Adnan Oktar'dan İlk Kez Duyulan Açıklamalar



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (12 Ocak 2017; 13:00)

 

MÜNAFIK DÜNYA HAKİMİ OLMAK İSTEYEN DELİ BİR RUHA SAHİPTİR, ÇOK VESVESELİDİR. BU YÜZDEN DE DELİCE BİR PANİK İÇİNDE YAŞAR

Peygamberimiz (sav)’e “Mümin ve münafık kimdir?” diye sormuşlar. Peygamberimiz (sav)’in cevabı şu; “Müminin gözü namazda oruçta olur münafığın gözü ise, hayvanlarda olduğu gibi yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur” diyor. “Mümin eli vardıkça sadaka verir Allah’tan günahlarının affedilmesini diler münafık ise, ihtiras ve boş kuruntular peşindedir.” İhtiras işte büyüklük hissi yani muhteristir böyle çok delice hedefleri vardır. Kalleşlik, manyaklık. O devrin derin devleti kimse onunla işbirliği yapıp dünya hakimi olmak ister böyle manyakça bir kafası vardır. “Ve boş kuruntular peşindedir.” Çok vesveselidir münafık. Hep kuruntu. Ayette diyor ya “Her gürültüyü kendi aleyhine zanneder.” (Münafikun Suresi, 4) Delice bir panik içinde yaşar. Ruhunda deli bir boşluk vardır, bir manyak boşluk onu sürekli doldurmaya çalışır. Onun için de hep kuruntuların peşinde gider, vesveselerinin peşinde gider. Deli bir anarşi vardır ruhunda özetle. “Müminin Allah’tan başka hiç kimseden umudu olmaz, münafık ise Allah’tan başka herkese umut bağlar.” Herkese, münafıklardan da adam elde etmeye çalışır kafirlerden de elde etmeye çalışır. Müslümanları kandırmaya çalışır. 

 

MÜNAFIK HER ŞEYİ ALLAH’IN YARATTIĞINI DÜŞÜNMEZ. MÜNAFIK İÇİN TEK BİR YARATICI VARDIR, O DA KENDİ BEYNİDİR ADETA BEYNİNE TAPAR

Münafık her şeyi Allah’ın yönettiğini düşünmez. Münafık için bir tane yaratıcı vardır o da kendi beynidir. Adeta beynine tapar. Sahtekarlığı orada yapar, oyunlar yapar, ahmakça bütün ömrü çırpınışlar içinde geçer. Halbuki her hareketini Allah yaratır münafığın ama o bilmez. Allah’a karşı bir gizli savaşı vardır münafığın, sinsi ve gizli bir savaşı. Mesela Müslümanlara bir saldırı olduğunda Müslümanlar ittifak ediyor değil mi? Münafık öyle değildir hayvan gibi bakar o bambaşka bir alemdedir. O kendini düşünür o anda Müslümanları düşünmez. Ama Müslümanların kendisini korumasını ister. Ama kendisi Müslümanları korumayı asla düşünmez öyle bir şey aklına gelmez. Münafığın ahmaklığı ileri derecesinde apati derecesinde aklı çok zayıftır. Klasik ahmaktır ve o yüzden çok açık verir. Sürekli kendini rezil eder. Nasıl bir hayvan mesela köstebek vardır hayvan kendini çok akıllı zanneder kaçmaya kalkar ama yakalanır. Münafık da böyle kör köstebek gibi çok ahmaktır. Mutlaka yakalanır kendini zeki zanneder iyi oyun oynadığını zanneder ama her oyunu yakalanır münafığın. Allah Müslümanlara öyle bir güç verir.

Münafık şeytanın insan suretine girmiş insanlar arasında dolaşan bir halidir. Şeytanın yılan gibi Müslümanlar arasında dolaşan bir halidir. Zaman zaman Müslümanları sokmaya çalışır o zehriyle. Müslüman çok dikkatli olacak. Yılan gibi tehlikelidir. Nerede ne zaman sokacağı belli olmaz münafığın. Yani o incir sepetinin içinde durur ama o sepetinden dışarı çıktığında anında Müslümanı zehirlemek ister.  Onun için Müslüman yılana titiz olduğu gibi münafığa da titiz olacak. Her an sokması tehlikesi vardır münafığın.

 

MÜNAFIK FİTNE ÇIKARTMAKTA HAYRET EDİLECEK DERECEDE YETENEKLİDİR, DURDUK YERE PİSLİK YAPAR

Münafık mesela normal yaşıyorsun durduk yere pislik çıkartır. Onun pisliğini izale edersin bir pislik daha çıkartır. Onu izale edersin bir pislik daha çıkarır. Hayret edilecek şekilde yeteneklidir fitne çıkartmada. Ahlaksızlık ve pislik yapmada, Müslümanlara iş çıkartmada, konu çıkartmada Müslümanları meşgul etme konusunda şeytani bir yeteneğe sahiptir. Aynı şeytanda olduğu gibi. Onun için münafık değil de direkt şeytan diyeceksin. Çünkü onun bedenine hulul etmiş şeytan. Müslüman arasında dolaşır mesela eve gelir bir pislik yapar, sokağa çıkar bir pislik yapar, okuluna gider bir pislik yapar. Lokantaya gider bir pislik yapar. Her yerde pislik yapar yani pislik üretme makinesi gibidir. Seri olarak pislik üretir münafık.

Münafık sürekli suç işlediği için suçlanmaktan çekindiği için onun pis bir silahı vardır; pislik böceği gibi sürekli Müslümanların üzerine iftira atarak yaşamaya çalışır. Kendine bir zarar gelmemesini düşünerek kendini şeytani bir yöntemle koruma düşüncesiyle kesintisiz Müslümanlarla uğraşarak Müslümanlara iftira atarak veya suçlayarak veyahut Müslümanlara sürekli kusur bularak o şekilde yaşamaya çalışır. Yani hayatı sürünme şeklindedir münafığın aynı şeytan gibi.

Münafığın bir de hayret edecek bir özelliği vardır, yüzü masktır hayasızlık yüzüne tam oturmuştur. Utanma hissi olmaz münafıkta. Hani yüzüne teneke çakılmış derler ya yüzünde eşek oynamış derler. Hayasızca iftira atabilir Müslümana, hayasızca yalan söyleyebilir. Çok seri yalan söyler münafık. Mesela kaplumbağanın üstüne bindim dünya gezisine çıktım falan bile diyecek kadar ahmaktır, zır delidir. Hayret edilecek yalanlar söyler seri olarak. Gerçek münafıksa münafıklığından asla vazgeçmez. Ama kalbinde hastalık olansa o tedavi olabilir, vazgeçebilir ama gerçek münafıksa incelir ama kopmaz yani hemen hacim alır. Mesela dar bir yerden geçiyorsa incelir. Geniş bir yere geldiğinde hemen hacim alır orada genişler. Yine dar bir yere geldiğinde yine incelir. Böyle bir lağımın ince bir borudan akıp sonra geniş bir yere ulaşması gibi. İnce borudayken incelir ama kalın bir yere geldiğinde birden genişler vazgeçmez yani.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (10 Ocak 2017; 22:00)

 

MÜNAFIK AZGINLIĞINI ORTAYA KOYMAK İÇİN UYGUN ZEMİN OLUŞMASINI BEKLER

Münafık kaya porsuğu gibidir, böyle sinsice bekler. Münafık puslu havada saklanır. Ama biraz ortalık aydınlandı mı hemen onun gözlerini kan bürür, dişleri yine sivrilmeye başlar. Pislik ve ahlaksızlık yapmak için aranmaya başlar. Onun için münafığın üstünden dikkatin hiç dağılmaması lazım. Münafıkların üstünden dikkat dağıldığında azgınlıklarını tarih içinde hep göstermişlerdir. Münafığın özelliği fırsatçı olmasıdır yani ortalığın yatışmasını bekler ve fırsatı iyi kollar. Yani zeminin, zamanın, ortamın müsait olmasını bekler. O zaman kahpeliğini yapar. Yani böyle karanlıkta uçan yarasa gibidir münafık. Bir köşede bekler. Bakar, ortam müsait, zemin müsait, hemen bütün azgınlığıyla ortaya çıkar. Onun için “münafık ıslah oldu, düzeldi, tamam işimize bakalım, rahat edelim artık” öyle bir şey olmaz. Münafık tam onu düşündüğün anda gelir vurur yani hep tarihte böyle olmuştur. Mesela Hz. Ali (kv)  acayip rahatladı, “İslam zaten hakim oldu” falan. Evinden mescide geliyor, gayet sakin rahat. Gidiyor abdestini alıyor, tam secdeye kapandığı anda adam zehirli kılıçla vuruyor. Niye? Çünkü münafıklara karşı artık içi rahatlamış, “kontrol altında” diyor. Ya kardeşim -genel anlamda diyorum- su uyur münafık uyumaz. Münafık daima zaman, zemin ve ortamı kollar. Bir anda azgınlaşır, hayvanlaşır, vahşileşir. Yani bir vahşi kuduz bir köpek gibidir. Sakin bir köşede durur, hiç ummadığın anda azgınca saldırıya geçer. Onun için Müslüman’ın münafığa karşı dikkatsiz olduğu hiçbir dönem hiçbir zaman olamaz. Daima tetikte ve dikkatli olacak.

