Adnan Oktar'dan İlk Kez Duyulan Açıklamalar



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (28 Kasım 2016; 18:00)

 

MÜNAFIK SÜREKLİ MÜSLÜMANI MEŞGUL EDİP HIRPALAMAYA ÇALIŞIR

Münafıklar İslam ülkelerini akıl almaz meşgul ediyorlar. Savaşlarla, kargaşayla münafık sürekli olay çıkartır. Çok alçak bir mahluktur. Sürekli kargaşa çıkarır. O biter bir tane daha bulur. O biter başka bir tane daha bulur. Münafığın o şeytani kirli torbası o lağım torbası sürekli kaynar. Her gün bir şey çıkartır. Her gün bir pislik, her gün bir ahlaksızlık, her gün bir kahpelik. Mesela önce bir ayaklanma yaptılar. O yetmedi darbe yaptılar. Şimdi yine bir ahlaksızlık daha düşünüyorlar. Şimdi ekonomik yönden. Mesela gittiler İsrail’in ormanlarını yaktılar. Tam münafık azgınlığı. Münafıkların bitleri vardır daha küçükleri onlar da öyle çok huzursuzdurlar. Sürekli pislik peşindedir şeytanın etkisiyle. Her münafık böyledir. Mesela evinde rahatsız eder, sokakta rahatsız eder, iş yerinde rahatsız eder, devlet içinde rahatsız eder.

 

MÜNAFIK ŞEYTANIN YÖNLENDİRMESİYLE SÜREKLİ MÜSLÜMANLARI MEŞGUL ETMEK İSTER, SÜREKLİ HUZURSUZLUK ÇIKARIR

Münafık illaki kargaşa ister. Huzursuzluk, pislik, kepazelik. Terör olsun, anarşi olsun. Mesela bomba patlatıyor. Ertesi gün bir tane daha bomba patlatıyor. Bütün Müslüman ülkelerin vaktini ve enerjisini alıyor münafıklar. Bir münafık özelliğidir. Şeytanın ifasıyla Müslümanları sürekli meşgul etmek münafığın özelliğidir. Sürekli gündem olur. Sürekli konuşturtur. Adeta bir makine gibi. Böyle lağım üreten bir makine gibidir.

 

MÜNAFIK SÜREKLİ TALEP HALİNDEDİR. İSLAM'A HİZMET İÇİN BİR FAALİYETTE BULUNMAZ, BÜTÜN GÜCÜNÜ İSLAM'A ZARAR VERMEK İÇİN KULLANIR

Münafığın taleplerinin ardı arkası kesilmez. Mesela diyor ki “Türkiye’nin Güneydoğu’sunu ayıracağız” ayırıyor. Sonra? “İzmir’i de alacağız” diyor. Sonra? “İstanbul’u da alacağız” diyor. Sonra? “Antalya’yı da alacağız” diyor. Münafık azgınlığıdır bu. Sürekli pislik peşindedir. Bilakis Darwinizm’le Rumilik’le İslam’ı yıkmak için uğraşır. Her münafık böyledir. Bütün gücünü İslam’a zarar vermek için ayırır.

 

MÜNAFIK ALLAH KELAMINA DAYANAMAZ. AMA FİTNE ÇOK HOŞUNA GİDER

Mesela Rumi’nin açıklamaları çok hoşuna gider. Mesela diyor ki “Bizim yolumuzda ne kafirlik var ne Müslümanlık var” Müslümanlığı kabul etmeyen, sen kafirliği zaten kabul etmezsin. Onu demene gerek yok ki. Müslümanlığı kabul etmiyorsun. Söylüyorsun zaten açıkça. “Bizim yolumuzda” diyor “Müslümanlığa yer yok” diyor Mevlana Rumi kitabında. Dolayısıyla “kafirliğe de gerek yok” diyor. “Kafirlik diye de bir şey yoktur” diyor. “Kim olursan ol gel” diyor. Ama münafıklar ayette diyor ki Nisa Suresi 91’de Fitneye her geri çağrılışlarında” pisliğin “içine başaşağı (balıklama) dalarlar. (Nisa Suresi, 91) diyor Allah. Pislik dedin mi münafığın sanatıdır. Alçaklık, adilik, üçkağıtçılık, kaltabanlık, karaktersizlik münafığın içine işlemiş bir sistem.

Münafık Allah kelamını duymak istemez. Münafık ayetleri okunduğunda kaçıyor münafıklar ayet var. Kuran ayeti var. Kulaklarına ellerini tıkıyorlar. Kesinlikle duymak istemiyorlar. Allah’ın hikmeti bu büyük bir mucizedir bu. Halbuki Müslüman duyup öğrenip arınmak ister değil mi? Münafık öyle duymak dahi istemiyor.

 

MÜNAFIK MÜSLÜMANLARI HEP YANLIŞ YÖNLENDİRİR. BUNA ÇOK DİKKAT ETMEK LAZIM

Mesela farz edelim sen bir şey arıyorsun değil mi? O sağ taraftaysa o da der ki “sol tarafta” der. Mesela bir şey siyahsa o ona “beyaz” der aldatmak için Müslümanları. Beyazsa o siyahtır. Onun için münafığın dediğinin tam tersini yapmak lazım. Peygamber (sav) “münafığın dediğinin tam tersini yapın” diyor. Onlar da “kadının dediğinin tam tersini yapın” diye değiştirmişler. Azgınlıklarından ve kinlerinden bir kısmı bazıları.

Münafık daima müminleri yanlış yönlendirir. Ters yönlendirir. Yani başarısız olmalarını sağlamak için yapar. Mesela Müslümanların düşmanını dost gibi gösterir. Dostunu düşman gibi gösterir. Sevilecek insanları kötü gösterir. Kötüleri iyi gibi gösterir. Yalancıyı doğru göstertir münafık. Doğruyu da yalancı gösterir. Münafığın özelliğidir. Onun için münafığın her dediğinin tersinin yapılması lazım. Hep tersine göre düşünmek gerekir.

 

MÜNAFIKLAR SÜREKLİ KENDİLERİNİ BÜYÜTMEK İSTERLER. BUNCA ACİZLİĞE VE ÖLÜMLÜ BİR VARLIK OLDUKLARINI BİLMELERİNE RAĞMEN KENDİLERİNİ BÜYÜTMEK İSTEMELERİ ÇOK ŞAŞIRTICIDIR

Lokman Suresi 7 “Ona” münafığa “ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir.” (Lokman Suresi, 7) Münafık için büyüklük çok büyük önemli konudur. Enaniyet yapmak, sükse yapmak, insanlara poz yapmak, büyüklüğünü insanlara ispat etmek onun için yapmadığını bırakmaz. Mesela Samiri birçok yabancı dil bilen, heykel sanatını çok iyi bilen, Mısır kültürünü çok iyi bilen birisiydi. Acayip alimdi yani. Ama alçak. Sürekli kargaşa yaratıp, sürekli Müslümanları boş işlerle meşgul eden onların enerjilerini tüketen, imkanlarını tüketen bir ahmaktır.

Nuh Suresi 7’de Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor Hz. Nuh’un ağzıyla “Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde” bağışlanmasını istiyor yine bak mümin görüyor musun? Adam alçak oğlu alçak, karaktersiz münafık olmasına rağmen dua ediyor ki düzelsin. Belki iyi olur diye. “…onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar" yani duymak istemediler. Ya kaçtılar ya gürültü yaptılar. “…örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.” (Nuh Suresi, 7) Münafıkta en büyük olay büyüklüğünün vurgulanmasıdır. Kendini över, kültürünü över, aklını över, konuşmasını över, memleketini över, sokağını över, şehrini över. Manyaklık derecesindedir. Müminleri küçültür kendince kendini büyütür. Halbuki Allah onu rezil eder asıl. Müminler gittikçe büyür. Onun için İsa Mesih diyor “Küçülen büyür, büyüyen küçülür” diyor. 

Kardeşim sen küçük bir sperm parçasından olmuş zavallı bir varlığın görüntüsüsün sen, görüntü. Ve bütün gücü, kuvveti sana Allah veriyor. Ve zavallı bir varlıksın. Ve sonunda öleceksin.  Kısa bir süre sonra öleceksin. Ahirete gideceksin. Büyüklük senin neyine? Enaniyet senin neyine? Nasıl sen aczini bilmezsin? Nasıl kendini büyütmek istersin? Kendilerini büyütmek istemeleri çok büyük bir mucizedir. Hayret edilecek bir olaydır.

 

MÜNAFIK PSİKOPAT RUHLUDUR, ANİDEN SALDIRGANLAŞIR. MÜSLÜMANLARIN DİNDARLIĞINA TAHAMMÜL EDEMEZ

Hac Suresi 72’de “Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin.” Yani o kadar pis, alçak bir yüz ifadesi oluyor ki o kadar karaktersiz bir yüzü oluyor ki hemen anlaşılıyor yüzünden. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler.” (Hac Suresi, 72) Yani saldırgan, psikopat, manyak ruhlarına dikkat çekiyor Kuran. Aniden ağlar. Aniden saldırganlaşır. Etrafına zarar vermeye kalkar. Manyaktır münafıklar. Mesela bunun geniş çaplı sosyal olanı, mesela Suriye’de Kuran okunuyor ne yapıyorlar? Müslümanların üzerine saldırıyorlar. Bombalıyorlar, yerle bir ediyorlar. Irak’ta Müslümanlara mesela dindar takva Müslümanlar hepsini bombalayıp yerle bir ediyorlar. Onların dindarlığına tahammül edemiyor adamlar.

 

MÜNAFIK HEP MÜSLÜMANLARIN ALEYHİNEDİR. BİR ŞEY YAPTIĞINDA KASTEN BİR İŞE YARAMAYACAK ŞEKİLDE YAPAR

Kalem Suresi, 51’de şeytandan Allah’a sığınırım         “O inkar edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi.” Akıl almaz bir nefret var üstlerinde. ““O gerçekten bir delidir” diyorlar.” (Kalem Suresi, 51)  Müslümanın arkasından konuşuyorlar. Münafığın özelliğidir Müslümanın yüzüne güler ama kendi şeytanlarıyla baş başa kaldığında ayetin de ifadesiyle alçakça Müslümanların aleyhine konuşurlar.  “Biz onlarla alay ediyoruz. Aslında hiç itibar ettiğimiz bir yapı yok. Onları hiç önemli görmüyorum. Fikirlerine de katılmıyorum. Düşüncelerine de katılmıyorum. Zaten yardımcı da olmuyorum, olmam da. Ben sizden yanayım. Yardımcı olsam bile yardımcı olup onlara faydalı olacakmış gibi görünüp aslında zarar vermeye çalışıyorum.” Hakikaten münafığa bir görev verdiğinde yarım yapar, kasten. Bir şeye yaramayacak şekilde yapar. Mesela farz edelim “suyu kaynat” dersin. Kirli suyu gider kaynatır. Sen onu yemek yapacaksındır. Gider kirli suyu kaynatır. “Pardon yanlışlık olmuş” der. Baş belası olur. Veyahut yine “suyu kaynat, ısıt” dersin. Boş kabı kor kabı yakar. “Haberim yoktu” der. Yani sürekli ahlaksızlık ve pislik peşindedir. Bir yere gönderirsin. Mesela bir şeyi kırıp yıkar devirir. Veyahut kaybeder. Kasten yapan bunları. Müslümanların başına bela açmak için. Onun için ayette diyor ki, “sizin yanınıza gelseler size zarardan başka faydaları olmazdı” diyor Allah. Hani müminler diyor ya “keşke dursa yanımızda kalsa” falan diyor ya “Sadece başınıza bela olur” diyorlar Allah. Onun için münafık nereye gitse Müslümanların hep aleyhinedir. Yemekte, içmekte şunda bunda her şeyde. Müslümanlara nasıl zarar verebileceğini düşünür. Ama tabii sezdirmeden zarar vermenin peşindedir. İblis gibi. İşte bunlar bir güç elde ettiğinde, derin devletin içerisinde bir güç olduklarında bu alçaklardan oluşan muazzam kahpe bir ordu meydana gelmiş oluyor.

 

MÜNAFIKLAR MÜSLÜMANLARI TEREDDÜDE DÜŞÜRMEK İÇİN AHLAKSIZLIK YAPARKEN BİLE ALLAH'IN ADINI ANARAK YAPARLAR

Mesela kendi aralarında da hayret edecek bir şey. Mesela homoseksüel nikahı kıyıyor. Besmeleyle yapıyor. Şu olaya bak. Mesela şarap içiyor. Besmeleyle içiyor. Alay eder gibi. Müslümanlarla kendince alay etmiş oluyor. Fuhuş yapıyor. Besmeleyle. Fuhuş bak, fuhuş. Besmeleyle yapıyor. Hz. Ali (ra)’yi şehit eden alçak ayetler söylüyor. Besmeleyle şehit ediyor. Bunlar böyle kahpedir. Müslümanları şaşırtmak için yapıyorlar. Hayrete düşürmek için. Mesela mızrağın ucuna Kuran geçiriyorlar Müslümanlarla savaşırken. Müslümanlar tereddütte kalıyor. Bunlar Kuran’la geliyor. Biz bunlara şimdi karşı koysak. Kuran’a karşı olmuş oluruz. Böyle tereddüde düşürmek istiyorlar münafıklar. O yüzden çok dikkat etmek lazım. Bu oyuna gelmemek gerekiyor.

 

BİR HALK ARASINDA KÜÇÜK KÜÇÜK ADİLİKLER YAPAN MİKRO MÜNAFIK VARDIR, BİR DE DERİN DEVLETLE BAĞLANTILI OLAN MAKRO MÜNAFIK VARDIR

Tabii bu asrımızda modern anlamda kelime kullanacak olursak, süslü kelime kullanacak olursak, bir mikro münafık vardır. Birde makro münafık vardır. Mikro münafık halk arasında olanlar. Küçük küçük adilikler yapar. Karaktersiz. Makro olanlar derin devleti içerisinde kitle katliamı yapan alçaklardır. Onlar nitelikli münafıktır. Mikro olanlar da niteliksiz münafıklardır. Onlar küçük küçük alçaklıklar yapar. Mesela Müslümanın evinde ne yapabilir? Elektrik israfı yapar. Farz edelim. Nasıl zarar verebilir? Suyu mesela sürekli açar. Su israfı yapabilir. Müslümanın masrafa girmesine sebep olur. Masraf ettirir. Meşgul eder. Sürekli boş konularla Müslümanın vaktini alır. Müslümanın olduğu ortamda yalan konuşur Müslümana. Yalan bilgiler verir. Yanlış bilgiler verir. Onu yanıltmaya çalışır. İslam’ın doğru bilgileriyle yalan bilgileri karıştırarak verir. Onun beynini bulandırmaya çalışır. Yani hakla batılı karıştırır.

