazım. 70-80 kilometreden çok rahat vurulabilmesi lazım topçu ateşiyle birer tonluk mermilerle. Mesela; 4 saat ateş altında tutacaksın adam oraya gittiğinde orayı tanıyamaz. Arazi değişir başka bir şekle sokarsın sıkıysa bir daha oradan ateş etsin. Böyle bir yöntem geliştirelim yani silahın çapını genişletelim.

 

(“Günümüzdeki genç kızların evliliği çözüm olarak görmesi ne kadar doğru?” izleyici sorusu)

O kadar genç kızları sıkıştırıyorlar ki, o benim canlarım o kadar açmazda ki anlatamam sana, çok korkunç. Daha 19 yaşına gelir gelmez “git kendine koca bul” diyorlar. Korkuyor, “19-20’li yaşlara geçti mi evde kalmış olur” diyor. O panikle o çocuklara nasıl sıkıntı veriyorlar anlatamam. 19 ya “19'un içinde bul” diyor çünkü o avantaj ya. 23 falan eli ayağı boşalıyor “gittin sen” diyor, “mahvoldun” diyor. 25'te artık ümitleri gidiyor. Bırak çocuğu Allah Allah. Allah nasibiyse nasıl hayırlıysa Allah nasip etsin ona yani ahiretine vesile olacak, hayra vesile olacak, onu imana Kuran'a davet edecek, ona rahat hayat yaşatacak, ona sevgi, şefkat, merhamet gösterecek birisi varsa Allah ona onu nasip eder. Çocuğun yakasına yapışmanın alemi ne? Yani bunun boyutu çok korkunç boyutlarda. El alemin adamlarını alıp getiriyor çocukla karşı karşıya oturtturuyor lokantaya falan götürüyor. Çocuğun eli ayağı buz kesiyor, tanımaz bilmez elin adamı yani uğraşılır mı onunla? Adam sigarayı yakıyor böyle tellendiriyor havaya üfürüyor, çocuğu da sorguya çekiyor sanki üst perdeden. Emniyette bazen sorgularlar ya onun gibi yani. Ne iş yaparsın, bulaşık yıkamayı bilir misin? Çamaşır yıkamayı bilir misin? Elinin körü yani, ne kadar çirkin bir üslup, çok korkunç genç kızlara böyle bir teklif getirmemek lazım. Oluyorsa olur, olmazsa olmaz. Çocukları sıkıştırmak yazık, günah, ayıp ve çok çirkin. Biliyorum ben, çok duyuyorum. Çocukların eli ayağına şaşıyor yani, bir de “zengin koca bul” diyorlar. Çocuk nereden bulsun hayır buluyor zaten başına bela oluyor birçoğu da. Yediğini başına kakıyor, içtiğini başına kakıyor, giydiğini başına kakıyor yazık günah değil mi o çocuğa? Kısa sürede tanınmayacak hale geliyorlar yazık. 3 yıl, 5 yıl evli kalıyor teyze oluyor. Tanınmayacak hale geliyor.

 

Allah’a Güvenen, Teslim Olan Bir İnsan Şirke Girmez. Hasta Bir İnsan Eğer “Ben Şimdi Doktora Gideceğim Bana Bir İlaç Verecek O İlaç Beni İyileştirecek” Derse Şirke Girmiş Olur

Gizli şirk her yerde başımıza bela olabilecek bir şey. En aklı başında bir adama bile musallat olabilir çok dikkatli olmak lazım. Mesela bir insan bir şeyden korkmaya başladı mı, sıkılmaya başladı mı, tedirginlik varsa şirk devreye girmiş demektir, vücut alarm veriyor yani ‘sen şirk içindesin’e geliyor o. Sebepsiz bir korku başladıysa, bil ki şirk içinde. Sen Allah'a güvensene kardeşim, bütün kaderin bir film, bir kaset gibi hepsi onun içinde neyin telaşını yapıyorsun? Şirk nasıl olur, gizli şirk? Diyor ki, “Şimdi ben doktora gideceğim bana bir ilaç verir hiçbir şeyim kalmaz” diyor. “Doktora gideceğim ilaç alacağım inşaAllah” dersin, Allah vesile eder inşaAllah dersen. “İlaç beni kurtarır” dedin mi bu gizli şirk olur. Bu ve buna benzer yüzlerce örnek gösterebiliriz.