 

MÜNAFIK HER YERDE ARSIZDIR, HAYASIZDIR

Mesela diyorsun “cehenneme gitti artık orada düzelir” diyorsun. Münafık cehennemde de arsız hayasız. Hala orada bir şeyler koparmak istiyor Müslümanlardan. İşte “Rabbinize söyleyin bana yiyecek versin.” Bak, azgınlığa bak, daha hala. İşte “sizin yediğiniz yiyeceklerden bana biraz getirsene, içtiğiniz sudan biraz getir.” “Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın.” (Araf Suresi, 50) Orada da o pisboğazlığı ve manyaklığı devam eder. Yani o tamahkarlığı ve azgınlığı devam eder sonsuza kadar. Daha hala orada da plan yapar. Orada da ahlaksızlığı geçmiyor. Orada da casusluk, itlik ve ahlaksızlığına devam ediyor. Orada da projeler kuruyor, kaçma projeleri ayarlıyor. Orada öbür münafıkları organize etmeye çalışıyor. Tam kaçacağı anda yakalanıp rezil kepaze oluyorlar, Müslümanlar da onların haline gülüyor. Ayette var “Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler. Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmek suretiyle.” (Mutaffifin Suresi, 34-35) diyor. Yine yeniden Allah’a karşı oyun oynayabileceğini zannediyor, cehennemden bir şekilde kaçabileceğini düşünüyor. Yine orada organizasyonlar yapıyor, oyunlar hazırlıyor, yine yakalanıyor. Yani münafık sonsuza kadar alçak bir mahluktur.

 

MÜNAFIK HİÇBİR ŞEYDEN İBRET ALMAZ. HASTALIKLAR, FELAKETLER, DERTLER MÜNAFIĞI HİÇ ETKİLEMEZ

Münafığa bela geldi mi daha azgınlaşır o, ondan ibret almaz. Genel Müslümanlara gelen felaketlerde acayip sevinir münafıklar. Birdenbire böyle hayvani bir neşenin içine girer. Ama Müslümanların lehine bir şey olduğunda içine kapanır, çok ızdırap çeker, yani manyaklaşır. Yani ızdırabını, acısını hissettirir Müslümanların lehine bir şey olduğunda.  Mesela Cenab-ı Allah diyor ki Tevbe Suresi 126’da “Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar.” Diyor. Münafık hiç etkilenmez. Diyorsun mesela “çok büyük bir dert bu. Bundan hakikaten etkilenmiştir” diyorsun. Çok hayasızdır. Hatta hiç etkilenmediğini özellikle vurgulamaya çalışır münafık. Allah’ı anmaz, yani onun Allah’tan kaynaklandığını, bir ibret vesilesi olduğuna inanmaz.

 

MÜNAFIĞIN BİR ÖZELLİĞİ DE MÜSLÜMANLARA KARŞI KURAN’LA KENDİNİ KORUMAYA ÇALIŞMASI

Mesela münafık alametleri okunduğunda o da sana iftira ayetlerini okur. Yani münafığın özelliğidir. Veyahut mesela pisboğazlığıyla ilgili ayet söylediğinde Allah’ın verdiği nimetlerle ilgili Kuran ayeti okur. Yani özelliğidir Kuran buna dikkat çekiyor. Yani “…aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak) aldatmasın.” (Fatır Suresi, 5) diyor. Münafığın savunma metodu odur. Ve her şeyin kendi hakkı olduğuna inanır. Mesela diyor ki Karun, Kassas Suresi 78’de “Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir.” Şu zenginlik ve güç. Kendi zekasıyla, aklıyla bir şeyler elde ettiğini düşünür münafık yani Allah’ın lütfu olduğunu düşünmez. 

 

ABDULKADİR GEYLANİ HAZRETLERİNİN MÜNAFIKLARLA İLGİLİ BİR SÖZÜ

Abdülkadir Geylani diyor ki; “İçi bozuk münafık her işi güçlükle yapar. İbadet faslına gelince ondan daha tembeli bulunmaz. Şayet bir ibadet yapacak olsa dıştan zorlama ile yapar. İçi ise tam bir fesat halindedir, bir türlü imanlı zümreye katılmak istemez.” Yani sürekli bir kovalamaca vardır münafıkta. Hep hayvan gibi yalnız olmak ister. Müslümanlara hep içinde bir öfke vardır. Mutlaka bir kusur bulmaya çalışır Müslümanlarda. Müslümanlara sataşmadığı bir gün olmaz münafığın. Her gün bir konu bulur, her gün. Onun için bak, Abdülkadir Geylani diyor ki; “İçi bozuk münafık her işi güçlükle yapar.” Yani birisini değil, her şeyi de. “Yemek yiyeceğiz” dersin, orada bela getirir. “Burayı süpürelim” dersen, işte “ben nezleyim bana dokunur” “şurayı silelim” dersin. “Yok, kolum ağrıyor” der. Yahut “oranın nemi bana zarar veriyor” der yani illaki bir pislik yapar. “İbadet faslına gelince ondan daha tembeli bulunmaz.” Namaza çok üşenerek kalkar, hiç hoşlanmaz. “Şayet bir ibadet yapacak olsa dıştan zorlama ile yapar” Böyle çekerek falan “gel namazını kıl. Abdest al” zorla. Öfkelenir namaza kaldırdığında da, münafığın özelliğidir o. Ezan okundu mu mesela acayip kinlenir. “Hadi namaza kalkalım” dediğinde adamın sesini duyduğunda cinnet geçirir çok öfkelendirir onu. “İçi ise tam bir fesat halindedir.” İçi zaten fokur fokur lağım kaynar münafığın. “Bir türlü imanlı zümreye katılmak istemez” hepsini düşman bilir, Müslümanların hiçbirini sevmez. Münafık zombi gibi yani bir türlü o içindeki fesat ve pislik ölmez. “Tam öldü bitti ahlaksızlığı” derken bir de bakarsın hortlamış yine çıkmış. Yani alçaklığı bitti derken yeniden. Var ya filmlerde falan olur. Alet oluyor darmakeşan oluyor alet sonra yeniden birleşiyor çelik alet yeniden harekete geçiyor ya, filmlerde görüyorsunuz.

 

MÜNAFIK ÇOK NANKÖR OLUR, NİMETİN KIYMETİNİ BİLMEZ. ONA YAPILAN İYİLİKLERİ BİLMEZ. SADECE ALEYHİNE OLAN KONULARI BULMAYA ÇALIŞIR

Mesela “yemeğin tuzu niye konmadı, yemek niye sıcak?” yani yemeğe şükretmez. Kusur bulma peşindedir o. Tevbe Suresi 80’de Cenab-ı Allah diyor ki; “Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz.” Çünkü ahlaksız, manyak bir kararlılık içinde oluyorlar. “Bu, gerçekten onların Allah'a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır.” Allah’a da nankör, Allah’ın elçisine de nankör, Müslümanlara karşı da nankördür yani nimetin kadrini bilmez münafık. “Allah'a and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler.” Tevbe Suresi, 74. Münafıkların ağzından hep küfür akar ama sorduğunda “yok, ben öyle bir şey demedim. Sana öyle gelmiş” der, inkar eder. Bak, Allah onu diyor. “Allah'a and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkar sözünü söylemişlerdir” çok fazla münafık inkar sözü kullanır “ve İslamlıklarından sonra inkara sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir.” Yani en büyük olma, Allah gibi olma istekleri var. “Oysa intikama kalkışmalarının” hep Müslümanlardan intikamını alma hırsı içindedir münafıklar. “ kendilerini Allah'ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu.” Mesela fakirken acayip zengin ediyor Peygamber (sav) onları normal sıradan bir insanken. Zengin olunca daha da azıp daha da kudurup, daha fazla isteyen, daha saldırgan hale geliyor. Fakir halindeyken bunu yapmıyor yani mal ve zenginlik verilince kudurup azıyor. Müminler de diyorlar ki şeytandan Allah’a sığınırım. “Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.” (Bakara Suresi, 32) diyorlar. “Sen bize ne öğretirsen o.” Ama münafık öyle değil. O kendi okuyup araştırıp bir şeyler elde ettiğine inanır. Zekasıyla, kendi yeteneğiyle elde ettiğini düşünür. Ama mümin öyle değil. Mümin an an “Sen bize ne öğretiyorsan onu biliyoruz Ya Rabbi” diyorlar. “Başka bir şey bilmiyoruz” diyorlar.

 

MÜNAFIKLAR KURAN'I MÜSLÜMANLARLA MÜNAKAŞA ETMEK İÇİN ÖĞRENİRLER

Ramuz El-Ehadis’te diyor ki; “Münafık ise Kuran’ı öğrenir fakat Kuran’la ilim ehliyle mücadele etmek için öğrenir.” Yani Müslümanlarla mücadele etmek için. Yani “Kuran’da Müslüman’ın aleyhine bir şey var mı, onun aleyhine kullanabileceği bir hüküm var mı? Onu arar” diyor. Yani “İslam’ı, cihadı, İslam’ın faydasını aramaz” diyor. “Müslümanların aleyhinde bir hüküm var mı, ona bakar” diyor.