 

MÜNAFIK ŞEYTANIN RUHUNU ELE GEÇİRDİĞİ BİR VARLIKTIR, MİKRO DECCALDİR. BUNA ALIŞTIĞI İÇİN MAKRO DECCALLERE SEVE SEVE HİZMET EDER

Münafık mikro deccaldir. Makro deccaller işte büyük asıl deccallerdir yani mesih deccaldır makro deccaller. Mikro deccaller küçük küçük Müslümanlara zarar verebilir. Ama makro olanlar tabii bu nitelikli münafıklar büyük kitlevi zarar veriyorlar. Ama mikro deccallerden makro deccaller olur. Onlardan oluşturuyor ordusunu. Zaten hadiste var. Diyor “Etrafa şeytanlarını gönderir.” Şeytan nasıl oluyor? İns şeytanlar. Nasıl oluyor? Münafığın ruhunu şeytan fetheder. Onun bedeni, onun cismi artık bir makinedir. Şeytan için. Onun etini kullanır. Etini, kemiğini, bedenini makine gibi kullanır. Ruhunu da kontrol altına aldığı için. Ruhunu esir eder şeytan. Artık ölür o kişi. Ölüdür. Bir zombi gibi artık. Hani var ya filmlerde görüyoruz zombi. O artık bir zombidir. Zombilerden oluşan bir ordusu oluyor deccalin. Onları istediği gibi kullanır. Bu alçaklar da alıştıkları için mikro deccalliğe böyle makro deccallere seve seve hizmet ederler. Huzursuzluk çıkarır, pislik çıkarır. Boş konularla Müslümanların vaktini alır. Kargaşa meydana getirir. Kepazelik çıkartır. Gözleriyle Müslümanları rahatsız eder Kuran’da var. Konuşmalarıyla pis üslubuyla, sivri dilleriyle ayetin ifadesiyle. Sivri dilleriyle Müslümanları huzursuz etmeye çalışır. Sürekli alçaklık peşindedir. Ama büyük bir kitle olduğu için bunlar derin devletler bunları kusursuz kullanmak istiyor. Ama bunlara bir din de vermek istiyor. Onun için hem Darwinizm’i, hem de Rumiliği kullanıyorlar. Direkt dinsizsiniz demiyor onlara. “Siz Rumi’siniz, Darwinist’siniz” diyor. Darwinist olunca zaten otomatik dinsiz oluyor. Birçoğu öyle, yüzde doksan dokuzu öyle. Çünkü “Allah yaratmadı tesadüfen oldu” diyor. Rumilikte de ne diyor? “Kafirlik de yok bizde, Müslümanlık da yok” diyor. “Müslümanlık olmadığı için kafirlik yok” diyor. Yani “Müslüman değiliz biz” diyor. Açıkça söylüyor adam. Müslüman olmadı mı adam “sen kafir misin?” desen “ne kafiri hemşerim?” der. Çünkü kafirlik Müslümanlığa göre var. Adam Müslümanlığı reddettiği için kafirliği de reddediyorum diyor “öyle bir şey yok” diyor. Açıkça söylüyor.

 

MÜNAFIK ALLAH'IN ZİKRİYLE FELAH BULACAĞINA İNANMAZ, GEZEREK FELAH BULACAĞINI ZANNEDER. OYSA GİTTİĞİ HER YERDE SIKINTI ONU TAKİP EDER, ADETA SIKINTI HAMALIDIR

Bir elektromanyetik alan gibi (münafıkların) üstüne çöküyor şeytan. Zaten manyak gibi oluyor münafıklar. Dikkat ederseniz çok huysuz, dengesiz, deli tiynetli, gerginler. Sürekli yer değiştirmek ister münafık. Çok sıkılır. Şeytan onun ruhunu ablukaya aldığı için, İslam’dan, Kuran’dan uzaklaştığı için. “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle felah bulur” diyor. Münafık Allah’ın zikriyle felah bulacağını zannetmez. Gezerek felah bulacağını zanneder. Onun için oradan oraya gider, oradan oraya gider. Onun için Cenab-ı Allah diyor ki, “Onların gezip tozması seni aldatmasın” diyor “Biz onlara eza veriyoruz” diyor Allah. “Bela vermek için bunu yapıyoruz” diyor. “Sen onlara imrenme” diyor. Münafık sıkıntıyı kamyon gibi yüklenir üstüne. Gezdirir, nereye giderse o kendisiyle beraber gelir. Sıkıntı hamalıdır. Azap hamalıdır münafık. Nereye giderse peşinde onu götürür. Sırtına koyar onu torba gibi. Nereye giderse beraber giderler. Onu bırakamaz. Onun için o huysuzluğunu, ahlaksızlığını Müslümanlara yansıtmaya çalışır. Anarşi çıkartır, kargaşa çıkartır, kepazelik çıkartır. Mesela PKK’nın durup durup kepazelik çıkartmasının nedeni o. Kargaşa, kan dökmek, huzursuzluk yapmak, alçaklık yapmak, yalan söylemek, Müslümanlara iftira atmak. Mesela münafık bir ahlaksızlık yapar hemen Müslümanlara iftira atar. Farz edelim dersin ki, bu eşyayı niye buraya koydun? “Onu sizden birisi oraya koymuştur” der. Mesela ocağın altını açık bırakır. Yangına sebep olur. “Ben yapmadım falanca Müslüman yapmıştır onu” der. Müslümanlara iftira atar. “Benim yapacağım bir şey değil” der. Çok alçaktır münafık. Onun için Müslüman gözünü dört açacak her yerde.

 

MÜNAFIKTA SÜREKLİ BİR ANARŞİ KAYNAMASI VARDIR, SAKİN NORMAL YAŞAYAMAZ

Münafığın en mühim özelliklerinden bir tanesi sürekli bir anarşi kaynaması vardır münafıkta. Onun için bunlar hep terörist, anarşist olurlar. Sürekli bir kepazelik peşindedir. Mesela rahat duramaz. Sakin, normal yaşayamaz. Mesela bomboş odada bile olsa mutlaka bir konu bulur. Mutlaka bir kepazelik konusu bulur. Onu halletse bir tane daha. Onu halletsen bir tane daha. Önü sonu gelmeyen ruhunda bir anarşi, kargaşa vardır münafığın. Buradaki amaç Müslümanların gücünü kırmak. Vaktini almak. Onlara İslam’ın hakimiyetinde ayak bağı olmak.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (26 Kasım 2016; 18:00)

 

MÜMİNLER KENDİ HUZURLU DÜNYALARINDA YAŞAYACAKLAR AMA MÜNAFIKLARIN KAHPE OLDUĞUNU UNUTMAYACAKLAR

Müslümanlar iyi niyetle güzellikle Kuran okurken münafıklar da alttan alta alçakça kahpeliklerini sürdürmüş oluyorlar. Müminler kendi temiz dünyalarında yaşayıp huzurlu bir güzelliği tabii ki ifa edecekler ama etrafının da böyle kudurmuş köpeklerle münafıklarla dolu olduğunu bilecek, o kadar rahat ve gaflet içinde olmayacak. Yani Müslümanlar münafıkları hesap etmedikleri için hep başları belaya giriyor. Mesela Suriye’de keyif içinde yaşıyorlardı Allah bak ne hale getirdi gördünüz. Irak’ta keyif içinde yaşıyorlardı. Hesap etmiyorlar münafığı halbuki münafığa çok iyi hazırlık yapılması lazım. Münafık Müslüman’ın bünyesi içinde oturmuş verem mikrobu gibidir yani çok aşağılık mahluktur, böyle cemiyet mikrobudur, çok çok karaktersizdir. Ama çok kusursuz bir maske takar, çok masum, efendi gösterir,  dindar gösterir, kibar saygılı gösterir ve Müslümanlar arasında çok rahat yaşar. Onu vücudun savunma sistemi anlamaz yani mikrop cinsleri oluyor ya vücut bazen o mikrop tarafından aldatılıyor yani dost hücre gibi gösteriyor kendini, dost bir varlık gibi gösteriyor. Savunma hücresi onu fark edemiyor. Yabancı gibi göstermiyor kendini yani hücrenin yabancılamayacağı şekilde oluyor. Ben dost cisimim, dost hücreyim havasında oluyor ve vücut da ona dokunmuyor. Dolayısıyla o da o arada gelişmiş oluyor. İşte münafık da böyle bakteri gibidir. Vücut savunma sistemi onu tanımazsa o gittikçe gelişir. Onun için bu alçaklara karşı çok çok dikkatli olmak lazım yani ikinci sınıf bir konu değildir münafık, birinci sınıf konudur. Müminlerin mutluluğu için münafıkların tespiti, aman verilmemesi çok hayati bir konu.

 

MÜSLÜMANLAR TOPLANIP, KURAN OKURKEN DE MÜNAFIK SİSTEMİNİ KURMAYA DEVAM EDER

Müslümanlar mesela toplanıyorlar yüksek sesle Kuran okuyorlar, zikir yapıyorlar o arada münafık sistemini kurmaya devam ediyor. Münafığın en önemi silahı arsızlığı, hayasızlığı, yüzsüzlüğü, kaşarlığı, kulağı kesik olmasıdır yani Kuran’da kulağı kesiklikten tabir kaşar olmak, çok haysiyetsizdir yani yüzüne tükürsen yağmur yağıyor zanneder. Tam cemiyet mikrobudur böyle köprü altı sapığı gibi yani çok çok karaktersizdir. Sinsidir ama çok masum temiz böyle çok kaliteli bir insan görüntüsü verebilir, bukalemun gibi her şekle girebilir. İstese mesela azılı çakal görüntüsü de verebilir ama çok hanım, çok terbiyeli, çok saygın bir insan görüntüsü de verebilir. Mesela hırsız yakalanıyor görüyorsunuz televizyonda akıl almaz arsız oluyor, yok diyor mesela hırsızlık yapmadığını söylüyor, ben oradan geçiyordum falan diyor çok görmüşsünüzdür. Hatta derler “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” derler. Hırsızlık yapıyor; asıl o benim malımı mülkümü aldı diyor, evin içine giriyor torbayla yakalanıyor kaçırırken malları, bu mallar benimdi diyor bunlardan çalmaya kalktı diyor almaya kalktı diyor ev sahibine. Akıl almaz hayasız olur ve kaşardır yani utanmaz. Adilikleri ortaya çıktıkça adilik yapmaya yine devam eder münafık. Müslüman bir hata yaptığında yerin dibine girer, hiçbir şekilde yapmaz değil mi? Münafık akıl almaz hayasızdır yani yüzünde böyle eşek oynamıştır, hiç utanmaz yine arsızlığını, eylemlerini, üçkağıtçılıklarını devam ettirir. Artık alenen kaçamayacak hale gelirse o ayrı mesele ama yani vazgeçme diye bir şey olmaz münafıkta. Onun için Müslümanların büyük bölümüne ben bakıyorum toplanıyorlar zikir okuyorlar sohbet ediyorlar falan ama münafık tehlikesine hiç dikkat çekmiyorlar. Halbuki burunlarının dibinde oluyor münafık, onları sarıyor, haklarında bilgiyi her yere gönderiyor yani hangi derin devlet varsa o devirde onlarla işbirliği halinde oluyor. Mesela Peygamberimiz (sav) zamanında Sasaniler ve Roma vardı, münafıklar hep onlara rapor ediyorlardı Resulullah (sav)’ı, Roma devletine ve Sasanilere. Resulullah (sav) onun için çok dikkatli davranıyordu, münafıklarla hiç böyle bir çatışmaya girmedi bela olmasınlar diye. Yoksa üç yüzün üstünde münafık vardı çok özenli davrandı.

 

AHİR ZAMANIN MÜNAFIKLARI EN AŞAĞILIK OLANLARIDIR VE GÜNÜMÜZDEKİ MÜNAFIKLAR DÜNYA DERİN DEVLETLERİYLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDEDİR

Münafıkların sinsi yöntemlerinin asrımızda nasıl olabileceği çok önemli. Resulullah (sav) döneminde vardı münafıklar diye anlatıyorlar, onlar zannediyor ki Resulullah (sav) zamanında bir avuç adam vardı böyle gudubet tipler o devirdeydi, konu bitti zannediyor. Halbuki ahir zaman münafıkları en eşşed, en azgın olanları, en aşağılık olanları ve dünya derin devletiyle iş birliği yapıyor. Şu an dünya derin devletinin elinde atom bombası da var, yüz binlerce askeri var, milyonlarca askeri var, adamları var, casusları var. Asrımızın münafıklarının gücünü ve imkanlarını bir kere Müslümanlara iyi tanıtmak lazım. Mesela Darwinizm dini hiçbir deccalın elinde olan din değildi yani dinsizlik dini olarak hiçbir deccalın böyle bir imkanı yoktu. Firavun’un falan vardı inkar ediyordu ama böyle organize bilimsel görünümlü inkar ilk defa yani dünyanın on bin yıl, on binlerce yıllık tarihi içerisinde ilk defa oldu. Böyle bütün dünyayı kaplayan bilimsel görünümlü dinsizlik dini ilk defa oluyor ve üniversiteler, hocalar, profesörler mesela milyonlarca öğretmen, yüz binlerce profesör doçent, yüz binlerce okul, milyonlarca gazete, dergi, haber ajansı, radyo gece gündüz deccaliyetin dini olan Darwinizm’i anlatıyor. Deccaliyetin büyüklüğünü bir kere insanlara iyi anlatmak lazım yani çapını, o yüzden münafıkların deccaliyetin mutlaka galip olacağına dair inançları oluyor.  İşte, sonsuza kadar birlikte olacağız, 20 yıl sonra 30 yıl sonra beraber olacağız demelerinin nedeni bu, inanmıyorlar ama deccaliyet şeytanla işbirliği yapan bir sistem olduğu için, şeytanın aklını kullandığı için, şeytanın aklı da çok zayıf olduğu için, hilesi zayıf olduğu için çok rahat tepelenen bir sistem. Mesela bak bir İngiliz derin devletine ben ısrarla dikkat çektim şu an adamların telaşını görüyorsunuz ne yapacaklarını şaşırmış vaziyetteler, tam bir telaş içindeler, peş peşe açıklamalar. Mesela bak MI6 150 yıllık tarihinde yani İngiliz gizli servisi hiç açıklama yapmamıştı ilk defa açıklama yaptı yani köşeye sıkıştığı için. Rusya’nın tarihinde İngiliz derin devletine karşı açıklama hiç yoktu peş peşe açıklamalar gelmeye başladı. Bak bugün de Tayyip Hocam İngiltere’ye dikkat çekti. Yani dolayısıyla İngiliz derin devletine dikkat çekmiş oldu ilk defa, arkası gelecek bunun tabii. İnşaAllah göreceksiniz.