 

Mümin Cennetten Gelir, O Nedenle Ruhunda Cennete Bir Eğilim Vardır. Cennette Kaliteyi Öğrenir, Dünyada da Evin, Sofranın, Kıyafetin, İnsanın En Kalitesini Arar

Bizim ruhumuzda bir cennete eğilim vardır içgüdüsel olarak, biz müminler cennetten geliyoruz inşaAllah. Biz cennette kaliteye alışıyoruz, müminler kaliteye alışıyor. Geldiğinde de cennet kalitesini arıyor, bulamayınca da onu elde etmek için uğraşıyor. Mesela ev darmadağınıksa düzeltiyor, bilgisayara bakıyor tozlanmış onu düzeltiyor yahut elbisesi ütüsüz onu düzeltiyor çünkü cennette elbiseler gıcır gıcırdır buruşmaz filinta gibidir. Yiyeceğe bakıyor, sofraya bakıyor cennet sofrası gibi değil, kalitesiz bir görüntü var onu hemen hisseder ve düzeltir. Becerebildiği kadar cennetteki bilinçaltındaki hale çevirmeye çalışır onu gücü yettiği kadar. Kalite diye cennete olan özleme denir. Cennette öğrendiğimiz bilgiyi dünyada uygulama isteğimize kalite denir.

 

(“Allah insanların rızkını neye göre veriyor?” izleyici sorusu)

Haline, durumuna göre ama canımın içi rızk zaten çok az bir şeyle insan yetiniyor. Rızık deyince insan tabii çok fazla bir şeye ihtiyaç var gibi görüyor ama bir tabak yiyecek insana yeter. Yani rızkın ikinci kısmı zehir olur. Mesela et yiyor bir tabak “doymadım, biraz daha yiyeyim” diyor, halbuki vücudu zehirler artık o. Çünkü o vücutta toksik maddelere dönüşür. Vücut ilgili kısmı alıyor, ondan sonrasını alamıyor. Ne yapsın? O zaman zehre dönüşür. Onun için Allah'ın insanlar için bahşettiği rızık belirli bir miktardadır. Azdır ama cennetteki rızık, yüzlerce tonla açıklanacak gibi değil, binlerce tonla açıklanacak gibi değil. Yer yok olur. Yer yok olur. Yani vücudunda birikmez. Akşama kadar 10 ton yemek yer, 10 gram bile almaz insan. Vücudunda o çok güzel bir ten kokusuna dönüşüyor. Bir gül kokusu gibi. O kadar bütün yediği yiyecekler yani vücuttan ayrılış şekli o şekilde. Çok tatlı güzel bir koku tarzında, insanların çok hoşuna giden bir koku tarzında, ki zaten aldığı bir şey yok ki, çünkü zaten görüntüden ibaret.

 

(“Sevgi hipnoz eder mi?” izleyici sorusu)