Peygamberimiz (sav) münafıkların müminlerle münakaşa için Kuran öğrenmelerinden bile endişe duyduğunu söylüyor Peygamberimiz (sav) Ahmed Bin Hanbel Müsned’in de. Müminlerle münakaşa için Kuran öğrenmeleri yani tartışmak için öğreniyor Kuran’ı. Hakikaten de yetenekli. Ama sırf Müslüman’ın güya kendince açığını bulup oradan onu vurmak için yapıyor.

Münafıklar Maide Suresi 41’de “Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar” Yani münafıkla uğraşılmaz, bayağı tehlikelidir. Her an beladır yani.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (5 Ocak 2017; 22:00)

 

ORTADOĞU'YU PARAMPARÇA EDEN HARİTA, BAŞINDA CHURCHİLL'İN OLDUĞU "40 HARAMİLER" OLARAK ADLANDIRILAN EKİP TARAFINDAN ÇİZİLMİŞTİR

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Cihad-ı Ekber çağrısı yaptı, neye karşı? İngiltere’ye karşı. İngiltere de buna karşı İslam Birliğinin ortaya çıkmasını engellemek için Arapları kışkırttı, Mekke Şerifi Hüseyin’le bağlantıya geçtiler. Hüseyin’e eğer Osmanlı’ya karşı isyan başlatırsa ilerde büyük Arabistan kralı olacağı taahhüdünde bulundular. Halbuki ünlü Sykes-Picot Anlaşması’na göre Arap bölgesi çeşitli hakimiyet bölgelerine ayrılmıştı zaten. Ama size tek devlet vereceğiz dediler, büyük Arabistan; o zavallı da inandı ona. Halbuki büyük Arabistan kralı diye bir şey yoktu. Ondan sonra da Osmanlı’ya karşı Arapları kışkırtınca Osmanlı parçalanmış oldu, İslam birliği de bozulmuş oldu İngiliz derin devletinin oyunuyla. Gerçek mahiyetini ben açıklıyorum, bak belgelerler gösteriyorum. Bu açık apaçık bir gerçek, büyük bir felaket, bu felaket şu anda devam ediyor bak bütün aydınlar durumun farkına vardılar. Churchill hıçkırığıyla ilgili bu harita 1921 yılında Kahire toplantısında kırk İngiliz’in katılımıyla yapılıyor bak kırk, özel seçilmiş bir sayı. İngiliz derin devletinin kutsal bildiği bir sayı kırk. Churchill bu katılanlara diyor “bunların adı” diyor “Kırk Haramiler” diyor. Adam yerine koymuyor. Ve Osmanlı toprakları bu Kırk Haramiler tarafından yağma ediliyor. Kendisi söylüyor “Kırk Haramiler bunların adı” diyor. Ve Osmanlı toprakları paramparça ediliyor bu adamların cetvelleriyle. Haritayı çizen Churchill ve adamları. İşte Kırk Haramiler dedikleri ekip.

 

PEYGAMBERİMİZ MEHDİ'NİN ÇIKIŞINDA YAŞANACAK OLAYLARI O DEVRİN KİŞİLERİNİN İSİMLERİNE KADAR HABER VERİYOR

 “Resulullah (sav) dedi ki; kafa bulandırıcı bir karmaşa olduğunda” terör anarşi her türlü olaylar olduğunda ahir zamanda “artık yüzünüzü Medine’ye döndürüp bekleyin. Dedik ki hangi Medine Ya Resulullah? Dedi ki bildiğiniz kaç tane Medine var?” diyor Peygamberimiz (sav). O devirde Medine diye yani büyük şehir anlamında İstanbul’un dışında şehir yok dünyada. Çünkü bak diyor ki hadis Medine’de söyleniyor zaten Peygamber (sav)’in olduğu yerde söyleniyor. Öyle de olsa burada bekleyin, buraya bakın derdi. Çünkü hangi Medine nasıl desin? Medine’de olan insan hangi Medine der mi? Peygamber der “İşte burası” diyecektir. Buraya bakın derdi. İstanbul bundan altı yüz yıl öncesine kadar şehir olarak dünyada bahsedilen tek yer. Şehir olarak sadece İstanbul için şehir deniyor altı yüz yıl öncesi. Hicaz Yarımadası’ndan kuzey Avrupa’ya Vikinglerden kalan yazılara kadar her eski yazıda şehir veya saadet limanı sadece İstanbul için kullanılmış. Bununla beraber vize ile girilen tek yer de yine İstanbul. Vize olmadan girilemiyor yani herkes giremiyor. En büyük şehir. Yani onu gereksiz görüyor Peygamber (sav). “Neyini soruyorsunuz?” diyor. Sonra başka bir hadiste de yine soruyorlar “hangi Medine Ya Resulullah?” “İstanbul” açıkça söylüyor orada da. Israrla sordukları için her seferinde “hangi Medine?” diye sordukları için “kaç tane Medine var?” gibi söylüyor Peygamber (sav). “Bildiğiniz kaç tane Medine var?” diyor. o Medine’de olsa burada diyecek zaten.  Yönünüzü dönün diyor ona içindeyken yönünüzü dönün der mi? Demek ki dışarıda olacak ki kişi yönünüzü oraya doğru çevirin diyor. İçinde olana öyle denmez.

“Mehdi çıkmadan önce” diyor Peygamberimiz (sav) bak detaylara bak “Sakaroğulları’ndan biri siyah bayrakları kanla kırmızıya boyar” diyor. Bu Ala Sakar IŞİD’le olan çatışmalarıyla gündeme geldi. Hatta dünya çapında röportajlar yapıldı. Özgür Suriye Ordu birliklerinin başı olan bir kişi bu. Özgür Suriye Ordusu’nun başı olan ünlü bir lider bu. Adı Sakar “Mehdi çıkmadan önce Sakaroğulları’ndan biri siyah bayrakları kanla kırmızıya boyar” diyor. Aynısı. Yani kan revan içinde kalır diyor. IŞİD’le çatışma sonucunda çok fazla IŞİD’linin hakikaten ölmesine sebep oldu. IŞİD bayrakları hakikaten kana boyandı bu kişi sebebiyle. Bak onun ismi de veriliyor. İsimle mesela Esad’ın ismi direkt Esad diye, Beşar ismi de Beşar diye veriliyor. Öcalan’ın da ismi Abdullah diye açıkça veriliyor. “Dinsiz grubun başında olacak Fırat taraflarında” diyor. Bütün bölgede olacak olaylarda şahısların isimlerini tek tek veriyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (3 Ocak 2017; 22:00)

 

MASONLUK ÇOK ESKİ TARİHLERE DAYANAN BİR YAPI. DİNDAR MASONLAR, FİRAVUN VE NEMRUD GİBİ DİNSİZ MASONLARIN ETKİSİZ HALE GELMESİNİ SAĞLAMIŞTIR

Masonluk hür düşünen, samimi düşünen, dürüst, iyi kaliteli, o topluluğun, o milletin ileri gelenlerinden oluşan, aydınlarından oluşan seçkin topluluk. Yani tarihin en eski devirlerine kadar giden her devirde olmuş. O devrin en seçkin insanlarının bir araya geldiği bir dernek ama genellikle gizli olmuş. Yoksa din konusu o dernekte hakim olmuyor. Kimi Hristiyan, kimi Musevi, kimi dinsiz oluyor karışmıyorlar ona. Ama fikir özgürlüğü oluyor masonlukta. Hür mason, free mason zaten adı üstünde free mason. Mason demek duvarcı ustası, taş ustası demek. O resimde de dikkat ederseniz Nemrut oradaki ustaları denetliyor. Yani eğer masonluk konusuna gelirsek Nemrut kendisi de masondu. Yani üstat masondu ama dinsiz. Ama dindar masonlar onu etkisiz hale getirdiler. Tabii. Mesela Firavun masondu ama sarayının içinde dindar çok fazla mason vardı. Onlar da onu etkisiz hale getirdiler, Kuran’da görüyoruz üsluplarını. “Firavun ailesinden imanını gizlemekte olan mü'min bir adam.” (Mü’min Suresi, 28) diyor. Gelip konuşuyor ve bayağı çekiniyor Firavun, ona cevap dahi veremiyor.

 

HADİSLERDE DECCAL CASUS OLARAK BELİRTİLİR. İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN YANCILARININ HEPSİ CASUSTUR. SÜREKLİ BİLGİ AKTARIRLAR

Sünen-i Ebu Davud’ta cessase hadisinde zaten deccal hep casus olarak belirtiliyor hadislerde, cessase. “Deccalın askerleri bütün ruhları ile deccala casusluk yapan casus kişiler olacak.” İngiliz derin devletinin yalakaları hepsi casustur, sürekli İngiltere’ye bilgi akıtırlar. O yüzden bunların muazzam istihbarat gücü oluyor.