Münafıkların ahir zamandaki en büyük en önemli silahı televizyon, radyo ve internet. Film sektörü özellikle, deccaliyetin ağırlıklı kontrolünde büyük bir bölümü. Mesela filmlerde bakıyorsun yani tabii onun bir kısmı yönlendirmeyle, İngiliz derin devletinin yönlendirmesiyle yapıyor ama adam onların onu neye yönlendirdiğini ve neden yönlendirdiğini bilmiyor. Mesela hep böyle Allah gibi olan insanlar filmlerde işleniyor, kaderi durdurabilen, insanı öldüren dirilten, insan yaratabilen, duvarlardan geçen yani insanlığın üstünde varlıklar yani ilah varlıklar imajını vermeye çalışıyorlar yoğun olarak. Birçok genç kız delikanlı da bunlara özeniyor yani ilah olmak istiyorlar, bilinçaltlarında çaktırmadan bu politika izleniyor. Yoğun olarak Allahsızlık propagandası yapılıyor yine büyük televizyon kanallarında geceli gündüzlü her lafın arasına evrim, işte evrimleşme sürecinde şu oldu, evrimleşme sürecinde böyle oldu, böylece Allah’ın inkarı için onlara zemin hazırlıyorlar. Dindarların da kabul etmesini sağlamışlar Müslümanların, Müslümanların da büyük bir bölümü Darwinist olmuş durumda. Gidin ilahiyat fakültelerine, Diyanet’e gidin hep Darwinistler hepsi kabul ediyorlar büyük bir bölümü. Bir tek bizle baş edemediler, bak ufacık bir grupla, çok küçük arkadaş grubuyla Türkiye’de Darwinistlere diz çöktürdük. Dün onların konferansı vardı içler acısı, hiç kimse yok üç-beş kişi gelmiş kendileri söyleyip kendileri dinliyorlar, adamların uykusu geliyor, çay içiyor falan etrafa bakıyor esniyor, acayip sıkılmışlar. Çünkü hurafe dinlemek acayip bunaltıcı, geçen sefer de öyle olmuştu. Bunlara pastalar kekler falan her şey getirmişler adam buna rağmen gelmiyor yani, hani obur olanlar belki gelir diye düşündüler herhalde, bazı kişilerden hani onları da kazanırız diye düşündüler herhalde ama onlar bile gelmemişler. Hiç kimse muhatap olmuyor bak yerle bir oldular. Hiçbir profesör artık açıkça Darwinizm’i savunamıyor, ufacık bir grupla oldu bu.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (23 Kasım 2016; 18:00)

 

MÜNAFIK GÖSTERİŞE VE ZENGİNLİĞE ÇOK MERAKLIDIR. ÇOK YALANCI OLDUĞU İÇİN ZENGİN OLMADIĞI HALDE KENDİSİNİ ÇOK ZENGİN GÖSTERMEYE ÇALIŞIR

Münafıklar mal, mülk ve servetle övünmek isterler. Tekasür Suresi, 1’de Allah, “(Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.'” diyor. Manyak gibi oldu. Bakın, “kendinizden geçirdi” diyor. "Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü." (Tekasur Suresi, 2) Münafığın en üstünde durduğu şey, malla övünmektir. Hatta peygamberlere bile “niye malı yok?” falan diyorlar biliyorsunuz.

Furkan Suresi, 7 ve 8, şeytandan Allah’a sığınırım “…kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?" Onun için münafığın malı olmasa da atar. “Gemilerim var, evlerim var. Gemi hibe ettim şuraya. Şuraya apartman hibe ettim. Dört yüz bin koyun verdim kestirdim. Helal olsun yesin içsinler”, atar. Münafığın acayip bir atma gücü vardır. Müthiş yalan söyler. Onun bir belirgin vasfıdır bu. Belirlenmesini sağlayan bir vasıftır. Gece gündüz yalan zaten onun özelliği olarak Kuran’da belirtiliyor. Dolandıracağı adama kendini zengin gösterir münafık, dolandıracaklarına. Fakir fukarayla zaten münafık muhatap olmaz. Fakir fukarayı ezmeye çalışır münafık. Bilgisiyle, kültürüyle, zenginliğiyle falan ezmeye çalışır kendi kafasınca. Ondan hayvani bir domuz gibi şeytani bir zevk alır. Ama zenginleri dolandırmak; zaten önce Müslümanları dolandırmaya çalışır. Müslümanları dolandıramayınca küfrü dolandırmaya kalkar. Onlardan zenginlerin arasına dalar. Resulullah (sav) zamanında münafıklar Resulullah (sav)’ın yanında kalıyor. Sonra bedevi Arapların arasına dalıyorlar. Onları dolandırmaya çalışıyorlar. Sonra da adamı döve döve öldürüyorlar bir tanesini. Dolandırmaya kalkan sahtekarı. Dolandırırken en meşhur taktikleri kendilerini zengin göstermektir münafıkların. İşte aslı yok yaylasında yüz bin koyunum var. Everest tepesi komple bana ait. Manyaktırlar. Acayip atarlar.

Tevbe Suresi, 75’te “Onlardan kimi de: "Andolsun,” bakın bir de yemin ediyorlar “eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Allah'a ahdetmiştir.” (Tevbe Suresi, 75) “Allah bol para versin” diyorlar sonra da kuduruyorlar. Mesela Resulullah (sav) zamanında da var öyle. “Ya Resulullah” diyor “Ben sürekli senin yanındayım. Sürekli sana yardım ediyorum. Ama bir dua etsen de on-on beş tane koyunum olsa. Onlardan da para kazanır İslam’a hizmet ederim” diyor. Resulullah (sav) dua ediyor hakikaten Cenab-ı Allah ona koyunlar veriyor. On beş değil daha fazla veriyor. Onlarla ilgilenmeye başlıyor. Sonra haftada bir gün gelmemeye başlıyor. Resulullah (sav)’ın yanına. Koyunların sayısı artıyor. İki gün gelmiyor, üç gün gelmiyor. Sonra haftanın yedi günü gelmemeye başlıyor. Resulullah (sav) o malın ona fitne olacağını başında söylüyor. “Bak” diyor “bu halin iyi bununla şükret Allah’a. Fazla mal içerisine girersen, fazla mal hırsına girersen dünyanı da, ahiretini de kaybedersin” diyor. Adam dinlemiyor. “Yok, hiçbir şey olmaz” diyor. “Sen bana dua et Resulullah, çok iyi olacak” diyor. Sonra hiç gelmiyor Resulullah (sav)’ın yanına. Mala dalıyor. Münafığın işte deliliğinin bir yönü de budur. Mal buldu mu kudurur, azar. Yoksa da hayali mallara sahiptir münafık. Tırları, gemileri, apartmanları. Önüne gelene de hayır yaptığını söyler. Şunlara şunu verdim. Yüz bin ağaç gerekiyordu onlara, ormanlık bölgeyi olduğu gibi verdim falan. Müthiş atma kabiliyeti vardır. Marmara Denizi’ni bile parselleyip satar kendi kafasına göre. Çok çok deli olur münafık. Yalanları manyaklık üstü bir nitelik gösterir.

Fakat münafığın en çok üstüne durduğu; Müslümanları dolandırmayı çok önemli görür. Ne hikmettir, Allah’ın hikmeti. Mesela halbuki küfür daha kalabalık, daha güçlü, zenginliği de daha çoktur. Hayvani bir içgüdüyle domuz gibi o Müslümanlara kafayı takar. Müslümanların malını, mülkünü elde etmeye çalışır. Onları dolandırmaya çalışır. Onların vaktini almaya çalışır. Faaliyetlerini durdurmaya çalışır. Hayret edecek şekilde şeytani bir güce sahiptir münafık.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (22 Kasım 2016; 18:00)

 

MÜNAFIKLAR HAKKINDA AÇIKLAMALAR

Münafıklar kendi aralarında konuşmalarında -derin devlet üslubunda da bu vardır- sonsuz sadakatten bahsederler. Ama Allah’a inanmazlar. Bunu inandırıcı bulmadıkları için 10 yıllık, 20 yıllık, 30 yıllık zaman birimleri veriyorlar. “10 yıl da olsa seninle yine aynı dostluğum devam eder, 20 yıl da olsa, 30 yıl da olsa devam eder” diyor. Sonsuzluk inandıkları bir şey değil ama öyle bir felsefi inanç gibi onu da söylüyorlar. Yani “sonsuz sadık olacağım” diyor. Mesela “Birleşik Krallık’a sonsuza kadar sadık olacağım” diyor. Nereye sonsuza kadar oluyorsun zaten ölüp-gideceksin. Ahirete gidiyorsun cehennemin dibine gideceksin, inşaAllah. Birleşik Krallık’ın da kalmayacak, anan deden de kalmayacak kimse kalmayacak yani.

Münafık ısrarlı olarak hayret edecek şekilde psikopattır. Yani çok sık rastlarsınız. Asi, dengesiz, kontrol edilemez ve manyaktır yani baş belasıdır. Çok fazla rastlanır, ailelerde de buna rastlanır mesela baş belasıdır. Böyle züppedir, kontrol edilemez evden kaçar, gider fuhuş yapar, kepazelik yapar, uyuşturucu kullanır gelir. Hem Allah’tan dinden bahseder hem de manyaktır yani kesintisiz baş belasıdır. Münafıkların özeliği budur ama derece derece çeşit çeşittir.

Cenab-ı Allah Peygamberimiz (sav)’a biliyorsunuz Kuran’da “Bundan sonra kadınlarla nikahla evlenmen sana yasak” diyor Allah. Nikahla evlenme niye yasaklanıyor, bu bilinmeyen bir konu. Çünkü münafık kadınlar Peygamberimiz (sav)’le evlenmek istiyordu o dönemde Peygamberimiz (sav)’e eziyet vermek için hem de ayrılırken de yüksek tazminat alabilmek için. Mesela ayrıldığında 1000 altın istiyor farz edelim tazminat olarak sırf zora sokmak için. Hem de Peygamberimiz (sav)’i haşa kendince mahcup edecek, ayrılmış olacak. Diyor ya Peygamberimiz (sav) ayette “Eğer ayrılmak istiyorsanız sizi güzel bir salıverme tarzıyla salayım.” Güzelden kastı para vererek, iyilik yaparak, güzel konuşarak, mal-mülk vererek. Olayı anlayınca o münafık kadınlar konuyu anlayınca, yani bunu yapabileceklerini anlayınca bu sefer Peygamberimiz (sav)’den yüksek ve yüklü tazminat alabilmek için yani bol para alabilmek için bu yola girdiler. Allah sonra yasakladı biliyorsunuz. “Bundan sonra nikah sana yasak” dedi. Onun için münafıkların da bir yöntemidir bu, mesela paralı birini bulur gider evlenir sonra ondan yüksek miktarda para koparmayı amaçlar. Yani nafaka adı altında onu soyar, soymak ister. Mesela evlenirken bile boşandığında ondan ne kadar para kazanacağını düşünür. Halbuki evlenme amacı, ondan nafaka yoluyla yüksek miktarda para almaktır. Adam da zannediyor normal evlenecek. Halbuki münafıkların evliliklerinde amaç o kişiyi soymaktır, soygun amacıyla, hırsızlık amacıyla evlenir. Yani malını gasp etmek için evlenir. Ve onun da hesabını yapar zaten. Ayette diyor ya “gizlice dostlar edinmemişler olarak” diyor. Münafıklar hep gizlice dostlar edinirler, münafık kadınlar gizlice dostlar edinirler Kuran ona işaret ediyor işte. Sonra da alacağı tazminatın hesabını yapar münafık kadınlar. Yani adamı nasıl soyacak, yeni bir maceraya nasıl gidecek? Yeni macerada da yine o adamı da soyar. O tazminatı parasını yiyeceğini zanneden adamı yine aynı yöntemlerle daha da kapsamlı soyar. Peygamberimiz (sav)’e de kötülük yapmaması için kadınların Cenab-ı Allah yasakladı nikahla evlenmesini. Ama kendini hibe etmek isteyen varsa dedi Cenab-ı Allah yahut işte yeminle kendini bağlayan kadınlar o ayrı. Yani ‘mülki yemin’ yani yeminle gelen, yeminle oluşmuş söz vererek oluşmuş ömür boyu ona ait olacağına dair hüküm.

Münafıkta kesintisiz bir iç sıkıntısı vardır. Ayette diyor ya “Onların gezip-dolaşması seni aldatmasın.” Şimdi sen zannediyorsun ki keyfinden zannediyorsun ama o sıkıntıdandır. Sürekli yer değiştirir münafık. Mesela oradan oraya geçer, oradan oraya geçer, oradan oraya geçer yani sıkıntı da onu kovalar o da sıkıntıdan kaçmaya çalışır. Halbuki sıkıntı onun sırtındadır. Kalbinin içini yakan bir ateş olarak içine girmiştir. “Ayaklarından kalbine doğru” Kuran’da geçiyor ya “ayaklarından kalbine tırmanan bir ateş, sıkıntı ateşi. O nereye kaçsa o sıkıntı onu kovalar. Gören de onu geziyor zanneder. Der “Adam bir oraya gidiyor bir buraya gidiyor.” Bakın münafıklara dikkat edin kesintisiz deli gibi gezerler. Normal insan gezebilir ayrı da münafığın gezmesi açısından diyorum. O sıkıntıyı geride bırakmak için yapar onu ama sıkıntı onu bırakmaz. Onu akıl edemez. Allah, nereye giderse onu boğar, nereye gitse o sıkıntıyı yaşar. Hatta ayette diyor ya Cenab-ı Allah “dünya bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmişti.” Kemiklerini sıkan bir azap bu. Bak “dünya bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmişti ve onları azapla sıkıyordu” diyor “acı çekiyorlardı” diyor. İşte bu acıdan bu azaptan kurtulmak için sürekli gezer münafıklar bir oraya bir buraya, çok huysuzdur.

Münafık çok acelecidir, yine bu sıkıntıdan kaynaklanır. Mesela yemek gelecekse “çok acele gelsin” der. Mesela ayakkabısı gelecekse “hemen gelsin” der. Sıkıntının şiddetindendir. “İnsan aceleden yaratıldı” diyor ya Allah ayette, mümin sabırlı işte o aceleye karşı müminde sabır var. Münafıkta sabır olmadığı için münafık çok acı çeker. Mesela farz edelim seyahate çıkacak başka bir ülkeye gidecek hemen gitmek ister. Yani bir zemin hazırlamak bir şey yapmak istemez. Delicedir hareketleri. Mesela hemen uyumak ister ama uyuyamaz telaşından da. Yani münafığın öyle bir deli dünyası vardır. İnsanlar şaşırır onun aceleciliğine. Hemen şu olsun hemen bu olsun, hemen şu olsun hemen bu olsun. Kuran’da bu husus işte “insan aceleden yaratılmıştır” ayetinde belirtiliyor.

Bir de doyumsuzdur münafık. Hani diyor ya Allah ayette “sürekli artırmamı ister” diyor ayette biliyorsunuz “sürekli artırmamı ister.” Sürekli artırmayı ister. Mesela bir gün şunu ister, bir gün bunu ister bir türlü rahatlamaz. Yine o sıkıntısıyla bağlantıdır. Yani yer değiştirme hissinin bir başka şeklidir o.

Münafık çok pis olur. Kuran’da işte onun için Cenab-ı Allah “onlar ancak bir pisliktir” diyor. Pis olarak mescitlere geliyorlar, leş gibi böyle üstleriyle başlarıyla domuz gibi Müslümanların evine dalıyorlar. Onu önlemek için Cenab-ı Allah diyor ki “mescitlere geldiğinizde ziynetlerinizi takının” Yani temiz elbiselerinizi, güzel elbiselerinizi giyinin. Yani o pis üstünüzle, kirli üstünüzle gelmeyin. Mescitler yani Müslümanların evleri. Münafık öyle mesela ahırda at temizliyor bilmem ne yapıyor, o pis haliyle gelip Müslümanların tertemiz evine girip orayı burayı elleyerek, dokunarak, yatarak ahlaksızca ve alçakça kirletiyor. Münafığın bir vasfıdır bu. Ve bundan şeytani bir zevk alır Müslümanın evini kirletmekten. Yani bir ahlaksızlık çeşidi ya, yaptığı her türlü pislikten şeytani zevk alır münafık. Ama nasıl bir zevk biliyor musunuz? Kendini sıkan bir zevk, içini sıkar. Buna zevk denmez de ama Allah ona mesela “şölen vardır ahirette” diyor “cehennemde bir şölen vardır.” Yani ızdırap şöleni bunlar için o, yani acı şöleni şeklinde oluyor.

