Sayın Adnan Oktar'ın 19 Ocak 2018 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 19 Ocak 2018

 

(Başbakan Binali Yıldırım dün Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen İl Emniyet Müdürleri Toplantısı’na katıldı.  Başbakan Yıldırım program sırasında şunları söyledi Turgut Aslan için: “Turgut Aslan o gece Jandarma Genel Komutanlığı’ndaki alçaklara karşı verdiği kahramanca mücadele sırasında gazi oldu. Bugün onu aramızda görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.”)

Ama hakiki gazi, maşaAllah. Ordumuz, polisimiz, bizler PKK’yla mücadele ederken, kendini sağcı gibi gösteren ama normalde solcu olan PKK’ya, PKK’nın yayın organlarına destek veren bazı garip adamlar diyeyim, kendilerince aleyhimizde bir şeyler yaptıklarını zannediyorlar. Allah’ın gücünü hiç düşünmüyorlar. Çok özgürce bir şeyler yapabileceklerini düşünüyorlar. Öyle zannettikleri gibi olmaz. Akıllarını başlarına almaları lazım.

 

Allah’ı Çok Sevdiğimiz İçin Cennette Onun Neşesi İçinde Olacağız. O’nun Bize Gösterdiği Her Nimetten, Her Güzellikten Çok Hoşnut Olacağız

Cennetteki güzelliklerden nasıl zevk alabiliriz? Allah çok sevilince onun neşesi içinde olacağız. Sonsuz akla teslim olduğumuzu bileceğiz. Sonsuz aklın güvencesinde olduğumuzu bileceğiz. Sonsuz güzelliğe teslim olduğumuzu bileceğiz. Sonsuz güzelliğin bizi sevdiğini bileceğiz. O zaman O ne gösterirse hepsi çok hoşumuza gider. Bahçeler, bağlar, meyveler ne görsek hepsinden çok hoşnut oluruz.

 

Affetmemek, Gurur, Enaniyet, Kendini Büyük Görmek, Bencil Olmak Gibi Tüm Bozuklukları Din Ahlakı Ortadan Kaldırır

Gurur, büyüklük hissi, enaniyet, kendini büyük görmek, egoist bencil olmak. İşte din bunu ortadan kaldırıyor İslam. Bak ne kadar hayati bir güzelliği sunuyor insanlara. O bir bela affetmemek, kurtulamıyor, on sene yirmi sene kurtulamıyor. Halbuki imanla çok kolay aşabilir onu, akılla Allah sevgisiyle çok rahat aşabilecekken aşamayıp boğuluyor. Onu affetmiyor bunu affetmiyor sonra tek yalnız kalıyor.  

 

(Olası Afrin operasyonu için Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı, “Türk savaş uçakları saldırırsa düşürmeye hazırız” dedi.)

Yani lehlerine olarak görmüyorlar mı böyle bir şeyi? Ha şu Özgür Suriye Ordusu’ndan dolayı. Onu düşman olarak görüyorlardır onlar, Türkiye’yi de düşmana yardım ediyor olarak görüyorlar. Türkiye’nin orada yapacağı şey Suriye ile Suriye devletiyle birleşmek. Yani Suriye hükümeti, Suriye devleti hatta Esad’la birlikte hareket edip orada PKK’lı şu bu hiçbir şey bırakmamak. Sırf Afrin şu bu falan kurtarmaz, küçük küçük bölgelerle olacak bir şey değil. PKK’nın bölgeden tamamen atılması gerekiyor. Çünkü ne diyor Esad “Bunlar vatan haini” diyor PKK için. Hiçbir yerde hiç bir şekilde kabul etmiyor. “Birlikte ittifak edelim var mısınız?” dersin sorar anlaşırsın “PKK’yı tamamen kazıyacağız” “evet varız” dediklerinde bitti. O hükümetle birleşip darmadağın ederiz. Şimdi “Esad mı PKK mı?” dendiğinde biz Esad’ı tercih ederiz. Hiç düşünülecek gibi değil. Aksine çok uğraşacağız. Afrin şu bu falan yüzlerce yerleşim yeri var. İllaki PKK orada olacaktır. Oradan kovalarsın oraya geçer, oradan kovalarsın oraya geçer. Bu uzun bir süreç olur ve yorucu bir süreç olur. Ama anlaşırsak Suriye ile 48 saatte yahut 72 saatte konu biter. Bak, Suriye hükümetiyle anlaşıyoruz, Esad’la anlaşıyoruz, devletiyle anlaşıyoruz, Rusya ile anlaşıyoruz, İran’la anlaşıyoruz tek bir fikir etrafında toplanıyoruz. Diyoruz ki “burası bağımsız bir ülke olsun, eski bağımsızlığına kavuşturalım.” Bunu herkes destekler. Ama böyle olursa yani Özgür Suriye Ordusu falan hükümeti yıkmaya çalışan bir ordu biz onu desteklersek PKK bundan istifade eder. O zaman her yerde olurlar. Nitekim her yerde varlar şu an. Mesela Afrin konusu uzadıkça uzuyor. Uzar gibi de görünüyor. Boş yere bizi oyalamış oluyor bu sistem. Biz vakit kaybetmeyelim, ittifakla anlaşalım en fazla 72 saatte bu işi bitiririz. Orada da bir tane PKK’lı kalmaz. Bunun dışında çok zor, çok çok zor.  

 

(“İnsanlar neden ufak tefek şeylere takılırlar?” izleyici sorusu)

Ona takıntı diyorlar. İnsanlarda vardır ufacık bir şey, ayakkabısının kenarına bir şey olur, akşama kadar ona kafası takılır. Yahut gözünün kenarında bir çizgi belirir “eyvah ihtiyarlıyorum” diye. Onunla uğraşırken ertesi gün bir tane daha çizgi bulur. Kaşında mesela tek bir beyazlık çıkıyor “battım ben” diyor. Bayağı takılıyor ona ne yapsak acaba falan gibisinden. Ayağının topuğundan şüpheleniyor, kolundan şüpheleniyor, sokaktan şüpheleniyor falan. Yani sürünmenin diğer adı. Her şeyi Allah’a bırakıp gönlü rahat olmalı insanın.  

 

(“3. Dünya Savaşı olacak mı ya da şu anda bu savaşı mı yaşıyoruz?” izleyici sorusu)

Aslında daha pek olmadı. Onun zeminini hazırlıyorlar. Benim gördüğüm alenen onun zemini hazırlanıyor. Ama benim kanaatim Mehdiyet bunu önleyecek gibi geliyor. İngiliz derin devletinin bir oyunu var fakat Mehdiyet bu oyunu bozuyor. Onlar da kudurmuş gibi saldırıyorlar benim gördüğüm. Bütün elemanlarıyla adamlarıyla kudurmuş gibi saldırıyorlar

2018-06-02 23:52:48

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top