Bazı askerler bakıyoruz deccalın, yani İngiliz derin devletinin casusu. Bak diyor ki; “Deccalın askerleri bütün ruhlarıyla deccala casusluk yapan casus kişiler olacak.” Mesela darbecilere bakıyoruz asker ama İngiliz derin devletinin elemanı. Kendi milletinden nefret ediyor ve deccalın emriyle Müslümanları tanklarla eziyor, havadan otomatik silahla tarıyor. Deccala tam tabi olmuş.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (2 Ocak 2017; 22:00)

 

DECCALİYET HAŞA İLAHLIK İDDİASIYLA ORTAYA ÇIKTIĞI İÇİN YILMAZ, CAN ALMAKTAN, TERÖRDEN, ANARŞİDEN VAZGEÇMEZ

Deccal, deccallik iddiasıyla ortaya çıktığı için yılmaz. Çünkü Allah olduğunu iddia ediyor. Yani Allah'tan daha üstün bir şey yok diyor. Ben de Allah'ım diyor, haşa. O zaman ben can alırım diyor. İnsanların canını alan benim, diyor. Canlarını da bağışlayan benim, diyor. Can aldığımı insanlara göstereceğim, diyor. Şu an can alıyor. Kendi taraftarlarına sizin canınızı bağışlıyorum, diyor. İşte benim cennetim diyor, İngiliz derin devleti olduğu gibi emrinizde diyor. Nereye gitseniz size iş de var, aş da var, imkan da var. Her şeyi sağlarım diyor. Şöhret, güç, büyüklük her şey olur diyor. Zaten deccale hizmet edenlere bir süre sonra o, haşa Allahlık vasfı veriyor. Siz de lordsunuz diyor. Seni de lord ilan ettim diyor. Sen de Allah'sın diyor. Birbirlerine lordum diye hitap ediyorlar. Yani Allah'ım diye hitap ediyorlar, haşa. Onun için deccal yılmaz, onu söyleyeyim. Yani hani diyorlar ya terörün belini kıracağız falan, İslam alemi birleşmeden, İttihad-ı İslam olmadan, Mehdi (as) zahir olmadan, İsa Mesih'le birlikte hareket etmeden deccalin ölümü diye bir şey yok. Deccalin  yenilmesi diye bir şey yok. Bakın, görün bütün şiddetiyle terör tırmanır. Yani deccal çünkü vasfı odur, Allahsız, Kitapsız sistemi savunur. Allah karşıtı olduğu için Allahsızlığı savunmaya devam edecektir. Allah olduğunu iddia ettiği için de can almaya devam edecektir. Dehşet ve şiddeti yayacaktır. Kendi taraftarlarını da işte kendince yaşattığını, cennetine koyduğunu iddia ediyor. Şimdi bunları da insanlar görüyor ve görmeye devam edecekler. İslam alemi birleşmeden, İttihad-ı İslam olmadan deccalin yenilmesi diye bir konu yok. Hiçbir ülke tek başına deccalle baş edemez. Yani dünyadaki şu an hiçbir ülke deccalle tek başına baş edemez. Mutlaka İslam birliği olması gerekiyor. İttihad-ı İslam olması gerekiyor. İlk çıktığında bilmiş bir mürşit gibi davranıyor deccal. İlk, en başında. Sonraki çalışmalarında kendisinin peygamber olduğunu, vahiy aldığını iddia ediyor. Etrafında işte o derin devlet yapılanması oluşmaya başlıyor. En son iddiası da ben Allah'ım diyor, haşa. Uluhiyet iddia ediyor. O zaman tabii çok delice bir ruh meydana geliyor, çok delice bir enaniyet ve kibir meydana geliyor.

Resulullah diyor ki: "Deccal çıktığı zaman herkes onu sahici bir mürşit sanıp peşine takılacak, sonra çalışmalarını sürdürecek, derken peygamberlik iddia edecek. Bunu gören akıl sahibi kişiler ondan ayrılacaklar.” Peygamberlik iddia ettiğini anlayınca. “Daha sonra Uluhiyet, ilahlık davasında bulunacak, -haşa- ben Allah'ım diyecek.” Taberani bunu sahabe olan Bin Mu'temer'den şöyle rivayet ediyor: (Medineli allame Muhammed bin Resul el Hüseyni el Berzenci, Kıyamet Alametleri, sayfa 212) Burada da Arapçası var.

“Şeytanlar ona ne istersen söyle yapalım, diyecekler” diyor, cin şeytanlar. “O da: “Haydi gidin insanlara benim onların Rabbi olduğumu söyleyin”” Allah olduğumu söyleyin “deyip her birini bir tarafa salacak” diyor. Dünyanın her tarafında şu an casusları, elemanları, yancıları İngiliz derin devletine yalakalık yapıyorlar, ama deliler gibi. Mesela Churcill'i kendilerine mürşit olarak gösteriyor. Churcill de lorddu, lordluk iddia ediyordu. Yani kendisinin Allah olduğunu iddia ediyordu. Bütün bu ekibin özelliği bu.

“Bir kısım insanlar deccalle sohbet edecekler ve diyecekler ki: “Biz onun kafir olduğunu biliyoruz. Yemeğinden yemek, ağacından faydalanmak için onunla arkadaşlık yapıyoruz” diyecekler” diyor.

“Deccalin tabileri, ona uyanlar çok fazladır” diyor Peygamberimiz (sav) . “Kendisine birçok kimse iltihak edip katılacak” diyor. (Et Tebrizi Veliyüddin Muhammed).

“Muhakkak ki deccal Harem (Mekke, Medine ve Beyt-i Mukaddes) dışında yeryüzünün tümüne galip gelecek.” Her yerde deccaliyet hakim olacak, diyor.

“Deccalin sayısız planları vardır” diyor Peygamberimiz (sav). “Ordusu isteksiz kölelerden oluşur. Fil orduları vardır deccalin” diyor.

Deccal insanları öldürürken iddiası şu: Ben Allah'ım diyor, fakat can alırım, can da veririm diyor. Daha önce de aynı, Cengizhan, Hülagü zamanında, Hülagü fitnesinde özellikle. O da aynı iddiada. Bak Firavun da aynı iddiada, Nemrut da aynı iddiada. Nemrut, ben de insan öldürürüm diyor. Ben de diriltirim diyor, Kuran'da geçiyor ayette. Bütün deccaller bu ifadeyi kullanıyorlar, Allah'ın hikmeti. Ama Darwinist felsefe açısından işte böyle vicdansız insanları teşvik etmek için de nüfusun fazlalığını söylüyorlar. Yani ne kadar fazla insan öldürürsen, o kadar insanlık rahat eder diyorlar.  Ve kitle katliamlarını teşvik ediyorlar. İslam aleminin de çok kalabalık olduğunu söylüyorlar. Ne kadar çok ölürseler o kadar kargaşa olmaz, o kadar huzur olur diyorlar. Yani şeytani bir mantık. Halbuki imanla, sevgiyle netice alacakken öldürerek netice alalım diyorlar. Çok şeytani, manyakça, psikopatça bir fikir.

İmam-ı Sadık diyor ki: “Deccal ilk önce Türk’le savaşır.” Bak Türklere saldırmaya başladı, görüyorsunuz. “Sonra deccalin kökünün kazınması Mehdi'nin eliyle olur. Mehdi ilk sancağını açıp Türklere yönelir.” Yani Türkleri kurtarmanın peşinde olur ilk sancağını açıp. (Yevmul Halas, sayfa 329). İmam-ı Sadık'tan hadis, 1300 yıllık hadis.

 

HADİS AÇIKLAMALARI

“Türklerde kargaşa çıktığında” diyor Resulullah (sav) “artık Mehdi’nin çıkışını bekleyin. O çıkıp adalet getirecektir” diyor. Bihar’ul Envar bin yıllık kitapta. “Türklerde karmaşa çıktığında artık Mehdi’nin çıkışını bekleyin. O çıkıp adalet getirecektir.” Resulullah (sav) söylüyor bunu. Bihar’ul Envar 1.cilt 160. sayfada.

“Kaiminiz Mehdi çıktığında hevesler cimriliğe dönmüşken onları doğru yola çeker. İnsanlar Kuran’ı kendi fikirlerine döndürmektelerken fikirleri Kuran’a döndürülür” yani kötü niyetle Kuran’ı değiştirmeye kalkarlarken insanlar gerçek anlamda Kuran’a döndürülür diyor Mehdi (as) vesilesiyle. “Kitabın terk edilmiş hükümlerini Mehdi hayata döndürür” diyor. Bihar’ul Envar’da 1.cilt 159. sayfa

Ebû Saîd el-Hudrî nakletti “Resulullah bize deccal ile ilgili bilgi verdi” diyor. Sürekli bilgi veriyor Peygamberimiz (sav). Bak şu an yasak, alimler falan hiç deccal hakkında bilgi vermiyorlar. Bu deccalin çıktığını gösteriyor. Bunu Cübbeli de diyor “Deccalden bahsedilmedikçe, Mehdi’den bahsedilmedikçe bilin ki deccal zuhur etmiştir” diyor deccalin zamanında. Mehdi’den ve deccalden alimlerin bahsetmemesi durumunda en büyük alamettir ki Mehdi de deccal de zuhur etti, bunu bileceksin.

“Deccal Medine’nin içine girmesi yasakken çıkacak” yani İstanbul Medine. Bihar’ul Envar’ın 1.cildinin 139.sayfasında. Bin yıllık eser. Bak “Deccal Medine içine girmesi yasakken çıkacak. Bu nedenle Medine yakınlarında bir yere gelecek” İstanbul’a giremiyor. Ama İstanbul’un yakınına bir yere gelecek diyor. “O dönemde dünyadaki insanların en iyisi “andolsun bu deccal” diyecek” diyor. Deccale teşhis koyacak, ilk teşhisi koyuyor. “İstanbul’un yakınında bir yere gelecek.” diyor. Tabii çok büyük olay olacak geldiğinde de.