Resulullah (sav)’e diyor ki Cenab-ı Allah, “elbiseni temizle, pislikten kaçın.” O etrafındakilere duyurmak için söylediği bir söz. Hem Resulullah (sav)’e de bir uyarı. Ama Resulullah (sav) zaten çok temiz bir insan. Ama etrafına onu söylemesi için ve bu konuda titiz olması için Allah ona o hükmü indiriyor. “Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş.” [Müddessir Suresi, 4-5] Ne diyor o zaman Resulullah (sav), “herkes elbisesini temizlesin” diyor. Kendinden örnek göstererek onların temizliğini sağlamış oluyor. Mesela “pislikten kaçının” diyor. Kendi kaçınacağı için, Cenab-ı Allah Resulullah (sav)’in vesilesiyle onları terbiye etmiş oluyor. Sözü ona söylüyor o da etrafına söylemiş oluyor. Bu da vahiyle terbiyenin bir yönü. Mesela sen çok sevdiğin birine dersin ki “bak burada merdiven çok yüksek düşebilirsin, dikkati ol” dersin. Ama arkasında 10 kişi vardır, yansıtmalı açıklamadır bu, değil mi? Sen onu yüksek sesle söylediğinde ona söylediğinde, o tabii hemen dikkat ederim der ama herkes anlar. Resulullah (sav) de işte “elbiseni temiz tut, pislikten kaçın” denince ayeti söylüyor “ben pislikten kaçınacağım elbisemi de temiz tutacağım.” Ne yapar bunu duyan Müslüman? Hepsi elbisesini temiz tutuyor. Hepsi pislikten kaçınmış oluyor. Yoksa haşa Hazreti Resulullah (sav) pisti de temizleniyor yahut elbisesi üstü başı kirli geziyordu anlamında değil bu. Bu hüküm bildirmek için, “eğer böyle bir şey olursa buna dikkat et” anlamında ama etrafındakileri asıl uyaran bir ayet.

Bir de münafık muhalefettir, sürekli her şeye karşı çıkar. Mesela beyaz dersin siyah der, siyah dersen beyaz der. Münafıkta bu hastalıktır. Mesela “Hak” diyor peygamber, o “batıl” der. Peygamberimiz (sav) “savaşa çıkalım” diyor “hayır sıcak havada çıkılmaz” diyor. “Hadi İslam’ı tebliğe çıkalım” diyor “becerebilseydim gelirdim” diyor. Sürekli muhalefet, münafığın özelliğidir bu. Yani münafığı anlamak istiyorsanız buradan da çok rahat anlayabilirsiniz.

Bir de münafığı sosyal medya hesaplarından anlamak artık çok kolaylaştı. Yani sosyal medya hesabına baktın mı onun psikolojisini, ruh halini, kafasındaki bozuklukları, iman zafiyetini, dengesizliğini, Allah’tan uzaklığını, münafık karakterini, Allah’a olan öfkesini, küfre olan yakınlığını, münafıklara olan yakınlığını, yalakalığını, haysiyetsizliğini, pisliğini, ahlaksızlığını her şeyini anlamak mümkündür. Ama çok dikkatli incelemek lazım. Dikkatlice incelenirse böyle basiret feraset gözüyle iman nuruyla bakılırsa görülür. İman nuruyla hepsini anlamak mümkün. İşte Instagram’da olabilir, Facebook’unda hepsinden çıkarabilir Müslümanlar.

Mesela münafık sanatla pislik yapmaya kalkar. Böyle homoseksüelliği çağrıştıran resimler kullanır. Mesela Allahsız kitapların propagandasını yapar, Allahsız dinsiz kitapların. Mesela bakarsın elinde dinsizliği anlatan bir kitap onunla resim çektirmiş. Mesela kütüphanesine bakarsın hep Allahsız dinsiz imansız insanlar. Ama kendisi Müslüman olduğunu söylüyor. Adam ateistse o ayrı mesele. Ateistse açık açık söylüyor zaten, ateist olduğunu söylüyor. Mesela dinsizse yahut küfür içindeyse açık açık söylüyor. Ama Münafık Müslüman olduğunu iddia ediyor bakın çok önemli bu. Fakat kütüphanesinde hep Allahsız, imansız, Kitapsız insanların kitaplarını bulundurur. Müslüman kitabı bulundurmaz münafık. Bulundursa da usulen bulundurur çok sıkılır. Müslüman kitabı bulundurmak onun için bir züldür, onu küçük düşürücü bulur. Küfür kitaplarından onur bulacağını zanneder. Böyle kafirlerin kitaplarıyla resim çektirir. Ateistlerin kitaplarıyla resim çektirir. Okuduğundan da değil sırf züppelik olsun ahlaksızlığından, yani propaganda yapmak için, onlara yalakalık yapmak, onlarla bağlantı kurmak için yapar bu alçaklığını.

Araf Suresi, 82’de münafıkların bir üslubuna Cenab-ı Allah dikkat çekmiş. Araf Suresi, 82 şeytandan Allah’a sığınırım. “Kavminin cevabı” yani münafıkların cevabı. “Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!” Müslümanların temiz olması münafıklar alaycı dille değerlendirirler yani alay ederler. Onlar mesela pis ayaklarıyla Müslümanların yataklarına çıkar, temiz havluların üstüne çıkar, temiz yaygılarının üstüne çıkar. Leş gibi mesela kirli, yorgun, terli bedenleriyle Müslümanların yataklarını, yorganlarını, havlularını batırırlar. Domuz sürüsü gibidir münafık. Çok pis bir mahluktur. Müslümanlar da sakınınca onlara şaşırtıcı geliyor “Bunlar çokça temizlenmek isteyen insanlarmış” diyorlar. Homoseksüelliğe karşı oluyor Müslümanlar, “Oo” diyorlar “bunlar çokça temizlenmek isteyen insanlarmış” diyor. Yani hayret edici bulurlar pislikten kaçınmasını Müslümanların.

 

MÜNAFIKLAR VE DERİN DEVLETLER HEP ZANLA HAREKET EDER BU YÜZDEN DE DÜNYAYI HERCÜ MERC İÇİNDE BIRAKIRLAR

“Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır.” (Hucurat Suresi, 12) “Hadis nedir?” soruyoruz zandır diyor zan. Hadisin açıklaması yani ilmi açıklaması hadis nedir diye bakın hadis ilminde; zan. Allah’a zanna uymayın diyor ayette. Ahkam yani Allah’ın emirleri açık sarih hükümleri zanla olmaz. Allah’ın muhkem ayetleriyle olur muhkem ayet gerekir. Namaz kılın, oruç tutun, zekat verin açık açık söylüyor Allah. Zan değil bunlar. Ama sen hadisle zanla hareket edersen harama girersin. Zanla Allah’ın hükmü olmaz. Mesela Darwinizm zandır. Tesadüfen olduk herhalde diyor. Tesadüfen hücre oldu herhalde diyor. Protein herhalde tesadüfen oldu diyor. Tesadüfen meyveler oldu ağaçlar oldu insanlar oldu diyor.

Herhalde uzaydan geldi diyor. Hep zan. Yani küfrün münafıkların kullandığı sistem zandır. Bilgisi olmayanların da kullandığı sistem yine zandır. Gelenekçi Müslümanların kullandığı da yine zandır.

“Ayette, “Allah’ın kendisiyle ilgili kesin bir delil indirmediği şeyi Allah’a şirk koştular” (Necm Suresi 23) diye geçiyor.”

Bak Allah’ın kesin hükmü gerektiğini Allah ayette söylüyor görüyorsunuz, kesin hüküm gerekir, muhkem ayet gerekir. “O zaman” diyor “Kuran’da yok” diyor. Allah Allah “Ne yapacağız?” diyor. Yoksa yok işte tamam, demek ki Allah’ın hükmü yok. “Olur mu ya?” diyor. “Var” diyor. Kardeşim senin atanın dininde var, Allah’ın Kitabı’nda yoksa yoktur. “Nasıl olacak ki o?” Diyor. Nasıl olacak, yoksa yok bu kadar açık. “Kuran’da rastlayamıyoruz” diyor. Uydurmuşsun işte Allah’ın hükmüne hüküm katmışsın.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (21 Kasım 2016; 18:00)

 

MÜNAFIKLAR FİZİKSEL OLARAK PİSTİRLER. MÜSLÜMANLARIN BULUNDUĞU ORTAMI DA KİRLETMEYE ÇALIŞIRLAR, SOKAĞIN KİRİNİ PİSLİĞİNİ İÇERİ TAŞIRLAR

Allah Peygamberimiz (sav)’e diyor ki: “Geldiğinde elbiseni temizle.” Peygamber zaten temiz bir insan fakat münafıklarla farkı vurgulamak için söylüyor. Münafıklar çok pistirler. Elbiseni temizle dediği o. Müminlerin evine geldiğinde elbiseni değiştir, temiz bir elbise giy, sokak kıyafetiyle gelme, temiz ol anlamındadır. Bak “elbisenden kiri uzaklaştır” diyor Allah. Nasıl uzaklaşır? Elbiseyi çıkarttığında uzaklaşır. Onun için müminlerin evine geldiğinde sokak elbisesini Müslümanın değiştirmesi gerektiğine Kuran işaret ediyor. Ama münafık öyle değildir, sokağın pisliğini alır gelir, oraya buraya her yere bulaştırır, önemsiz görür. Müslümanlara değer vermediği için, hatta kininden dolayı, nefretinden dolayı yapar. Allah münafıkların kapısını kapatmak için Peygamber’e böyle bir emir vermiştir. “Ey Peygamber elbiseni temizle.” Elbisesi zaten temiz Peygamber (sav)’in, dışarıda olsa bile temizler. Elbiseye titizlik göster, sokak kıyafetiyle evde yaşanmaz, eve girilmez bunu vurgulamış oluyor Peygamber’e. Ama bunu söylemekle bütün müminlere bir konuda dikkat çekmiş oluyor, böylece bütün Müslümanlar çok dikkat etmiş oluyorlar.

“Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler” Tevbe Suresi, 95’te diyor. Münafıklar bak, “Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler” Artık biz vazgeçtik münafıklık yapmayacağız, ahlaksızlık yapmayacağız diye yemin ediyorlar. “Artık siz onlara sırt çevirin. Onlar gerçekten pistirler.” (Tevbe Suresi, 95) Münafıklar pis, görünmeyen yerde de pistirler, çok tehlikelidir münafığın pisliği, akıl hastasıdır bayağı pis olur münafık. “Kalplerinde hastalık olanların ise, iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip-artırmış ve onlar kafir kimseler olarak ölmüşlerdir.” (Tevbe Suresi 125) Bak “kafir kimseler olarak ölmüşlerdir.” Kalplerinde hastalık olanlar işte henüz daha münafık olmamış ama münafık gibi kalbinde hastalık var. Bak ama “iğrençliklerine iğrençlik ekleyip artırmış” diyor. Çok iğrenç olur münafıklar, pisliktirler yani görünen gibi değildirler. Görünürde çok entel, çok kibar, çok nezih, çok görgülü, kaliteli gibi ama normalde çok iğrenç, pislik böyle köprü altı çakalı gibidirler. Çok ahlaksız, ayyaş karakterli, çok şerefsiz ve namussuz olurlar, bayağı pisliktirler. Ama Müslüman tabii onu sezemeyeceğini Allah şöyle söylüyor: “Yüzüne baktığında onların beğenini kazanır” diyor, “anlaşılmaz” diyor, “konuşmalarını dinlersin” çünkü çok lafazan ve çok kelime kullanır münafıklar, çok konu bilir ama bu bilgi değildir, eşeğe yüklenmiş bilgi gibidir Kuran’da var ya. Merkebe yüklenmiş bilgiye benzetiyor Cenab-ı Allah, onun gibidir.

 

MÜMİN ÇOK İNCE DÜŞÜNÜR, ALLAH'TAN KORKAR VE TİTİZDİR. MÜNAFIK ALLAH'TAN KORKMADIĞI İÇİN BİR NEVİ ÇAKAL ARSIZLIĞI İÇİNDEDİR

Mümin çok ince düşünür, çok Allah’tan korkar, titizdir. Münafık Allah’tan korkmadığı için hayret edilecek bir ferahlık, serkeşlik, züppelik böyle çakal arsızlığı içerisindedir yani Müslüman onu bir türlü kavrayamaz yani münafığın akıl almaz ferahlığını, haysiyetsizliğini o cemiyet mikrobu karaktersiz kişiliğini bir türlü çıkaramaz. Halbuki Allah’tan korkmadığı için o teyakkuz hali yoktur ama müminde teyakkuz hali vardır yani hiç hak geçsin istemez, temizliğe çok dikkat eder, Müslümanları üzmemeye çok dikkat eder, kalplerini kırmamaya dikkat eder, çok itinalı bir varlıktır Müslüman. Çok özenlidir. Münafık paldır küldürdür, dağdan yuvarlanan taş gibi, öküz gibidir tam bir sığırdan da aşağı bir mahluktur ama kendini çok kaliteli göstermeye kalkar. İşte kütüphane kurdurur, güya kütüphanelerden çıkmaz, kitaplar okur işte yabancı diller havalarda uçuşur, aynı zamanda trilyonerdir, aynı zamanda dünya beyin şampiyonudur. Millette bir kiloysa beyin onda iki kilo olur. Böyle manyak gibidir yani siyasette her konuda en isabetli kararı o verir, kimsenin düşünemediğini düşünür, bulur fark eder, orijinal buluşlar yapar. Dünyada ilk defa görülen olayları bilir. Daha da olmasa uzaylıların ne tür çorba yaptığından tut da..

 

MÜNAFIK, MÜSLÜMAN OLDUĞUNU İDDİA EDEREK KENDİ DÜŞÜK AKLINCA MÜSLÜMANLARIN BUNUN KARŞILIĞINI ÖDEMESİNİ İSTER

Münafığın özelliği, Müslüman oldum diye Müslümanın bunu ödemesini ister. Yani “ben senin yüzünden böyle bir hayat tarzına girdim, sen buna sebep oldun o yüzden bunu öde” der. Her türlü kepazelik, gerginlik, rezillik, pislik, ahlaksızlık, surat asma, çakallık, çirkeflik, bir şeyler istemeler, münafığın tavrıdır. Kuran’da “Allah’a minnet ederler” diyor. “Allah’ın bunu ödemesini isterler” diyor münafıklar için. “Halbuki onlar Allah’a şükretmesi gerekir” diyor. “Allah’a minnet borçları vardır onların” diyor. “Allah’ın onlara minnet borcu yok” diyor. “Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler.” (Hucurat Suresi, 17) Yani Peygamber (sav)’e terslik yapıyorlar, “biz sıkılıyoruz” diyorlar, “bizi rahatlat, bunaldık” diyorlar “Müslüman olunca.” “Bunalımdayız” diyor, “bize mal ver” diyorlar. “bize eşya ver, para ver, yiyecek ver.” Para veriyor bu sefer de kuduruyorlar daha da azgınlaşıyorlar. Ayette diyor ki bak “onların azmasının nedeni senin Allah’ın lütfuyla onları zengin etmen” diyor ayette. Bu çok önemli bir münafık alametidir. Bunun ayrıca vurgulanması lazım. Hucurat Suresi, 17 şeytandan Allah’a sığınıyorum, “Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: "Müslümanlığınızı bana karşı minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi imana yönelttiği için Allah size minnet etmektedir.” Yani “sizin Allah’a minnet borcunuz var” diyor. “Eğer doğru sözlüler iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.)" (Hucurat Suresi, 17) diyor Cenab-ı Allah.