Bak hep sevgi canlarımın ruhunda, hep sevgi. Deccal ellerinden almaya kalkıyor. Kaba softa ham yobazlar bu sevgiyi insanların elinden almaya çalışıyorlar. Deccal çift koldan saldırıyor. Hem Darwinist, materyalist sistemle, hem kaba softa ve yobazlar kanalıyla. Hepsini de Allah helak edecek hepsini. İlimle, irfanla, kanunla hukukla. Derin tutkuda hipnoz benzeri bir etki meydana gelir. Derin tutkunun etkisi altına girer insan. Yedinci duyu. Yani beş duyunun tamamı zaten sevgi içindir. Altıncı üst duyu içgüdüdür, içgüdü duygusu ama yedincisi asıl hedeftir. Ana duygudur sevgi. İnsanlardaki ana hedef ve ana duygu. Her şey onun içindir. Dolayısıyla sevginin derin okyanusuna giren hipnoza girer. Tutkudan adeta divane olur. Tutkudan adeta divane olur. Mesela Veysel Karani, Resulullah (sav)’a sevgisinden divaneydi. Hz. Ebubekir (ra) de divaneydi. Resulullah (sav)’a sevgisinden deli divane oldu böyle. Aşık yani. Ama kadına olan sevgide bütün duyular devreye girer çok çok şiddetli olur. Ona tutku denir. O tabii Allah'ın verdiği cennet nimetidir. Ancak yüksek müminler bunu elde edebilir. Yani derin imana sahip havas kişiler bunu elde edebilirler. Ve bu tarif edilecek gibi bir şey değildir. İnsanı o okyanusta adeta boğar. İnsan sevgiye boğulur. Allah'ın dilemesiyle, Allah'ın lütfuyla.

 

(“Yaşlanmayı önlemek mümkün mü?” izleyici sorusu)

Yaşlanma engellenirse imtihan olmaz güzel yüzlüm, gerekir. Yani çabuk olması da çok hayırlı. Çünkü otuz yaşından sonra hemen süratle çökme başlıyor. Yani otuz yaşında, kırk yaş alametleri başlıyor. Kırkında çok keskin şekilde yaşlanma oluşuyor, alenen görülüyor. İmtihan açısından bu çok önemli ve faydalı. Yani insanları dünyadan vazgeçirmek için çok önemli. Dolayısıyla bunun durmasını istemen gereksiz bence. İmtihan sağlıklı oluyor böyle. Allah’ın kanunu çok güzel. Gönlün çok rahat olsun.

 

(“Neden birçok insan Ermenilere karşı?” izleyici sorusu)

Ermeniler mukaddestir bizim için çok değerlidir milleti sadıka olarak Osmanlı'da çok değer görmüş, saygı görmüş bir millettir. Bizim generallerimiz Osmanlı generallerin çoğu Ermeni’ydi. Mühendislerimiz, doktorlarımız hep Ermeni’ydi sanatçılarımız. Bizden onları zorla ayırdılar ırkçılığın geliştiği dönemde. Yeniden bu güzelliği sağlayacağız. Ermenistan'la aramızdaki sınırı kaldıracağız. Azerbaycan'ın kaybedilen toprakları Azerbaycan'a geri verilecek muazzam bir dostluk ortamı ve kardeşlik ortamı olacak. Zulüm yapanlar da cezalandırılacak ayrı.

 

(“Aklımızdan geçen kötü düşünceler için günah yazılır mı?” izleyici sorusu)

O elde olmadan insanın aklına gelir. Yani kısa kısa onların hiçbir geçerliliği olmaz. Bilinçli ve istekli olarak yani kafasında onu organize ederek kararlı bir şekilde yapılan kötü düşünce yasak haramdır yoksa kafadan geçer sürekli her şey geçer bu kafa, yolgeçen hanı gibidir her şey geçer hiçbir mahsuru olmaz. Onunla ilgili insana bir sorumluluk olmaz. Vesvese diye tabir edilir kötü bir şey hiç kimse istemez.

 

(“Dünya nasıl bir yer?” izleyici sorusu)

Meleklerden bile üstün olunan bir yer. Cebrail (as)’den, Mikail (as)’den üstün olunabilecek bir yer. Bütün meleklerden üstün olunabilecek bir yer. Çok kıymetlidir dünya. Tabii cehenneme çok benzer. Cennetle, cehennem arasıdır. Ama vefat ettiğinde insanlar anlayacaklar. “Ya” der adam “bir saniyesini bile keşke boş geçirmeseydim” der. Çok çok değerli, çok değerli. Sadece burada imtihan var sonra bitiyor. Sonsuza kadar imtihan yok ondan sonra. Onun için kıymetini iyi bilmek lazım. Zorluklarının, acılarının çok iyi kıymetini bilmek lazım inşaAllah.

2018-06-03 06:03:09

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top