Hz. Sa’b İbn-i Cesame (ra)’dan rivayet edildi, sahabe. “Deccal insanlarca kendisinden bahsedilmekten zuhul edilmedikçe” unutulmadıkça ve vazgeçilmedikçe “ve imamlar da cami minberlerinde ondan bahsetmeyi terk etmedikçe çıkmaz.” Şu an ne oluyor? Terk.

“Mehdi (as)’ın hükmü Hızır’ın hükmü gibi olacak.” diyor. “Musa bin İmran’a nasıl ağır gelmişti Hızır’ın yaptıkları” diyor. Yani Hızır (as) meşreplidir Mehdi (as), ona işaret.

“Ahir zaman deccali dinin hafife alındığı dönemde çıkar. Dünyayı beyaz bir eşekle dolaşır ki eşeğin kulaklarının arası 20 metredir.” Yani süslü bir trenle gezeceği anlaşılıyor.

Deccal insanların mutluluğunu istemez, sevincini istemez. Herkesin kendisine dönmesini, kendisinin boyunduruğunda olmasını ister. Deccalin birçok şartı vardır. Oradaki insanlar ondan habersiz insanlar. Kendine -haşa- kul olmaya zorluyor insanları. Deccalin bir özelliği de insanlara mutsuzluk vermesidir. Yeis, ümitsizlik, korku, panik ve matem. Deccalin hedefi budur. İnsanları öldürmek veyahut manen öldürmek. Onların yaşam sevincini yok etmek, heyecanını yok etmek, mutluluklarını yok etmektir. Onun için Deccalin en kızacağı şeylerden biri de neşe ve sevinçtir. Neşeye saldırır deccal, sevince saldırır, mutluluğa saldırır, güzelliğe saldırır, birlik beraberliğe saldırır ve en çok imana saldırır. Kuran’a saldırır, imana saldırır. Hedeflerini iyi bilmek lazım.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (1 Ocak 2017; 22:00)

 

MÜNAFIKTA DELİ CESARETİ VARDIR. MÜNAFIK CESARETİ TARİHİN EN PİS EN KİRLİ EN AHMAK CESARETİDİR

Münafık konusu çok hayati. Münafık kendi alemindedir, o Müslümanların yaptığı faaliyetler çalışma münafığı hiç ilgilendirmez. O, yemesi, içmesi, uyuması, eğlenmesi, kafa bulması, muhabbetleri kendi dünyasıyla ilgilenir. Yani yancıdır yandan kenardan takip eder. Müslümanların çektiği çileler onu hiç ilgilendirmez. Mesela Samiri Müslümanlar oradan kalkıyor ta Mısır’dan Kenan iline doğru geliyorlar. Acayip zor bir yolculuk. Adamın umurunda bile değil. O kepazelik peşinde, o yapacağı heykelin derdinde. Müslümanları nasıl saptıracak? Bak konusuna bak adamın. Tevrat okuyup bilgisini artırıp adilikten vazgeçeceğine oturuyor orada buzağı heykeli yapmanın derdinde. Müslümanların parasını da ona harcatıyor, imkanını da ona harcatıyor. Boş konuşmalarla, boş izahlarla Müslümanları hak çizgiden saptırmaya çalışıyor. Müslümanlar ne yapıyor? Mısır’da çok zor durumdalar. Dövülüyorlar, sövülüyorlar, aşağılanıyorlar, ibadet edemiyorlar, Allah’ı anamıyorlar. Allah’ı anacakları şekilde, ibadet edecekleri şekilde, rahat yaşayacakları şekilde onları çöle doğru götürüyor Hz. Musa (as) ve Kenan iline doğru. Gittin Allah’a şükret, çadırları kur, ibadet et. Cenab-ı Allah yiyecek de gönderiyor, imkanın da var huzur içinde yaşa. Yok, illa ahlaksızlık yapacak. Buzağıyla, altın buzağıyla senin ne işin var? Müslümanlara dünyanın altınını getirttiriyor. Halbuki Müslümanlar onunla yiyecek, kıyafet falan da alabilirlerdi birçok yanlarında malzeme getirebilirlerdi. Altına yatırttırdı paralarını dünyanın altını, koskoca altından buzağı yaptı ton hesabıyla. Müslümanların acayip vaktini aldı. Baş belası, her Allah’ın günü iş çıkartıyor. Mesela “bugün alçıdan kalıp çıkaracağız arkadaşlar” diyor. Bütün Müslümanlar buzağının şeklinde alçı kalıpla uğraşıyor, aylarca. Bak bela olmaya bak adamdaki. Şimdi diyor “büyük bir ateş yakacağız.” Bu sefer gidip Müslümanlar oradan buradan odun, kömür bilmem ne topluyorlar ocak yapılıyor kilden, altını eritmek için. Bu sefer körük yapılıyor. Körükle çok yüksek ısı elde ediliyor. Altını zor bela herkes elindeki atıyor onu eritiyorlar. Sonra yaptıkları o kilden kalıp üstüne altın dökülüyor bak Müslümanlara çektirdiği çileye bak adamın. Belaya bak. Kaptan dökülüyor pota koskoca pota yaptırtıyor. Ayları alan şeyler muazzam masraf ve vakit israfı. Bomboş o amaç uğruna sırf ahlaksızlık olsun. Sonra buzağıyı altından döktükten sonra onu bu sefer törpüyle işletiyor. Aylarca Müslümanları uğraştırıyor. Tam ahlaksız bela yani. Sonra da dikiyor onu Hz. Musa (as)’nın gittiği anı gözlüyor, dikiyor. Bir de utanmadan diyor ki “Hz. Musa’nın ilahı oydu, unuttu” diyor. Çift hakaret var. Hem “unuttu” diyor. Niye unutsun? Bir de nasıl ilahı oluyor onun? Allah’a inanan muvahhit bir insan, mübarek bir Peygamber. Sonra Hz. Musa (as) dönünce tabii it gibi korkuyor. Ondan sonra “ben ettim sen etme” kafasında. “Niye yaptın bunu?” diyor. “Senin yolundan bir parça aldım” yani “Tevrat’ın hükümlerini çıkarttım. Kendimce bir din oluşturdum” diyor münafıklık dini, münafıkane bir sistem. Adam ahlaksızlığı onunla da durmuyor diyor ki “ya” diyor “siz sarımsak yerdiniz, soğan yerdiniz burada sürekli yediğiniz besleyici olmayan bir şey” diyor. “Bıldırcın eti yiyorsunuz hasta olacaksınız. Sarımsak, soğan güç verir adama” diyor. “Acur yiyeceksiniz. Bakla yiyeceksin ki kuvvetli olasın” diyor. Halbuki bıldırcın eti hepsinden kıyaslanmayacak şekilde üstün. Beslenme ve vücut kuvveti açısından kıyas edilmez. Onlarla Müslümanları meşgul ediyor. “Hadi gidin sarımsak getirin.” Ta Mısır’a kadar iniyorlar gizlice. Atlarla, eşeklerle sarımsak getiriyor. Bu sefer “hadi gidin soğan getirin” bak pisboğazlığa bak baş belası yani. İşin yoksa bununla uğraş. Sonra “hadi acur getirelim” diyor. Zıkkımın pekini ye, pislik herif. Ondan sonra “bakla getirin” diyor. Milleti de tehlikeye de sokuyor sırf pisboğazlıktan. En sonunda da Hz. Musa (as) artık ne yapacağını düşünüyor. “O zaman gidin bari de oradan yiyin bari. Artık uğraşacak halim yok sizinle” diyor. Pisboğaz adamlar baş belası tipler yani. Münafık onun için kendi alemindedir manyak gibidir. Müslümanlara musallat olur işte “bize niye sarımsak yedirmedin?” Hazreti Musa (as) anlatıyor, yok “niye soğan yedirmedin” bu sefer onu anlatıyor, işte “buzağıyı bize niye müsaade etmiyorsun?” Belli ki manyaklık yani onun neyini soruyorsun deli misin sen? Yani baş belası “ne mahsuru olur buzağının karşısında Allah’a ibadet etsek” diyor. “Buzağıyı vesile etsek” diyor, “buzağının aracılığıyla Allah’a ulaşsak ne olur?” diyor. Bak ahlaksızlığa, doğrudan Allah’a dua etmek varken buzağı ne alaka? Densizliğe bak illa şirk ve ahlaksızlık yapacak. Hazreti Musa (as)’yı çok bunaltmak istiyordu acayip sinirlendi Hazreti Musa (as) artık yani yaptığı ahlaksızlıktan bu Samiri’ye çok şiddetli öfkelendi. Kardeşinin saçından sakalından tuttuğu gibi ayağını yerden kesti, elindeki tableti atıyor yani müthiş öfkelenmiş. Allah o detayı da veriyor yani müthiş öfkelenmiş. Tabii o bir peygamber zellesidir normalde atmaması lazım elinden tableti ve kardeşinin saçını sakalını tutmaması lazım ama Allah o detaylara kadar veriyor yani çok sinirlendirdiği için o münafık. Tabii ama bu hamiyeti İslamiye’dir yani o öfke ona şifa.