 

MÜNAFIK HEP SURATINI ASAR, ÇÜNKÜ MÜSLÜMAN OLMAKTAN RAHATSIZDIR. SÜREKLİ EĞLENDİRİLMEK, GEZDİRİLMEK İSTER. BÖYLECE MÜSLÜMANLARIN VAKTİNİ ALIR

Münafık hep suratını asar. Neden? Çünkü Müslüman olduğu için. “Beni gezdirin” der, “beni yedirin, beni içirin, bana kıyafet alın, ben sıkılıyorum” işte “benim yanımda durun, beni açacak bir şeyler yapın.” İşte “sinemaya götürün, tiyatroya götürün, başka ülkelere götürün, eğlence konusu bulun.” Bu arada da münafık, “ben İslam’ı anlatmak istiyorum ama anlatamıyorum” der. Kuran’da bu mühim bir konu olarak, özel, ayetle açıklanmış. Diyor “Biz tebliğ yapmayı bilsek, İslam’ı anlatmayı bilsek tabii ki sizinle gelirdik” diyor. “Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar.” (Nisa Suresi, 91) diyor ayette. “Muazzam yetenekli olurlar” diyor.  Mesela günümüz münafıklarına, İngiliz derin devletine hizmet edeceksin dediklerinde İngiliz derin devleti mensupları, hayret edecek bir yetenek gösteriyorlar, akıl almaz. Kütüphaneler önünde resimler çektirmeler. Bütün kütüphaneleri okumalar, yalakalık yapalar, yağcılık yapmalar. Kadınsa homoseksüel görünümüne giriyor, erkekse homoseksüel görünümüne giriyor, kendini rezil edecek şeyler yapıyor, günde 10-15 saat kitap okuyor. 8-10 saat yazışıyor, deli gibi gayret ediyor. İngiliz tarihini su gibi ezberliyor, İngiliz kültürünü su gibi ezberliyor. Ama İslam, Peygamber (sav)’in hayatını incele denince incelemez. İslam tarihini incele de incelemez. Çünkü boş görür münafık. Ayette diyor ya Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin.” (Hucurat Suresi, 49) “Esleme olduk deyin” diyor Allah. Böyle çok fazla insan vardır, birçok kişi bilir; Müslüman olmasına vesile oldukları kişiler hep başlarına bela olurlar. Kız osun erkek olsun. Mesela bazen başını kapatan kızlar da oluyor adamların başına bela oluyor. Evlendirilmesini istiyor, evlendirilirse evine eşya alınmasını istiyor, kendine ev alınmasını istiyor, araba alınmasını istiyor. Birçok Müslüman cemaat bilir. Tam anlamıyla baş belası olurlar.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (20 Kasım 2016; 18:00)

 

HIZIR KISSASI'NDAN MEHDİYET'E YÖNELİK İŞARETLER

Şeytandan Allah’a sığınırım. “Hani Musa genç yardımcısına demişti ki: ‘İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim.’” Bir kere burası alenen İstanbul olarak vurgulanıyor çok net, iki denizin birleştiği yer. Mehdiyet anlatılmıyor diyorlar ama bayağı iyi anlatılıyor Kuran’da, anlayana, bayağı net. “’Ya da uzun zamanlar geçireceğim.’” (Kehf Suresi, 60) Mehdiyet’in çıkışı da uzun zaman aldı biliyorsunuz. Mehdi (as)’in zuhuru çok uzun zaman aldı.

“Böylece ikisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca” Cenab-ı Allah bunu boş yere demez yani ikisi, iki, iki kere ikiyi üst üste demez. Yani “böylece onlar” der, “gitmeleri gereken yere ulaşınca” diyebilir.  Ama bak ne diyor Cenab-ı Allah, “Böylece ikisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca” iki, iki. “balıkları unuttular “ diyor. Benim anladığım Hızır (as) balık şeklini alıyor bütün tarihi kaynaklarda Hızır (as) hep balık üstünde. Hep balıkla bağlantılı. Bak diyor ki: “Böylece ikisi iki denizin birleştiği yere ulaşınca” Cenab-ı Allah’ın kelamı böyle “ulaşınca.” bir kere İsa Mesih de Mehdi de İstanbul’a gelecek, buna bir işaret var. Ulaşma var. “balıklarını unuttular” demek ki unutkanlık ahir zamanda yayılacak. Hadiste de var. Unutkanlık yayılır diyor Bediüzzaman’ın özel açıklaması var bununla ilgili. “…denizde bir akıntıya doğru kendi yolunu tuttu.” (Kehf Suresi, 61) İstanbul’un, boğazın en önemli özelliği akıntısının olması. İstanbul Boğazı olduğuna bir kere daha vurgu yapmış oluyor Kuran, işaret ediyor. Olayın da İstanbul’da geçtiği açıkça görülüyor.

“Geçtiklerinde genç yardımcısına dedi ki:” Demek ki Mehdi talebeleri gençlerden oluşacak, buna işaret var. “yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız yolculuğumuzdan gerçekten yorulduk.” Ne getiriyor? Balık. Balığın faydasına da dikkat çekmiş oluyor Cenab-ı  Allah. “…gerçekten yorulduk” (Kehf Suresi, 62) Ahir zaman da yorucu yani çok uzun bir mücadele ahir zaman.

“Dedi ki: ‘Gördün mü, kayaya sığındığımızda balığı unuttum. ‘” Bir kere burada kayalık bir yerden bahsediliyor. İstanbul da kayalık bir yer. Yani bu çok acayip. Gereksiz bir açıklama hiçbir zaman için olmaz Kuran’da, kayalık bir yer. Yani sağlam, muhkem bir bölge, İstanbul’un sağlam, muhkem, kayadan oluşan bir bölgesi. “Dedi ki: ‘Gördün mü, kayaya sığındığımızda’” demek ki Mehdiyet’in olacağı yer de bölge kayalık bir bölge. Yani sağlam, zemini sağlam bir bölge. Bunu zaman gösterir. “’balığı unuttum’” bak ısrarla unutma, ahir zamanın özelliği, “balığı unuttum”. Asur Medeniyeti, Mezopotamya Medeniyeti, Mısır Medeniyeti hepsinde var.

“Onu hatırlamamı şeytandan başkası bana unutturmadı.” Demek ki şeytanın insan beynine müdahale edip unutturma gücü var. Hz. Musa (as) da bak sürekli “unuttum, unuttum” diyor dikkat ederseniz. O şeytanın Hz. Musa (as)’a baskısı işte, sürekli beynine baskı yapıyor, o mesela sıkıntı da veriyor görüyorsunuz. Cin şeytan yani o sıkıntıyı veren ama esaslı bir gücü yok, böyle imanını, aklını kullanmasını engelleyecek değil ama bu tip gücü var. Bak “Onu hatırlamamı şeytandan başkası bana unutturmadı.” O da boş birisi değil benim gördüğüm, bu bilgi öyle vahiy olmadan bilinecek bir şey değil. “O da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu.” (Kehf Suresi, 63) Acip bak acip Hızır (as)’ın özeliği acip olmasıdır. Mehdi (as)’ın özelliği acip mesela bak burada da acayip, acip. “Şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu.” Demek ki onun hareket alanı deniz. “(Musa) Dedi ki: "Bizim de aradığımız buydu."” Demek ki önceden ona bilgi verilmiş. Denizde karşılaşacaksın, ölü gibi duracak ama birden canlanacak.

“Dedi ki: "Bizim de aradığımız buydu." Böylelikle ikisi” Bakın yine “ikisi” diyor Allah. “İzleri üzerinde geriye doğru gittiler.” (Kehf Suresi, 64) Tam ayak bastıkları yerlerin. Zaman zaman tam iz üzerinde geriye girmek hedefi yakalamada çok önemli bir yöntemdir. Onun için izleri muhafaza etmek gerekir. Yürünen izleri, konuşulan sözleri, konuşulan yöntemleri muhafaza etmek gerekir. Bazen izlerin üstüne geri döndüğünde çok başarılı olursun.

“Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.” (Kehf Suresi 65) Demek ki böyle kullar var dünyada. Biz belki dikkat etmediğimiz için göremiyoruz ama dikkatini verenler fark ederler. “Musa ona dedi ki: “Doğru yol (rüşd) olarak” sıratal müstakim Kuran’da geçiyor, bak “doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden” (Kehf Suresi 66) ama bak “sana öğretilmiş” diyor “bana öğretilmedi” diyor. Sana doğru yol olarak öğretilmiş. Bana öğretilen demiyor bak dikkat edin. "Doğru yol olarak sana öğretilen” diyor ayrı bir şeriat. Çünkü doğru yol ona öğretilmiş zaten. Ama “bir de sana öğretilen var” diyor. “Sana öğretileni öğrenebilir miyim?” Diyor. Onun şeriatı ayrı. “Bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?” (Kehf Suresi 66)

“Dedi ki: “Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin.”” (Kehf Suresi 67). Bu tip derinliklere öyle herkesin gücü yetmez. Peygamber dahi olsa bazen bak gücü yetmiyor. Peygamber dahi olsa, müthiş bir havsala, müthiş bir güç, müthiş bir irade gerekiyor. “Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?” (Kehf Suresi 68). O zaman demek ki dünyada özünü kavramaya kuşatıcı olmadığımız olaylar sürekli oluyor. Mesela Suriye’de savaş oluyor, Irak’ta savaş oluyor, bir yerlerde patlama oluyor ama İslam da sürekli yükseliyor bu arada. İnsanlar bir türlü anlayamıyor sebebini. “Özünü kavramaya” özlü ilim kimde görüyoruz? Zülkarneyn (as)’de görüyoruz. Ahir zamanda kimde görüyoruz? Mehdi (as)’da görüyoruz. Çünkü mesela televizyona çıkıyorlar zırvalıyor adam, özlü ilim yok. İnsanların beyni uyuşuyor, konuşuyor, konuşuyor bir türlü özlü bilgiye geçilemiyor.

Bak diyor ki, Musa (as) “İnşaAllah.” Çünkü inşaAllah niye söylüyor? Mehdi dili. Moşiyah dili. Moşiyah şifresi. Bak o konuşuyor konuşuyor, ilk hangi kelimeyle açıyor sırrı? Anahtar ne? “İnşaAllah.” Mehdiyet anahtarıyla açıyor bak. “İnşaAllah, beni sabreden bulacaksın.” Çünkü “sabırlı olmayanlar buna kavuşamaz” diyor Cenab-ı Allah ayette. Sabredenler buna ancak kavuşurlar. Önemli bir sır ama inşaAllah’la başlıyor, anahtar kelimeyle. ““Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim” dedi.” (Kehf Suresi, 69) diyor. İmametin şartı budur zaten, hiçbir işte karşı gelinmemesi. Peygamber imameti böyledir. “Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan”” bak “eğer” diyor. Çünkü uymayabilir de, uyacak olursan. Eğer farz olmuş olsaydı, Tevrat’a uyması gibi farz olsa tamam. Ama zaten talimat almış “fakat bunu yapamazsın” diyor Musa (as)’a. Ama “eğer bana uyacaksan” diyor. Mesela o zaman diyebilir ben biraz daha kendimi toparlayayım ondan sonra geleyim yapayım diyebilir, anlatayım diyebilir, uyayım diyebilir. “Hiçbir şey hakkında bana soru sorma,” şu niye şöyle oldu? Bu niye böyle oldu? Bu olmaz diyor.  “Ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar.” (Kehf Suresi, 70) Öğütle anlatmak ama “ben sana anlatırım, gerekirse anlatırım” diyor. Kuran’da da var ya “siz sormayın” diyor. “Hüküm çıkar ortaya.” Yani “Size hükmün gelmesini bekleyin” diyor Allah.

“Böylece ikisi yola koyuldu” bak sürekli “ikisi” diyor. Hep Mehdi (as) ve İsa (as)’a dikkat çekilmesi var. “Nitekim bir gemiye binince,” demek ki bu deniz öyle ıssız bir deniz değil, gemilerin kaynadığı bir yer. Yine olsa olsa İstanbul oluyor, iki boğazın birleştiği, çünkü denizler var ama okyanus tarzında vs oluyor. Çok zorlarsan oralarda da boğazlar ama bak bu boğaz öyle değil, burada gemilerin olduğu bir boğaz burası. “Gemiye binince, o bunu (gemiyi) deldi.” Bu nedir? Bir sabotaj, bir patlama gibi, bir yıkma gibi bir şey öyle görünüyor.

Dedi ki: “İçindekilerini batırmak için mi onu deldin?”” Adam soruyor mesela bu kadar olaylar oluyor, ‘neden oluyor?’ Diyor. Mesela bu kadar insan ölüyor neden ölüyor? Halbuki bir hikmeti, sebebi oluyor Allah Katında. “Dedi ki: “İçindekilerini batırmak için mi onu deldin?”” İçindeki insanlar bak en kötü ihtimali söylüyor Hz. Musa (as). “Onları öldürmeyi mi kastediyorsun?” Diyor açıkça. “Cinayete mi teşebbüs ediyorsun?” Diyor. “Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın.” (Kehf Suresi, 71) Zaten hep şaşırtıcı onun üslubu da, şaşırtıcı bir iş yaptın. Bir de yemin ederek söylüyor.

“Dedi ki: "Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"” (Kehf Suresi, 72) Kesinlikle, niye kesinlikle diyor? Çünkü vahiy aldığı için. Hz. Musa (as)’ın bütün konuşmalarını biliyor. İtiraz edeceğini biliyor. Bak ısrarla o da aynı şeyi söylüyor. “Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama.” Öbür yardımcısı da söylüyor dikkat ederseniz, hep unutma unutma. ““Ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma” dedi.” (Kehf Suresi, 73) diyor. Halbuki zorluk çıkarttığı için değil, Allah’ın emri öyle olduğu için yapıyor.

“Böylece ikisi” bak defalarca ikisi diye geçiyor. “(Yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürdü.” Mesela bak orada cinayete teşebbüs var, burada da alenen cinayet var değil mi? Öyle görünüyor zahiren. “(Musa) Dedi ki: “Bir cana karşılık olmaksızın,”” Tevrat’a göre hüküm öyle cana can, göze göz, dişe diş ya. “Tertemiz bir canı mı öldürdün?” Bak bir de “tertemiz” diyor. Halbuki bilemez tertemiz olduğunu ama yaşı biraz küçük olduğu için hükmünün öyle olduğunu düşünüyor. Bilemez, vahiy alması lazım tertemiz olduğunu bilmesi için. Çünkü tertemiz olmadığını söylüyor zaten. Hızır (as) söylüyor vahiy ile söylüyor. Bak, “Tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın” (Kehf Suresi, 74) diyor. Yemin ederek söylüyor, bayağı emin halbuki hiçbir işe karışmayacağına dair söz vermiş ama net hükümle “cinayet işledin” diyor yani. “Katil oldun” diyor.

“Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"” (Kehf Suresi, 75) İşte insanların bilemeyeceği derin bir yapılanma var dünyada, bunu insanlar çözemez. Gören müthiş bir zulüm olduğunu düşünür. Halbuki mutlaka olması gereken bir şey oluyor. O olaylar olmasa ne Mehdiyet oluyor, ne İsa Mesih’in inişi oluyor, ne veli kullar ortaya çıkar, ne imtihan olur hiçbir şey olmaz. Olması gerekiyor ama tabii buna düz akılla takat yetmez. Bir ihtimal Huruf-u mukataanın içindeki sırlarla açıklanabilir insanlara. “Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme” diyor. “Arkadaşlığımız bitsin” diyor. “Benden yana bir özre ulaşmış olursun.” (Kehf Suresi, 76) “Ben kabul edeceğim artık” diyor.

“Böylece ikisi yola koyuldu.” Bak şimdi o genç gidiyor ama yine iki. Bir türlü üç olmuyor. O genci bırakıyor, o gencin işte İstanbul’da olduğu söylenir. Mezarının burada olduğu söylenir biliyorsunuz. İsmi ne? Yuşa. Onu orada bırakması da çok manidar, tek bırakıyor, normalde olmaması lazım. Ledün ilminin bir gereği olarak tek bırakıyor onu. Sadece onu kabul ediyor Hızır (as). Sırrı sadece ona vereceği için çünkü üçüncü bir kişiye o sırrı veremez, yetkisi yok. Sır verme yetkisi olması lazım. Önüne gelen etrafında on kişi bile olsa onu alamaz. Kendi, karısı, çocuğu da olsa alamaz. Sadece sır verilecek kişi yanına alınabiliyor ve teke tek o kadar.

“Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler.” Burada da ruhani varlık olmadıkları anlaşılıyor, yemek istediler, istediğinde yemek yiyebildiği anlaşılıyor Hızır (as), melek olmadığı anlaşılıyor o zaten onu vurgulamak için de Kuran onu açıklıyor. “(Kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı.” Neden olduğu da belli değil. Bir ihtimal o çocuğun ölümünü duyduysa kasaba halkı dehşete düşmüş olabilirler. Rüya gibi bir hayat olmadığı anlaşılıyor, aktif bir hayat bu. Bir rüya görüyor değiller. Hani yekaza hali olmadığını da anlıyoruz, yekazeya da benzemiyor çünkü kasaba halkı bilinçli olarak sokmuyor o kasabaya. Bu Allahualem herhalde kasaba yakınlarında olmuş bu çocuk öldürme olayı, hemen duyulmuştur, adamlar da hiçbir şekilde böyle bir şeyi kabul etmiyorlar. Kasabaya sokmak istemiyorlar, tehlikeli görüyorlar. Hızır (as)’ın da heybetli olduğu anlaşılıyor yoksa halk onları normalde tutuklayabilir, hapse atabilir ama güç yetecek gibi olmadığı anlaşılıyor. Bir kasaba dolusu insanın güç yetiremeyeceği durumda olduğu anlaşılıyor.

“Fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular.” Yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar, işte o Mescidi Aksa’daki duvar ona işaret ediyor. “Hemen onu inşa etti.” Burada da duvarcı ustası olduğunu vurgulamak için. Çok açık ve net olarak duvarcı ustası, inkar edilecek bir yön yok. Hızır (as) duvarcı ustası, üstat ve bak “hemen onu inşa etti” diyor yani olağanüstü bir bilgiye sahip, alışılmışın dışında bir bilgiye sahip. “(Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."” (Kehf Suresi, 77) Kasaba halkından ama kasaba halkı zaten kaçınıyor, birde adamlarla anlaşması falan da yok. Hızır (as) “Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız.”” Zamanı geldi diyor. Çünkü kendisi de söylemiş oluyor, artık tamam. “Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.” (Kehf Suresi, 78) Demek ki bu sistemin insanlarının yaptıklarına normal bir insan tahammül etmesi mümkün değil.

“Dedi ki: “İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız.”” Ayrılma zamanı, o belirli Allah Katında. “Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.” (Kehf Suresi, 78) Hakikaten bu taifenin faaliyetlerini gören yani hep harama girdiğini düşünür. Kitle katliamları gibi görünür, yıkılan binalar görülür, peş peşe faili meçhuller görülür anlaşılacak gibi değil yani bir insanın kavrayıp anlayabileceği gibi değil.

“Gemi, denizde çalışan yoksullarındı.” Gemi Kuran’da hep geçer. Nuh’un gemisi, diğer gemiler. “Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim. (Çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı.” (Kehf Suresi, 79) Bak despot bir devlet adamından da bahsediyor, despot devlet adamları ahir zamanda baskıcı rejimlere de işaret var. “Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim,” Bu ilmi ledündür işte bu, batın ilmi. Bunu Hz. İbrahim (as) da uyguluyor. Putperestler yanına geliyor, “ben hastayım” diyor. Bu ilmi ledündür, adamların hepsi kaçıyor halbuki hasta falan değil, ledün ilmi. Mesela Mehdi (as)’da da vardır ledün ilmi yani perdeler.

"Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk." (Kehf Suresi, 80) Şüphe üzerine adam öldürüyor. Yani pislik yapacağını düşündüğü, İslam’a zarar vereceğini düşündüğü insanları faili meçhulle öldürüyor Hızır (as). “Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı,” Bak bir kere temiz ve merhametli, bak temiz, merhametli. “Daha yakın olanını vermesini diledik.” (Kehf Suresi, 81) 81. Ayet bu alenen Mehdiyet’i işaret ediyor. Öbürü de deccaliyeti işaret ediyor. Biri ölüyor, biri başarılı oluyor.

“Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu.” Bu iki öksüz çocuk bak öksüz Mehdi (as); öksüz olduğu hadisle sabit. İsa Mesih’in zaten Kuran ayetiyle belli. “Altında onlara ait bir define vardı.” Demek ki o Hz. Süleyman (as)’ın mescidinin kalıntıların altında çok önemli şeyler var. Şu an İsrail onu arıyor. Tünel açıyor. Müslümanlara müsaade etmiyor. Özellikle Mescid-i Aksa’nın altını aramak istiyorlar. Mescid-i Aksa’yı yıkması tehlikesinden dolayı müsaade etmiyorlar biliyorsunuz. “Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım.” Nasıl yapmış? “Vahiyle yaptım” diyor. Peygamber mi? Değil. Kul, bak, kul da vahiy alıyor. Aynı peygamber gibi, kul vahiy alıyor. Yani bu önemli bir bilgi. “İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu.” (Kehf Suresi, 82) Onun öğretmeni konumunda.

 

ZÜLKARNEYN KISSASI'NDAN AÇIKLAMALAR

Mehdi'nin Yapacağı Bütün Faaliyetleri Allah Yaratır

“Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar.” Zu’l Karneyn de Zul iki demektir. Bak, yine burada iki çıkıyor. İki yönlü, iki zamanlı anlamına geliyor Zu’l Karneyn. “De ki: “Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim.”” (Kehf Suresi, 83) Bak, öğüt ve hatırlatma şimdi farz bilgiler değil, ahkama ait konular değil; öğüt ve hatırlatma. Öğüt ve hatırlatma nedir? İbret alınacak konular.

“Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik” İşte Hz. Mehdi (as)’da beklediğimiz yapı bu, yeryüzünde sapasağlam bir iktidar. Şu an bütün İslam ülkelerinde sapasağlam hiçbir iktidar yok, paramparçalar. Paramparça olunması zaten sapasağlam olmayı ortadan kaldıran bir durum. “ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.” (Kehf Suresi, 84) Sebep çok önemli. Cenab-ı Allah’ın gücü sebeple ortaya çıkıyor. Zu’l Karneyn’de de meydana gelen bütün olaylar onun gücünden kaynaklanmıyor. Yani onun hiçbir gücü yok. “Ben verdim” diyor Allah. “her şeyden bir yol (sebep) verdik.” Diyor. Dolayısıyla insanlar Zu’l Karneyn, Mehdi deyince olağanüstü varlık olarak görüyorlar. Bütün güç Allah tarafından veriliyor. Yani onun şahsına ait hiçbir güç yoktur. Yani şirk koşmaya meraklı tipler var ya “Mehdi mi bizi kurtaracak?” diyor. Mehdi kurtarmıyor, Allah kurtarıyor onu kullanıyor Allah. O bedeni kullanıyor. Yani diyor ki; “yapsa peygamber yapardı.” Peygamberi de putlaştırıyor. Peygambere bütün gücü veren Allah. Hz. Mehdi (as)’ı da bir kul olarak Allah kullanıyor sadece, o kadar.

 

ALLAH'IN MÜMİNLERE BİR RAHMETİ OLARAK MEHDİYET KOLAYLIK VE GÜZELLİK ÜZERİNE KURULUDUR

“O da, bir yol tuttu.” (Kehf Suresi, 85) “Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." (Kehf Suresi, 86) Hz. Mehdi (as) hangisini tercih ediyor? Güzelliği ilke ediniyor. Yani azap yok onun şeyinde. Bak, iki yön gösteriyor Allah. İstese azap da gösterebilir, şiddet de gösterebilir. Ama güzelliği de ilke edinebilir. Güzelliği ilke edinmek esas oluyor.

“Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azaplandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azapla azaplandırır.” (Kehf Suresi, 87) “Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır.” Yani Hz. Mehdi (as) yanlısı olan, İslam’dan, Kuran’dan yana olanlara bir müjde var burada. “Kim iman eder ve salih” samimi “amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır.” Nasıl güzel karşılık? Hem dünyada hem ahirette olağanüstü güzellikler.

Bak, “Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz.” (Kehf Suresi, 88) Şimdi Mehdiyet’in yöntemi ne? Dini kolaylaştırmak. Burada ne anlatılıyor ayette? “Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz.” Dinin kolaylaştırılması. Tahfif. Diyor ya Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi).” (Hac Suresi, 78) “Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez.” (Bakara Suresi, 185) Gelenekçi sistem dini alabildiğine zorlaştırma üstüne kuruludur. Mehdiyet de dini alabildiğine kolaylaştırması üstüne kuruludur. Bak, aradaki fark budur. Gelenekçi sistem deccalin etkisiyle dini alabildiğine zorlaştırır, içinden çıkılmayacak hale getirir. Mehdiyet de Mehdiyet’in bereketiyle dini alabildiğine kolaylaştırır. Bu da Allah’ın bir rahmeti müminlere.

“Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.” (Kehf Suresi, 90) “İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten her şeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.” (Kehf Suresi, 91) Bak, yine aynı bilgi burada da geçiyor görüyorsunuz.  “özü kapsayan bir bilgi” Hz. Mehdi (as)’da olan da bu, Zu’l Karneyn’de de olan bu. Yani gelenekçi zırvaları değil, gelenekçi demagojisi değil. Özlü, kısa doğru bilgi.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (16 Kasım 2016; 14:00)

 

MÜSLÜMAN ANAHTARI VE TÜM İMKANLARINI HAYIR VE İSLAM'A HİZMET İÇİN KULLANIR, MÜNAFIK İSE MUTLAKA ŞER FİTNE VE PİSLİK İÇİN KULLANIR

Münafıklar hırsız olurlar. Onu ince ince planlarlar. Hatta Kuran’da Karun’un anahtarlarından bahsedilir. Hep hırsızlık sonucu elde ettiği anahtarlar. Münafığın anahtara meraklı olduğunu görüyoruz. Ya maymuncuk olacak ya anahtar olacak, bir şey olacak. Bir yerleri açacak, bir yeri kapayacak, bir şey çalacak. Kuran mühim olmayan bir şeyi anlatmaz. Mesela bak ‘anahtarları’ diyor. Bir topluluğa ağır geliyor diyor taşımak. Münafığın anahtarları hedeflediğini gösteriyor. ‘Bir yeri nasıl açabilirim? Bir yerden nasıl bir şey çalabilirim? Nasıl oyun oynayabilirim?’ Mesela ‘Müslümanların gizli bilgilerini nasıl elde edebilirim? İnternetine nasıl girebilirim?’ Mesela ‘Şifresini nasıl kırabilirim? Nasıl dışarıya casusluk yapabilirim?’ Anahtardan kasıt gizliliği kıran her şey. Müslümanları izlemek için elde edilecek her türlü vasıtayı anlatmış oluyor orada. Karun’un da anahtarlarının amacı o yani Müslümanlardan bir şeyleri gizlemek için yaptığı sistem aynı zamanda. Çünkü Müslümanlara nimetin geçmesini istemiyor, imkanların. O anahtar neyi temsil ediyor? Müslümanlara geçecek nimetin kapısını tamamen kapatmayı remz ediyor. Mesela malı varsa malını kilitliyor. Müslümanlara o mal sorulduğunda ne diyecek? ‘Benim malım yok’ diyecek. Parasını gizliyor mesela. Sorulduğunda diyecek ki; ‘benim param yok’ diyecek. Halbuki malı da var parası da var, stok etmiş. O stokçu zihniyete de Kuran dikkat çekmiş oluyor. Kilitli olduğu için bilinmiyor tabii. Malı, mülkü bilinmiyor. O yüzden de ekonomi biliyorsunuz çöküyor. Malı depoladığı için, parayı depoladığı için. O anahtarlar zaten depoladığı altınların, paraların, malların bir ifadesi olmuş oluyor. Piyasada altın kalmıyor, para kalmamış, yiyecek kalmamış. Hepsini stoklamış. Anahtarlarını da yüklemiş götürüyor. Ortalık, hayat, yaşam ne oluyor? Felç olmuş oluyor. Çünkü her yerden her şeyi çekmiş, bloke edip kilitlemiş. Kilitlediği için de hayatı da durdurmuş oluyor. Kendi zengin yaşıyor ama halk o zaman fakir yaşıyor işte. O kapitalist kafanın tipik uygulamasını Kuran gösteriyor. Çok fazla anahtardan bahsetmek için de ‘bir topluluğa ağır geliyordu’ diyor. Yani muazzam bir mülk yığıldığı anlaşılıyor. Ve bütün bu mülkü de kilitleyip hareketsiz, ölü hale getirdiği de anlaşılıyor. Müslümanlara nimetin geçmemesi için, ‘malım yok’ diyerek kilitlemiş oluyor. Veyahut ‘var ama kilitliyorum hareketlendirmeyeceğim, bekleteceğim’ diyor.