Mesela diyor ki, “Peygamberin izinden bir avuç aldım attım” sen nereden çıkarttın onu? Vahiy alıyor değilsin, bu ne cüret? Münafık cüretini görüyor musun? Münafıkta bir deli cesareti vardır, deli cüreti yani münafık cüreti hiçbir cürete benzemez, çok çirkin en çirkin cesaret münafıkta vardır. Münafığın psikopatlığı, ahlaksızlığı ve deliliği yani hayretler içinde bırakacak derecededir insanı ve sonra da çok masum açıklıyor diyor ki, “ben ne yaptım ki?” diyor, “bir avuç aldım attım elçinin izinden” diyor “bir de heykel yaptım” diyor “ne yaptım ben?” diyor yani böyle ahmakça da açıklaması olur münafığın. Münafığın delice eylemleri, münafıkane kirli cesareti hiçbir ahlaksızda görülen derecede değildir yani insanın nutkunu tutturacak gibi.  Mesela kimin aklına gelir çölde altından buzağı heykeli yapmak için aylar öncesinden ahmak adam hazırlık yapıyor. Şu deliliğe bak, şu plana bak oyuna bak sen. Ve bütün Müslümanları meşgul ediyor, yazık günah değil mi? Orada ihtiyarlar var, yaşlılar var, çocuklar var herkesin başını belaya sokuyor, sonunda da tek başına kalıyor.

Münafık o yüzden böyle her yerde her devirde lağım üretme makinesi gibidir, ağzından lağım akar -dini konuları tenzih ederim- gözünden lağım akar, eylemlerinden lağım akar, zihninden lağım akar adeta, sürekli pislik üretir. Mesela o biter onu başlatır, o biter o başlar yani şeytanın etkisinde olduğu için kesintisiz. Mesela Resulullah (sav) zamanında da o alçaklar gittiler Hazreti Ömer (ra)’i şehit ettiler sonra Hazreti Osman (ra)’ı yani akıl almaz alçaklar. Bak deli cesaretinin üstünde bir cesarettir, kirli alçak bir cesarettir münafık cesareti. Mesela Hazreti Osman (ra)’ın şehit etmeye kafir bile cesaret edemez, o devrin kafirleri cesaret edemez ama münafıklar cesaret eder. Hazreti Ömer (ra)’e hiçbir kafir cesaret edemedi, münafık cesareti en çirkin cesarettir yani müthiş bir cüreti vardır, şeytani cüreti vardır. Mesela 12 imamı şehit etmeleri inanılır gibi değil, çok şeytani bir cesaret. Mesela Samiri’ye Hazreti Musa (as) bayağı iyi davranıyordu, hiçbir şey demedi bak o devire kadar ta ki artık İslam’a alenen saldırıya geçince ona müdahale etti, o devire kadar hiçbir şey demedi. Çok nankör ve alçaktır münafık yani hep Müslümanlarda kusur bulmak, hata bulmak üzerine kuruludur sistemi.

 

DÜNYADAKİ İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİN BÜYÜK BÖLÜMÜ İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN KONTOLÜNDEDİR

CIA, 2. Dünya Savaşı sonrasında ABD Başkanı Roosevelt’in emriyle, bakın İngiliz istihbarat servisi MI6 ve özel operasyonlar birimi örnek alınarak İngilizler tarafından kuruldu. Açık bilgi veriyorum. Amerikan istihbaratının ve CIA’in babası kabul edilen General William Donovan, İngiltere’ye gidip gerekli desteği almak için İngiltere Başbakanı Churchill ve İngiliz istihbarat yetkilileriyle görüştü. Bunun belgeleri hepsi ortada biliniyor ve onların desteğiyle yanına verdiği elemanlarla bilgiyle ve parayla İngiliz derin devletinin engin tecrübesiyle kendilerine göre CIA’i kurdular. CIA’in yönetimi şu ana kadar da ve bundan sonra da daima İngiliz derin devletinin kontrolünde olacaktır. Bunu anlamaları lazım. CIA’in kurucusu bu General Donovan, casusluk sanatını, İngiliz istihbarat teşkilatı MI6’in Başkanı Stewart Menzies’ten öğrendiğini defalarca açıklıyor. Resmi belge olarak var bu. Yaptıran İngiliz derin devleti. CIA de yapıyor, MOSSAD’ı da kullanır, El Muhaberat’ı da kullanır. Alman gizli servisini de kullanıyor, İsveç gizli servisini de kullanıyor, bütün gizli servisleri aşağı yukarı. Yüzde 80’i, yüzde 90’ı onların emrinde zaten. MOSSAD da onların emrinde. MOSSAD’ın bütün aldığı bilgi MI6’in bilgisidir. MOSSAD’ın kendi elemanı yok, tesisi de yok, gücü de yok.

Bak hep üst akıl, üst akıl anladılar fakat bir türlü İngiliz derin devleti diyemiyorlar. Eğer CIA olsa CIA der. CIA olmadığına emin ki üst akıl diyor. Değil mi? Adı var CIA’nin adam söyler. Niye üst akıl desin CIA’e? Biliyor CIA olmadığını. Madem İngiliz derin devleti açıkça söylensin. MI6 bir birimidir buna da takılıp kalmamak lazım, MI6. Adam Pakistan istihbaratını kullanıyor, Hint istihbaratını kullanıyor, Alman istihbaratını, Hollanda istihbaratını kullanıyor. MI6 bunların içinde bir bölümdür. Bunların toplamını kullanır İngiliz derin devleti.

 

MÜSLÜMAN PEYGAMBER VEFAT ETTİKTEN SONRA DA MÜCADELEYE DEVAM ETMEKLE YÜKÜMLÜDÜR. İŞTE MEHDİYET ZAFERE KADAR BU İLMİ MÜCADELEYİ YAPANLARDIR

Diyorlar ki işte “Peygamberimiz (sav) döneminde olsa dünyaya İslam hakim olurdu. Peygamber zamanında olmadıysa niye olsun ki?” diyorlar. “Müslümanlar artık geri dönsünler başarılı olmaları mümkün değil. Geri dönün artık” diyorlar. Ki hükmü de çok ağırdır bu ifadenin. “Geri dönün çünkü peygamber öldü” diyor. “Artık geri dönün.” Ali İmran Suresi, 144’te Cenab-ı Allah diyor ki “Muhammed yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o (Muhammed) ölürse ya da öldürülürse” yani şehit olursa “siz mücadeleden vazgeçip topuklarınız üzerine gerisin geriye mi döneceksiniz?” diyor Allah. Adam ne diyor? Döndüm bile diyor. Allah dönmeyin diyor. Ölebilir öldürebilirler de bak. Resulullah (sav) öldü niye dönüyorsun topuklarının üzerine geri? Savaş devam ediyor mücadele. Ben dönerim diyorsun Peygamber öldü çünkü. Ama bak Allah yasaklıyor peygamber ölse bile topuklarınızın üzerine dönmeyin mücadeleye devam edin diyor bak. “İki topuğu üzerine gerisin geri dönen kimse Allah’a kesinlikle zarar veremez. Allah şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.” İki topuğu üzerine gerisin geri döneni Allah burada lanetlemiş oluyor. Yani bunun çirkin, haram bir fiil olduğunu anlatıyor Kuran’da. Bak peygamber ölebilir ama siz topuklarınızın üzerine geri dönmeyeceksiniz diyor. Mücadeleye devam edeceksiniz. Mehdiyet nedir? İşte o iki topuğu üzerine dönmeyenlerin adıdır Mehdiyet. Resulullah (sav) öldü ama onların evlatları, Resulullah (sav)’ın evlatları iki topuğunun üzerine geri dönmeyip mücadeleye devam ediyorlar. Ta ki zafere kadar, ta ki din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar devam edecektir Mehdiyet işte budur.

 

BÜTÜN MÜNAFIKLAR SİNSİ, ZÜPPE VE ASİDİRLER

Allah’ın hikmeti ta en başından beri. Hz. Adem (as) devrinde var münafık. Habil Kabil kıssasında görüyoruz üslubu züppe. Asi, züppe, kontrolsüz ve çok sinsidir münafıklar. Yani hayret edilecek şey. Allah’tan korkanın yapacağı bir şey değil ama yapıyorlar.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (31 Aralık 2016; 22:00)

 

KURAN'DA EN ÖNEMLİ KONU MÜNAFIKLARLA İLMİ MÜCADELEDİR

Kuran’da en önemli konu küfürle mücadele değildir, münafıkla mücadeledir. Küfür açıktır, sarihtir. Yani hedefini açık belli eder. Kendini de açık belli eder. Mücadele metodu da açıktır. Ama münafık öyle değildir. Münafık çok kahpedir. Müslümanların içerisinde şeytani bir zekayla çok ince girift olarak ayrılmamak şartıyla mücadele eder. Ama tabii münafığın bütün taktiği hep Müslümanların içinde olmaz Kuran’daki ifadesiyle. Münafık ikinci aşamasında ayrılma aşamasına girer. Ayrılmasından amaç da “bak, ben gidiyorum siz de gidebilirsiniz. Gidince hiçbir şey olmuyor görüyorsunuz. Bir bela da olmuyor, bir şey de olmuyor, Allah bir dert vermiyor, hiçbir şey olmaz. Dolayısıyla arkası gelsin” anlamındadır yaptığı şey. Fakat içi de rahat etmez münafığın. Yani arkasının gelmesinin mümkün olup olmadığını da merak eder. Onun için ayette diyor “bedevilerin” yani nasıl diyelim bu devre göre, “bilgisi az olan insanların yani az okuyan, az araştıran insanların içerisinden sizi takip ederler” diyor. Yani ne yapıyorlar acaba, ne ediyorlar, ayrılan oluyor mu, bela geliyor mu, bir dert geldi mi? “Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler.” (Al-i İmran Suresi, 120) Yani “acı çekerler, ızdırap çekerler” diyor. Bizzat kendisi uygulayarak cemaatse yahut Müslümanların topluluğu neyse Peygamber (sav)’in yanından gidilebileceğini göstermiş oluyor. Mesela adam vahiy katibi, “vahiy katibi gider mi artık o gidiyorsa herkes gider” mantığı olabileceği için özellikle vahiy katipliği yapıyor. Adamlar şok oluyor tabii. Müslümanlar diyor ki; “artık vahyin gelişini görüyor bu adam, Peygamber de ona o kadar güvenmiş, Kuran’ı yazan insan, yani vahiy geliyor. O da yazıyor. Bu insan gittiğine göre o zaman biz de gidebiliriz” mantığını işlemek için bunu yapar münafık. Asıl köklü hedefi münafığın Müslüman cemaatini topluluğunu tamamen dağıtmaktır. Yani asıl hedefine o zaman ulaşacağını düşünür, yani nihai hedefi odur. Mesela bak, Münafikun Suresi, 7’de, “Onlar ki: "Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar.”  Yani bir kavramama akıl zaafı çok güçlüdür münafıklarda, Allah onu bir mucize olarak belirtiyor. Çok zeki oluyor ama kavrama yeteneği, anlama ve akıl yeteneği çok düşük oluyor. Yani delilik derecesinde anormaldir münafık o yönüyle. Fakat bak diyor ki; “sonunda dağılıp gitsinler” Münafığın bütün eylemleri Müslüman topluluğunu dağıtmaktır.

Mesela Ahzab Suresi, 20’de “Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer (askeri)” veyahut polisiye “birlikler gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi (ordan) sormayı cidden arzu ediyorlardı.” Yani cahil, bilgisi eksik olan insanların arasına dağılıp gizlice haberlerinizi yani ne oldu ezildiler mi? Saldırıya uğradılar mı? Tamamen dağıldı mı? Onun haberini bekliyor. Yani tamamen dağılması için Müslümanların neler yapılabilir uzaktan onun stratejisini yapmak istiyor. “Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.” Diyor. Hakikaten münafık hiç hizmet etmek istemez. Yani onun bariz vasıflarındandır. Küfre hizmette akıl almaz çalışkandır münafık. Yani muazzam yeteneklidir küfre. Mesela Darwinizm’i anlatma görevi versen, “Darwinizm’i savun” desen anlatır. “Rumiliğin içerisindeki gizli dinsizliği anlat” dersen anlatır. “Homoseksüelliği savun” dese birisi ona savunur. Yani çok mesela “Müslümanların aleyhine bilgi topla” desen, yapar. Yani muazzam yeteneklidir. Ama “İslam’ı anlat, Kuran’ı anlat, iman hakikatlerini anlat” dersen anlatmaz. Anlatıyorsa bile onun arasına küfür sızıntıları koyarak Müslümanlara anlatmak ister. Mesela Kuran ayeti açıklarken derin devletin bir işaretiyle onu anlatır. Mesela derin devletin bir sembolüyle onu anlatmaya çalışır. Veyahut başka bir konuyu anlatırken içerisinde homoseksüelliği de savunan gizli çizgiler olacak şekilde anlatır. Yani münafığın her yaptığında bir pislik, bir kepazelik, bir ahlaksızlık vardır. Yani dikkatlice izlenirse, çünkü şeytan yardım ettiği için, şeytan desteklediği için hayret edilecek yeteneğe sahip olur, yani çok şaşırırsın. Nerede ne zaman buluyor diyerekten. Mesela iman hakikati anlatır, bakarsın onun içerisine bile küfri sızıntılar koymuştur. Yani küfri semboller koyar, yani kelimeleri seçerken resim seçiminde olsun, konuşmalarının ahenginde olsun buna çok özen gösterir.

Mesela Müddessir Suresi 17 ve 25. Ayetler, Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınırım diyor ki; “Onu” münafığı “alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.” Diyor bak, “alabildiğine sarp bir yokuş” Münafığın hayatı zordur, yani çok çetin bir hayatı vardır. Çünkü sürekli bir kargaşa, savaş, mücadele ve anarşi içindedir ruhu. Onun için bak, Cenab-ı Allah diyor ki; “Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.” Hayatının hiçbir anı huzurlu değildir münafığın. Sürekli kargaşa, sürekli talepler, sürekli eleştiri, sürekli kin, sürekli öfke, sürekli huzursuzluk vermek, sürekli rahatsızlık vermek üzerine kurulu bir şeytani ruh yapısına sahiptir. Kuran buna şu şekilde işaret ediyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Bir daha söylüyorum. “Onu” münafığı “alabildiğine sarp” bak alabildiğine, sarp demek yani normal bir insanın çıkamayacağı, yapamayacağı “sarp bir yokuşa süreceğim.” Yani zorlanacak. Yani “öyle bir ortama sokacağım onu” diyor Allah. “Çünkü o, düşündü” bak, münafık düşünüyor “ ve bir ölçü tespit etti.” Yani münafık planlarını ince ince ölçüyle hazırlar. Bir ölçü tespit etti. Yani ahlaksızlık yapmadan önce onu planlar. “Kahrolası” diyor Allah. Bu zaten münafığın kahrolacağını gösteriyor, belasını bulacağını gösteriyor bu ayet. “Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?” diyor Allah. Şaşırtacak, şeytani olduğu için hayret edilecek ölçüleri vardır münafığın, yani mücadele metotları çok şaşırtıcıdır. Sürekli yeni yeni taktikler, yeni yeni yöntemler bıkıp usanmadan onları oluşturur. Ama Cenab-ı Allah onu Kendisi’nin oluşturduğunu söylüyor, ona yarattığını söylüyor. Bak, “Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.” Yani o kargaşanın ruhunu onda yaratan da Cenab-ı Allah’tır ama o kendinden zanneder tabii ki. “Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu? Sonra bir baktı.” Münafığın pistir bakışı, Kuran ona dikkat ediyor. Bak, “Sonra kaşlarını çattı” Bak, bakması pis, sonra bak kaşlarını çatıyor yüzünde pis bir ifade itici böyle alçak, kahpe bir ifade oluşturuyor. Bak, “kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.” Demek ki yüzüyle münafık muazzam oynuyor. Pis de gösterebilir, böyle müşfik sakin de gösterebilir. Yüzü onun adeta kukla arenası gibidir. Kukla sahnesi gibidir, oynar yüzüyle yani münafık, yani tiyatro sahnesi gibidir suratı münafığın. “Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.” Yani yüzüne pis bir ifade veriyor. “Sonra da sırt çevirdi” Münafık aniden döner gider özelliğidir yani, aniden döner gider. Yani manyak bir hareket olduğu için Cenab-ı Allah buna da dikkat çekmiş. Ummadığın hareketler yapar münafık. Mesela dururken birdenbire sırtını dönüp gidebilir. “ve büyüklük tasladı (istikbar)” enaniyet ve azgınlıktan yüzünde korkunç bir kibir ifadesiyle, şeytani bir ifadeyle ortaya çıkıyor. “Böylece:” bak konuşmaya başlıyor. “Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi.” Mesela ağzından hemen alçakça bir ifade çıkıyor bak, “Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen'” şimdi münafık demek konuşurken kendince bilimsel, tarihe de dayandırarak konuşuyor ikna etmek için. Yani böyle doğrudan bir ifade değil de kendince ikna edici olduğunu düşündüğü tarzda, bilimsel gördüğü tarzda konuşuyor. Bak, “Bu, yalnızca” bak, önden de telkin yapıyor “yalnızca aktarılarak” ondan ona, ondan ona aktarılarak “öğrenilen'” ki “Peygamber de bu şekilde öğrendi” diyor. “bir büyüdür” dedi.” Şimdi Peygamber (sav)’e olabilecek en çirkin sözlerden birini söylemiş oluyor. “bir büyüdür” yani Peygamber (sav)’in de büyücü olduğunu söylüyor dolayısıyla. “Bunu da başkasından öğrendi” diyor. “Yani kendi de biliyor değil” diyor. “Başkası ona öğretti” diyor. “Bu, bir beşer sözünden başkası değildir.” Yani alelade göstermeye çalışıyor dini. Allah’ın hükümlerini alelade göstermeye çalışıyor ki Müslümanlar soğusun, şüpheye düşsün, kuşkuya düşsünler, Peygamber (sav)’in etrafından dağılıp gitsinler. Nihai amacı Müslüman topluluğunu yok etmek, dağıtmak. Ama peki bilinçaltında buna inanıyor mu? Bilinçaltında inanmıyor. Bilinçaltında Kuran’ın hak olduğuna inanıyor, kanaati geliyor. Bak, Allah diyor ya ayette “zulüm ve büyüklenme dolayısıyla” diyor “bunları inkar ettiler.” (Neml Suresi, 14) Yani bilinçaltında çünkü mükemmel bir ahengi var Kuran’ın, kusursuz bir anlatımı var. Ve 19 mucizesini de görüyor. Nefes kesici bir şey bu, muazzam bir mucize. Zaten “ölçtü” diyor bak, “bir ölçü koydu” diyor. Yani on dokuza işaret var burada. Bunları gördüğü halde millet, insanlar iman eder inanır diye tam aksini söylüyor. Ama yalan söylerken de inandırıcı olması için kendince onların inancına uygun ve bilimsel görünümlü gibi bir anlatımla anlatıyor. “Bu, bir beşer sözünden başkası değildir.” Diyor. “Onu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım.” Yani “münafıkların sonu budur” diyor Allah. Yani acele etmeyin anlamına geliyor bu. “Cehennem (sakar)” “Ne sakar adamsın” falan derler ya, bilirsiniz “sakarlık yaptı” derler. “Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin? Ne alıkoyar, ne bırakır.” (Müddessir Suresi, 27) Yani tutuyor gibi de değil, rahat hareket ediyor ama bırakmıyor da. Çünkü özgür hareket ediyor cehennem içinde ama özgürlüğü nereye giderse belayla karşılaşıyor, nereye giderse korkunç dehşet verici bir olayla karşılıyor. Özgürlüğünden gaye dünyadaki özgürlük merakını Allah orada onu belaya çeviriyor. Var ya dünyada münafıklar öyledir.