Mesela Samiri, Müslümanlardan çok kendini üstün görüyor. Acayip zeki olduğu kanaatinde. Diyor ki ‘Ben onların görmediklerini gördüm’. Yani ‘bütün kavimden daha akıllıyım ben’ diyor. ‘Onlar göremiyor, ben görüyorum.’ Bak münafığın karakterini görüyor musun? Münafık karakterini. Kuran bak ne kadar güzel Cenab-ı Allah anlatıyor. ‘Bütün kavmin göremediğini ben gördüm’ diyor. ‘Bu kadar akıllıyım’ diyor. ‘Böylece elçinin izinden bir avuç aldım attım’ diyor. Yani imamın, Peygamberin oluşturduğu yolu bozdum diyor. Kendime göre şekillendirdim diyor. ‘Böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden bir şey gösterdi’ diyor. Yani bu fitneden hoşnut oldum diyor. Ancak fitneden hoşnut olacağını, pislikten hoşnut olacağını söylemiş oluyor. Mesela desen ki ona Kuran’ı Tevrat’ı oku, İslam’dan bahset, hayırdan bahset, güzellikten bahset. Bunu yapmaz, acayip sıkılır. ‘Bilmiyorum’ der. Zaten münafıkların yöntemini Kuran belirtiyor. ‘Biz’ diyorlar ‘bilsek İslam’a hizmet ederiz. Ama bize yol gösterin yani nasıl yapacağımızı bilmiyoruz’ diyor. ‘Boş boş oturuyoruz diyor. Ama bize yol gösterirsen yaparız.’ Peki, münafıklığa nasıl kafan çalışıyor? Sahtekarlığa nasıl kafan çalışıyor? Buzağı heykeli yapıyorsun, hırsızlık yaparken bayağı organize çalışmalar yapıyorsun, planlar yapıyorsun, oyunlar oynuyorsun. Her türlü ahlaksızlığı gizlice yapıyorsun. Küfürle bağlantı kuruyorsun, onlara lafazanlık yapıyorsun, saatlerce konuşuyorsun. Orada bir yeteneğin olduğuna göre İslam’a hizmette nasıl yeteneğin olmuyor? Nasıl bilmiyorsun yani? Küfre, münafıklığa muazzam yeteneğin var ama ‘İslam’a yeteneğim yok’ diyorsun. Bu senin ahlaksızlığını gösteriyor. Bilmediğinden değil ahlaksızlığından, vicdansızlığından, iman zaafından oluyor.

Mesela münafık internette çok şeytani yöntemler uyguluyor. Bunu kim öğretiyor? İşte üst akıl dediğimiz İngiliz derin devletinin ajanları. Mesela yazdığı yazıyı anında siler münafık, yakalanma korkusundan. Bir şekilde hani bilgisayarında kalır da birisi okur falan gibisinden. Hiç ummadığın tahmin etmediğin sistemler öğretiyorlar münafıklara. İngiliz derin devleti kendi elemanlarına. Bylock da hiç umulmadık bir sistemdi, gördünüz. Yine böyle karmakarışık, hayret edilecek şeyler öğretiyorlar. Münafıklar da bunları tabii kendileri için bir hayır gibi görüyor fakat müthiş şer oluyor görüyorsunuz. Başları belaya giriyor.

Ali İmran Suresi 167’de “Biz mücadele etmeyi bilseydik elbette sizi izlerdik” dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı.” Yani münafıklar hep öyle ‘ben ne yapacağım bilmiyorum? İslam’a nasıl hizmet edeceğimi bilmiyorum bana yol göster.’ Peki, münafıklıkta soruyor musun? Küfürle bağlantıda soruyor musun? Ahlaksızlık, alçaklık yaparken soruyor musun? İnce ince oyunlar, planlar hazırlarken soruyor musun? Sormuyorsun. İslam’a hizmet çok daha kolay ki. Senin yaptığın melanet ahlaksızlıklarla kıyaslandığında İslam’a hizmet çok daha kolay. Bir Kuran ayetini birisine öğretsen bir nimettir. Bir iman hakikati öğretsen nimettir. Mesela bir kuşun güzelliğini bile anlatmış olsan bir nimettir. Atomun yapısını anlatsan bir nimettir. Onu araştırsan bir nimettir. Zaten bilim baştan sona kadar İslam’ı anlatıyor. Allah’ın güzelliğini anlatıyor. Bilim şu an doğrudan İslam’ın hizmetinde bir sisteme dönüştü. Eskiden bilim küfür için kullanılıyordu. Şu an sadece İslam’a hizmet eden bir sisteme Allah çevirdi. Bilimin yönünü Allah çevirdi. Şu an bilim dendi mi, İslam’a hizmet eden sistem akla geliyor. Çünkü bilim ne bulsa mucizeler çıkıyor. Ne araştırsa Allah’ın harikaları ortaya çıkıyor. Münafıklar da ‘biz bilseydik size yardımcı olurduk, İslam’a hizmet ederdik’ mantığında oluyor. Yani münafığı buradan anlayabilirsiniz. Münafığın en yakındığı noktalardan birisi de budur. Kuran buna ehemmiyetle işaret etmiş.

Bu illa adam tabii yüzde yüz biz münafık teşhisi yapmakla mükellef değiliz. Münafık alametini görürüz biz. Hiçbir zaman için bir kişiye kesin münafıktır diyemiyoruz. Ama yoğun olarak münafık alametlerini görürüz. Alameti vardır yani. Onun için şahıslara münafıktır diye teşhis koymak değil de münafık alameti var diyebiliriz.

 

MÜNAFIK HAİNLİK VE AHLAKSIZLIK YAPAMADIĞINDA ADETA BUNALIMA GİRER. KAHPELİK VE PİSLİK YAPAMADIĞINDA İÇİ YANAR, MÜTHİŞ SIKILIR

Münafık hainlik yapamadığında bunalıma girer, ahlaksızlık yapamadığında çok sıkılır. Samiri’nin bu kadar bunalmasının nedeni de o. Yalnız yaşama kararı alıyor ‘bana dokunmayın’ diyor artık manyaklaşmış adam. Delilik derecesine varır münafıkta ahlaksızlık yapamamak. Çünkü Hz. Musa (as) onu kilitlemiş ne ileri gidebiliyor, ne geri gidebiliyor ne sağa, ne sola ahlaksızlık yapamayınca felç olmuş oluyor. Münafık da felç olduğunda adeta delirir ahlaksızlık yapamadığında. Çünkü satılmışlık yapamıyor, casusluk yapamıyor, kahpelik yapamıyor, pislik yapamıyor çok sıkılır. İslam’a hizmet etmek zaten nefret ettiği bir şey haşa. Hiçbir şekilde yapmak istemez. Ne diyor? ‘Biz eğer bilseydik İslam’a hizmet etmeyi sizin yanınızda olurduk’ diyor ayet. ‘Ama bilmiyoruz’ diyor peki münafıklığı nasıl biliyorsun? Ahlaksızlığı, kahpeliği nasıl biliyorsun? Haysiyetsizliği nasıl biliyorsun? Gizli konuşmalar, gizli planlar nasıl biliyorsun? Değil mi? Sen kendin gibi münafık olanlara bilgi aktarmadaki şeytani becerin nereden? O becerini İslam için kullansana işte, Kuran için kullansana. İman hakikatleri anlat, Kuran mucizeleri anlat. Kuran mucizelerinin ucu bucağı yok. İman hakikatlerinin ucu bucağı yok. Milyonlarca iman hakikati var. Allah diyor ki “sınıflandırarak bile saysanız bitiremezsiniz anlatmaya” diyor “Allah’ın nimetlerini. Ormanlar kalem olsa” diyor “denizler de yedi deniz ve bir o kadarı daha mürekkep olsa yine bitiremezsiniz” diyor “saymakla.” Allah’ın nimetlerini; işine gelmiyor işte Allah’tan nefret ediyorsun haşa. O zaman ne diyor? ‘Bilseydik sizinle çıkardık İslam’a hizmete. Bilmiyoruz’ diyor. Ahlaksızca yalan söylüyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (14 Kasım 2016; 14:00)

 

DECCALİYET AKLI ZAYIF OLAN İNSANLARI ENANİYET TELKİNİ YAPARAK KONTROLÜ ALTINA ALIYOR. DECCALİN HİPNOZ VE BÜYÜSÜ BÖYLE OLUYOR

Mesela böyle münafıkların içerisinde en azılılarını seçiyorlar, Müslüman cemaatlerin içine gönderiyorlar. Oradaki mesela genç kızları kandırmak için, ‘ya’ diyor ‘sen bayağı zekisin bu topluluk içinde, çok akıllısın sen kendinin farkında mısın?’ diyor. İblis gibi. ‘Bak seni kimle görüştüreceğim?’ diyor. İngiliz derin devletinden birisiyle görüştürüyor İngiltere’de. İngiliz aksanıyla o onunla konuşuyor, o onunla konuşuyor ‘sen dehaymışsın, arkadaşım bana söyledi’ diyor. ‘Ben de şimdi konuştum senin dahi olduğunu anladım’ diyor. ‘Sen olağanüstü bir insansın’ diyor. ‘Bu İngiliz imparatorluğu içerisinde senin büyük bir yerin olması gerekiyor’ diyor. ‘Sen kendinin farkında mısın?’ diyor. Böyle sıradan birisi de olduğu için ilk defa bir enaniyet ve büyüklük hissi karşısına çıkınca, şeytanın da iğvasıyla akıl almaz bir manyak boyuta giriyor bu sefer, deliriyor. ‘Ben ne kadar büyükmüşüm de haberim yokmuş’ diyor. Ondan sonra tut adamı tutabilirsen, azılı deli oluyor. ‘Bak’ diyor seni mesela ‘bakan hanım onunla görüştüreyim’ diyor. Bakanla görüştürüyorlar. ‘Biz seni çok seviyoruz’ diyor. Kardeşim, adam senden bir kere ırk olarak nefret ediyor ve Allah’a inanmıyor nasıl sevsin seni? İnanıyor ona. ‘Sonsuz sadakatle sonsuza kadar senin yanındayız’ diyorlar. Fakat belirgin bir şey olması için de 2023 tarihini veriyor deccal taraftarları. Bakın Mehdiyet 2023 diyor. Deccaliyet de 2023 diyor. Görüyor musunuz imtihanı?

 

İNGİLİZ DERİN DEVLETİ MÜNAFIKLARI TAM TESPİT EDİYOR, AŞAĞILIK VE KARAKTERSİZ OLDUKLARINI BİLDİĞİ İÇİN ONLARI KULLANMAKTA ÇOK KARARLI OLUYOR. PKK'YI KULLANMAKTAKİ KARARLILIKLARININ SEBEBİ DE BUDUR

Münafıklar İngiliz derin devletinin hiç böyle kaçırmadıkları, hiç zayi etmedikleri bir topluluk. Bir tanesini bile zayi etmiyorlar, hiç kaçırmıyorlar hepsini kullanıyorlar. Nerede münafık varsa çok önemli görüyorlar. Münafıklarda büyüklük hissi içinde olduğu için, büyüklük onlar için önemli bir konu olduğu için onlara ücretsiz gıda vermiş oluyor. Onun tek gıdası büyüklük olduğu için onu sürekli büyütüyor, o büyüdükçe ona hizmeti daha da güçleniyor.

Onlar da onların ahlaksız olduğunu biliyor aslında, onlar da onların vatanını, milletini satan, kahpe, arkadaşlarını satan bir alçak olduğunu biliyor. İslam’a, Müslümanlara hainlik yapan bir kahpe olduğunu biliyor ama tam aradığı o işte. Öyle adamın kullanılması gerektiğine inanıyorlar ve onları çok yetenekli görüyorlar. Mesela PKK’yı kullanmadaki kararlılıkları o yüzden. Nerede it, kopuk, aşağılık, köpek varsa, haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz PKK içerisinde böyle yalaka bir sistemle oturdukları için İngiliz derin devleti bunları titizlikle bir tanesini bile zayi etmeden kullanmak istiyor. Çünkü bu kadar alçağı bir arada bulmaları mümkün değil, çok zor. Mesela Türkiye’nin münafıklarını topluyorlar efendim Pakistan’ın, Hindistan’ın, Ürdün’ün münafıklarını topluyorlar ama PKK bir toplu münafık ordusu olduğu için onlar için çok kıymetli. Onun için ‘sakın ateş etmeyin, dokunmayın, yanlarına yanaşmayın’ bütün Avrupa biliyorsunuz onları destekliyor şu an. İngiliz derin devletinin talimatıyla destekliyor. Avrupa’yı esir almış vaziyette İngiliz derin devleti.

 

MÜNAFIKLARIN BİRBİRLERİYLE HABERLEŞMELERİ İÇİN ÖZEL HAZIRLANMIŞ GİZLİ YAZIŞMA PROGRAMLARI OLUYOR, BUNLARI KULLANARAK BİLGİ AKTARIYORLAR

Kendi aralarında böyle özel şifre sistemleri oluyor. Mesela Facebook’a saat on birde giriyor bir kelime yazıyor, oradan ona o şifreyi vermiş oluyor. Şu an İngiliz derin devleti interneti müthiş kullanıyor. Münafıklara muazzam yöntemler gösteriyorlar. İnterneti kullanma ve internetin halk tarafından bilinmeyen bütün yönlerini gösteriyorlar. Mesela şifre okuma, şifre çözme, gizli yazışma, sahte hesaplar açma, sahte hesaplardan yine yeni sahte hesaplara geçme onun için muazzam bir güç gibi görünüyorlar. Gizli haberleşme sistemleri mesela münafıkların gizli haberleşme sistemleri şu an bilinmiyor yeni yeni fark ediliyor.

 

İNGİLİZ DERİN DEVLETİ MENSUPLARI HER ŞEYDE, EN AHLAKSIZ, PİSLİK İŞLERİNDE BİLE ALLAH’IN ADINI KULLANIR. BU ÇOK MANİDARDIR

Mesela cinayete adam gönderiyor. Bismillah diye gönderiyor. Halbuki Allah’a inanmıyorum diyor zaten, İslam’a inanmıyor. Ama adamı kandırmak için böyle bir yöntem. Mesela pis bir şey yapacağı vakit besmeleyle yapıyor. Mesela sapık ilişkiye giriyor, onu besmeleyle yapıyor. Kendi aralarında böyle bir sistem oluşturmuşlar. Hem azılı dinsiz hem de dindar gibi gösteriyor. Yani adamlarda müthiş bir karmaşa meydana getiriyorlar. Güya dinle de alay etmiş oluyor -tabii kendilerine göre alay etmiş oluyor. Ama aklı zayıf olan da onun hakikaten dinle yine bağlantısının kalmış olduğunu düşünüyor. Halbuki alay etmek kastıyla yapıyor o onu. Veya o aptalı kandırmak için yapıyor. Ama o aptal onu akıl edemiyor.  

 

MÜNAFIKLAR İÇİN; MÜNAFIKLARDAN OLUŞAN, ŞEYTAN ORDUSUNDAN OLUŞAN YAKIN ÇEVRE ÇOK ÖNEMLİDİR

Onların kendilerini kurtaracağını zanneder. Allah’a inanmadığı, güvenmediği için mümkün mertebe işte homoseksüellerden, dinsizlerden, ateistlerden, ahlaksızlardan, İngiliz derin devleti mensuplarından kendine geniş bir çevre yapar. Bu çevreyi yapmak için gerekirse bunlar sahte hesap da üretiyorlar. Mesela 20-30-40-50-100 sahte hesabı oluyor. Hem kendini övüyor hem de yeni mahluklarla bağlantı kurmak için o sistemi kullanmış oluyor.

 

MÜNAFIKLIKTA HAİNLİK ADETA NEFES ALMAK GİBİDİR

Münafık her an bir ahlaksızlık yapmadan rahat duramaz. On dakika bile ahlaksızlık alçaklık yapmadan duramaz. Bütün ömrü, geceli gündüzlü, sabah kalktığında hemen ahlaksızlık yapar. Akşam yattığında hemen ahlaksızlık yapmak ister. Uyandığında hemen ahlaksızlık yapmak ister. Küfürde böyle bir şey yoktur. Onun için mümin bütün dikkatini münafıklara vermesi lazım. İrili ufaklı çeşitli münafık yapılanmalar olur bazıları çok şedit olur. Mesela yüzde yüz gücünde münafıklar vardır ama bazı münafıklar yüzde bir, yünde iki gücündedir. Yani halk arasında daha düşük dozdadır münafıklar ama İngiliz derin devletine organize olan münafıklar çok eşşed oluyorlar. Yani en azgın olan en şiddetli olanlar onlardır. Mesela Firavun’la bağlantılı olan münafıklar en azgınlarıydı. Resulullah (sav) zamanında da Roma derin devletiyle bağlantılıydı münafıklar. En azgınları onlardı. İsa Mesih zamanında da yine Roma. Selçuklular döneminde Hülagü yani asrın deccaliydi. Hep ona yalakalık yapmak istiyorlardı. Yani en azılı zalimler münafıklar o devirde çıktı.

 

MÜNAFIĞIN ZEKASINA KARŞI MÜMİNİN AKLI VARDIR. MÜMİNİN AKLI KARŞISINDA MÜNAFIĞIN TÜM ÖMRÜ AŞAĞILANARAK GEÇER

Münafığa karşı tabii müminin zekası, mümin aklı devreye girer. Yani münafığın zekasıyla müminin aklı çatışır. Münafık sürekli ezilir ve aşağılanır. Yani bütün ömrü köpek gibi aşağılanmayla geçer münafığın. Ama bir türlü vazgeçmez. Resulullah (sav) zamanındaki münafıklar da mesela 900 kişiden 300 tane münafık vardı. Muazzam bir sayı. Bütün ömürleri aşağılanarak geçti. Ama münafıklıkta kararlılık kıldılar. Sonra Hz. Osman (ra)’ı şehit ettiler, Hz. Ömer (ra)’ı, Hz. Ali (ra)’ı. Yani bu alçakların öyle gözü kana da doymaz. Çok çok alçak, fitnecidirler. Münafıklıkta düstur sadece hainlik üzerine kurulu olduğu için münafık sevgiyi bile hainlik için kullanır. Yani seviyorum der ama hainlik amacıyla yapar.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (13 Kasım 2016; 14:00)

 

SEBEPLER ALLAH'IN MUHTEŞEM BİR SANATIDIR. MÜZİĞİ BEYNİN İÇİNDE DOĞRUDAN ALLAH YARATIYOR AMA ARADA BİNLERCE SEBEP VAR GİBİ GÖRÜNÜYOR

Fasılı da yaratan Allah, müziği de yaratan Allah. Mesela bak şurada bir cihaz var, açıyoruz düğmesine basıyoruz, müzik inin inim inletiyor. Yok ses dalgası oluyormuş, yok salyangoza geliyormuş salyangoz elektriğe dönüştürüyormuş, elektrik beynin içine gidiyormuş, beynin içinde mercimek kadar bir yere geliyormuş orada da birisi kulaksız olarak o müziği dinliyormuş. Doğrudan Allah’ın yaratması var, böyle olaylar yok. Sebep bir sanat, Allah’ın müthiş bir sanatı. Sebep maddeden daha da karmaşık, çok daha ince akıl gerektiren bir şey sebep. O kadar zor ki sebepleri hazırlamak.

Aslında kainat o kadar karmaşık değil ama sanat karmaşık tabii çok ince. Bir kere atom, proton, nötron falan dehşetli bir şeyle karşılaştı insanlar. Kromozomlar, kofullar falan ne alemmiş maşaAllah. Bilim çok mübarek bir sistem, Allah’ı anlamak için, Allah’ın ince sanatını görmek için bilim son derece hayati. İnsan kendi gözüyle, kulağıyla bir parça öğrenebiliyor. Bilimle çok daha fazlasını öğrenebiliyor. Bilimin sahibi Müslümanlar olması lazım.

 

İNSANLARIN BÜYÜK KISMINDA GELECEK KORKUSUYLA MAL BİRİKTİRME HIRSI OLUYOR. BU, TEVEKKÜLE UYGUN OLMAYAN, ALLAH'IN BEĞENMEDİĞİ BİR TAVIRDIR

Ebu Hureyre RadıyAllahu anh rivayetine göre “Bir gün Resululah (sav) Bilal RadıyAllahu anh’ın yanına vardı ve onun yanında biriktirilmiş bir miktar hurma gördü. Resulullah (sav) “bunlar nedir ya Bilal?” dedi. Bilal RadıyAllahu anh “Kış için biriktiriyorum ya Resulullah” diye cevap verince, Allah’ın Resulü “Biriktirmekten dolayı Allah’tan korkmuyor musun?” diyor. “Dağıt bunları ya Bilal, Arşın Sahibi’nin malını eksilteceğinden korkma” buyurdu. İnsanlar da böyle bir sorun oluyor. Mesela bir şey oldu mu onu biriktirmek, yiyeceği biriktirmek, içeceği biriktirmek, parayı biriktirmek, altını biriktirmek, gümüşü biriktirmek, Allah’ın beğenmediği sevmediği bir eylem, yani tevekküle uygun olmayan bir tavır. Çünkü o orada ya bozulacak belli ya vücuda zararlı hale gelecek. Sen ye bitir dağıt sonra yine Allah sana verir. Bir şey olmaz. Daha iyisi daha güzeliyle karşılaşırsın. Biriktirerek nereye varacaksın yani?

Tevbe Suresi 34 “Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar… Onlara acı bir azabı müjdele.” Bak bu çok acayip bir şey. Haram görüyor musun? Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamamak haram yani şarap içmek gibi kumar gibi haram. “Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp sakladıklarınızdır; yığıp sakladıklarınızı tadın" (denilecek).” (Tevbe Suresi 35) Allah’ın hiç istemediği şey saklamak biriktirmek. Sürekli akmasını istiyor Allah. O zaman ekonomi acayip parlıyor müthiş canlanıyor. Öbür türlü ekonomi ölüyor durgunluğa geliyor yani kan akışı gibi adam kan akışını birden durdurduğunda kangren meydana geliyor. Kan akışı ne kadar hızlı hareket ederse vücut o kadar dinç oluyor. Kan durduğunda insan ölüyor onun için mal durduğunda da mal biriktirildiğinde de para biriktirildiğinde de toplum çöküyor. Ekonomik krizlerin nedeni o, mesela halk bankalara koşuyor paralarını çekip biriktiriyor yastık altına koyuyor, kendini de batırıyor sistemi de batırıyor. Halbuki almasa para hareketlense kullanılsa piyasa müthiş hareketlenir kendi de zengin olacak.

Münafıklar biriktirmeye çok meraklıdır, hep yığmak isterler. Onlarda gelecek korkusu olduğu için Allah’a güvenmez münafık yani gördüğüne inanır, elinin altındakine inanır onun için hayvani bir biriktirmeye eğilimi vardır yığma özelliği vardır ve hep onlar da zayi olur genellikle. Ya talana gider, ya ziyana gider, ya bozulur, ya çürür ya bir şey olur yani.

 

MÜNAFIKLIK KOLAY TEŞHİS EDİLEN BİR ŞEY OLMADIĞI İÇİN İSLAM ALEMİNİN BAŞINDAKİ EN BÜYÜK BELA. BU YÜZDEN SÜREKLİ ANLATIYORUZ

Münafıklık İslam aleminin en büyük belası. Münafıklık da öyle kolay ispat edilen bir şey olmadığı için bu alçaklar İslam alemini mahvediyorlar. Bütün İslam alemi İngiliz derin devletinin bu münafık ordusunu kullanmasıyla hercümerç içinde. İngiliz derin devleti bir avuç ama bu münafık köpekler milyonlarca, bunları rahatça kullanabildikleri için İslam alemini bunlarla esir etmiş durumdalar. Mahvediyorlar İslam alemini.

Münafık Allah’ın kelamını dinlemeye katlanamaz. En hoşlanmadığı şey Allah’ın kelamını dinlemektir, çok sıkılır bunalır yani Kuran’ın dışında bir şeyler arar o, kendini eğlendirecek. Boş işler peşindedir yani eğlence diyor ya ayette “eğlence görseler sökun ederler” diyor. Onları en çok rahatsız eden Allah kelamı ve Allah’ın anılması olduğu için münafıkları da en ziyade rahatsız edecek İslam’ın yayılması olduğu için hem İslam’ı yaymak hem her yerde Allah’ı anmak bereket ve güzelliktir. Münafığın kalbine ızdıraptır Allah’ın anılması, müminin kalbine ferahlıktır. Mesela burada boş bir şamata olsa münafık için bu büyük bir eğlencedir ama Allah anıldığında çok bunalır münafık, Kuran’da da “Senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün” (Nisa Suresi 61) diyor ya ayette. “Elleriyle kulaklarını tıkarlar” diyor Cenab-ı Allah, “Yaygaralar koparırlar” diyor. Ahir zamanda ne yapar? Mesela müziği açıyor, gürültü yapıyor, şamata yapıyor Allah’ın adını anmamak için, duymamak için.

Kehf Suresi, 101 şeytandan Allah’a sığınırım.  “Ki onlar, Beni zikretmede gözleri bir perde içindeydi. Kuran’ı dinlemeye katlanamazlardı.”  Yani acayip ızdırap çekiyorlar. Münafığın yanına gelsen diyor ben Allah’tan dinden çok hoşnudum, Kuran’ı okumaktan zevk alıyorum, dinlemekten zevk alıyorum halbuki Kuran’ı dinlemeyi asla istemez münafık yani ona verdiği acı tarif edilmez bir acıdır. Bu garip şaşırtıcı yani hiç olmasa dinliyormuş gibi istese de görünebilir ama alenen Allah’ın kelamını dinlemek istemez münafık. Hep boş işler peşindedir işte kumar oynasın, oyun oynasın, tuzak kursun, casusluk yapsın, ahlaksızlık pislik yapsın, fitne çıkartsın, fitnecilerle bağlantı kursun, Allah düşmanlarıyla bağlantı kursun, homoseksüellerle bağlantı kursun onları teşvik etsin, Darwinistleri desteklesin, Rumilere yardımcı olsun, Müslümanların ayağına çelme takmaya çalışsın, fitne çıkarmaya çalışsın münafığın tavrı budur. Ama münafık da olmasa Müslümanlarda müthiş bir meskenet bitkinlik olur hiçbir şeyin farkına varamayacak hale gelirler. Münafık müminin hareket kabiliyetini artıran, onu şevklendiren, onun cihat azmini artıran en önemli nedendir. Münafık olmadığında müthiş bir atalet ve durgunluk oluşur Müslümanlarda. Münafık Müslüman’ın cihat şevkini yani ceht şevkini alabildiğine artırır.

“Münafıklara Allah’ın indirdiğine ve peygambere gelin denince” yani Allah’ın hükümlerine uyalım, imama, Allah’ın peygamberin hükümlerine uyalım dendiğinde “münafıkların senden büsbütün uzaklaştığını görürsün.”(Nisa Suresi, 61) Daha da kinlenip bak büsbütün, biraz yakınken daha da uzak oluyor münafık daha da azıyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve onların kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk.” (İsra Suresi, 46) Bak bu çok manidar bir şey “Onların kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar,” normalde anlaması lazım çok kolay bir şey ama hayret edilecek şekilde mucize şekilde anlamıyor. “Kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen Kuran’da sadece Rabbini ‘bir ve tek’ (ilah olarak) andığın zaman, ‘nefretle kaçar vaziyette’ gerisin geriye giderler.” (İsra Suresi, 46) Açıkça bu görülür yani münafık kaçar, Allah anılırken kaçar bunalır yani. Bu böyle müteşabih bir ayet değil, muhkem ayettir. Adam kaçar alenen herkes görür yani. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlara ‘Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelin’ denildiğinde, münafıkların senden büsbütün uzaklaştığını görürsün.” (Nisa Suresi, 61) Müslümanlardan kaçma nedeni budur münafıkların Allah’ın anılması çok rahatsız eder yoksa Allah’ın anılmayacağına dair bir garanti almış olsalar bir yerden hemen koşarak oraya gelirler. Ama küfri mesela anormal bir şey olduğunda İslam’a zıt Kuran’a zıt bir şey olduğunda muazzam şevkli olurlar. Kuran’a zıt olduğuna inandıklarında muazzam bir yetenek, şevk ve heyecan içinde olur münafıklar. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Onların çoğunu günahta düşmanlıkta” bak günah, Müslümanlara “düşmanlıkta ve haram yiyicilikte” yani her türlü haram yani gayrimeşru şeyler “çabalarına hız kattıklarını görürsün.” Daha da hızlandırıyor ahlaksızlığını. “Yapmakta oldukları ne kötüdür.” diyor Allah Maide Suresi 62’de.

Şeytandan Allah’a Sığınırım, Fussilet Suresi 26’da “İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) yaygaralar koparın. Belki üstün gelirsiniz." Bak münafıkta bir üstün gelme eğilimi oluyor ama Kuran’ı dinletmezse dinlemezse üstün geleceğine inanıyor ve öyle sapkın ve delice bir inancı oluyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (12 Kasım 2016; 14:00)

 

MÜNAFIK HİÇBİR ZAMAN KENDİSİNDE HATA VE YANLIŞ ARAMAZ. HEP YANLIŞLARINI İNKAR EDER. ALÇAKÇA, HAİNCE SADECE MÜSLÜMANLARA İTHAMDA BULUNUR

Münafıklığa hiç önem vermemiş insanlar. Halbuki münafıklar elini kolunu sallayarak Müslümanlar içerisinde yaşıyorlar veyahut dışarıda yaşıyorlar ve bunlar hep suret-i haktan dürüst görünüyorlar. Bütün münafıklar dürüstlük iddiasındadır. Yani efendilik, dürüstlük, mağdur iddiasındadırlar. Akıllı olan, iyi isabetli iş yapan, Müslümanların da böyle akılsız, isabetli iş yapmayan, yanlış konuşan, yanlış davranan garip insanlar olduklarına inanırlar. Bütün münafıklara dikkat edin hep böyle üstünlük, dürüstlük, efendilik, iyilik ve en akıllı hareket eden ve genelde de mağdur olan, haksızlığa uğrayan, yanlış anlaşılan, yanlışlıklarla karşılaşan masum insan görünümündedir. Çok alçaktır münafıklar, çok karaktersiz olurlar yani iblis ordusu gibi böyle şeytani bir üslupları vardır. Bir tanesinde normal bir üslup görmezsin. Kendinde bir hata arayan, yanlışlık arayan yoktur. Hep kendini yücelten, büyülten, hatalarını inkar eden, yanlışını inkar eden, kendini yüce gören bir üslup içindeler. Müslümanları da binbir türlü eleştirirler, beğenmezler.

 

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top