 

MÜNAFIĞIN RUHU SÜREKLİ KARMAŞA VE ANARŞİ İÇİNDE OLDUĞU İÇİN HAYATININ HİÇBİR ANI HUZURLU DEĞİLDİR, SÜREKLİ KİN VE ÖFKE İÇİNDEDİR

Sürekli gezmek, sürekli hareket etmek, sürekli ruhunda anarşiden dolayı sabit bir yerde durmak istemez münafık, muazzam hareketlidir. Yani içinde dehşetli bir sıkıntı vardır iman zaafından kaynaklanan, Allah’a uzak olmaktan kaynaklanan, Allah’a karşı mücadele vermekten kaynaklanan ve Allah’ı zikretmemekten kaynaklanan ruhunda muazzam bir ızdırap vardır. Onun için Allah Kuran’da diyor şeytandan Allah’a sığınırım. “Kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.” (Rad Suresi, 28) Münafık da Allah’ı zikretmek en rahatsız olduğu konudur. Allah’ı zikretmek istemediği için de Allah muazzam bunaltır münafığı. Ayette diyor ya şeytandan Allah’a sığınırım. “Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti” (Tevbe Suresi, 25) Çok sıkılıyor. Ama imana döner İslam’a dönerse o sıkıntı kalkar. Allah’ı zikrederse o kalkar. “Ne alıkoyar, ne bırakır.” (Müddessir Suresi, 28) Yani o özgürlüğünü Allah işte orada burnundan getiriyor. Mesela bir yere kaçmak istiyor bir macera aramak istiyor, orada başını bir belanın içine sokuyor. Allah orada mesela bir batağa düşürüyor onu. Bir başka yerde kaçmaya kalkıyor mesela kaynayan kükürdün içine düşüyor. Oradan kaçmaya çalışıyor bir başka bir başına bela geliyor. “Beşere delicesine susamıştır.” (Müddessir Suresi, 29) diyor. Yani cehennemin tamamı şuurlu olduğu için, yani “insanlara azap vermek için delice bir hırsı var” diyor cehennemin. “Onun üzerinde on dokuz vardır” (Müddessir Suresi, 30) On dokuz melek var. Melekler orada cennet hayatı yaşıyor cehennemin içinde, yani bak, algının şeklini görüyor musun? Mesela aynı varlık orada cehennem azabı yaşarken, melek cennet hayatı yaşıyor cehennemin içerisinde, gayet mutlu. Mesela ateş ona başka türlü görünüyor. Cehennemin dereleri ona başka türlü görünüyor. Cehennem evleri ona başka türlü görünüyor, yani algısı başka türlü. Yani onların algısı ayrı, cehennem ehlinin algısı ayrı, meleklerin algısı ayrı. O mesela sonsuza kadar duruyor cehennemde gayet mutlu. Ama yani aynı cennetteki gibi mutlu. Algısını Allah öyle aldırıyor çünkü. Algının önemini de burada görmüş oluyoruz. Çünkü neyi algılarsak o şekilde olmuş oluyor. Mesela birisi soğuğu soğuk algılarken bir başkası sıcak algılayabiliyor mesela birisi de ılık olarak algılıyor. Mesela birisi tuzlu olarak tat alırken biri şeker tadı almış oluyor. Birisi mesela kükürt kokusu alırken biri gül kokusu şeklinde alıyor. Aynı kokuyu almıyorlar.

 

MÜNAFIK İSLAM'A HİZMET ETMEDİĞİ İÇİN İÇİNDE CEHENNEM ATEŞİ GİBİ SIKINTI VARDIR. O SIKINTIYLA SÜREKLİ SALDIRACAK YER ARAR, MÜSLÜMANLARI OYALAR

İslam’a hizmet etse münafık o meşgaleyle Allah onun üstünden sıkıntıyı alır. Ama İslam’a hizmet etmek istemediği için münafığın içinde cehennem ateşi gibi ateş vardır, acayip sıkılır, bunalır. Onun için o azgınlıkla Müslümanlara saldırganlığı daha da artar, böyle kavga edecek, kepazelik çıkaracak, ahlaksızlık yapacak konular arar ve şeytan ona sürekli ilham eder peş peşe. Mesela “sarımsak istiyorum” diyor adama sarımsak sağlanıyor, “şimdi soğan istiyorum” diyor soğan sağlanıyor, “şimdi mercimek istiyorum” diyor baş belası bak mercimek sağlanıyor, “şimdi acur istiyorum” diyor acur geliyor. Ondan sonra diyor ki Cenab-ı Allah; “Allah bir sığır kesmenizi emretti.” “Nasıl bir sığır?” Diyor bak baş belası. Tarif ediyor Cenab-ı Allah anlatıyor, o “tam olmadı” diyor “daha detay ver” diyor. Bak hem Allah’ın hükmünü beğenmiyor, hem Peygamber (sav)’in de açıklamasını beğenmiyor. Vahiyle geliyor Peygamber (sav)’e, Allah’ın vahyini beğenmiyor. “Olur mu?” Diyor “bütün sığırlar birbirine benzer” diyor “daha detay istiyorum ben” diyor. Amacı yapmamak ve Müslümanlara eziyet edip rahatsızlık vermek, sıkmak, vaktini almak halbuki Peygamber (sav)’in makamı yükseliyor her gelen ayet, hükümde onlara gösterdiği her sabırda Hz. Musa (as)’ın sonsuza kadar olan hayatındaki makamı yükseliyor, Allah ömrünü de uzatıyor ve sağlık, sıhhat veriyor ona. Onu yapana Allah bela veriyor. Mesela Samiri ömrünün sonuna kadar tek başına sürünerek yaşadı, belanın, hastalıkların içerisinde yaşadı ve köpek gibi öldü gitti ve ahirette de sonsuza kadar azap çekecek cehennemde. Gayya kuyusuna atılacak, en derin kuyuya sonsuza kadar, bak ahmaklığını görüyor musun? Hz. Musa (as)’nın talebesi olarak güzel yaşamak varken, Firavun’un yamağı olmaya kalkıp sonsuza kadar azap çekmeyi kabul etti, ahmak kafada, kendini çok akıllı zannediyor ama bunun kaderinde işte bu da bir mucize, Cenab-ı Allah’ın mucizesi.

 

MÜNAFIK MÜSLÜMANLAR KOF HALE GELSİN İÇİ BOŞ HALE GELSİN İSTER. "BEN İSLAM'DAN ÇIKTIM BİR ŞEY OLMUYOR" MESAJIYLA İNSANLARI YÖNLENDİRMEK İSTER

Münafığın amacı kof bir Müslüman modeli, kof bir cemaat, kof bir topluluk, kof bir ümmet meydana getirmektir yani içi boş bir ümmet meydana getirmektir. Bunu birçok yerde sağladı münafıklar. Mesela ben İslam’dan çıktım bak, bir şey olmadı mantığı veriyorlar. Bak, İslam’la benim alakam yok, bana bir şey olmadı mantığı veriyorlar, cesaret veriyorlar zayıf akıllı olanlara. Mesela ben sürekli bir şeyler istiyorum, sürekli tahribat yapıyorum; siz de bir şeyler isteyin, siz de tahribat yapın, siz de kavga çıkarın, siz de olay çıkartın, siz de fitne çıkartın, siz de ukalalık yapın, züppelik yapın, siz de çakallık yapın, bilmişlik yapın, tartışmacı olun, saygısız olun, densiz olun münasebetsiz olun. Yani küfür ahlakını göstererek küfrü sükseli gibi gösteriyor münafıklar. Mesela İslam'ı tebliğ etmeyip siz de tebliğ etmeyin, işte ben boş oturuyorum siz de boş oturun. Adam akşama kadar elinde çekirdek torbası, televizyon seyrediyor kendi aleminde. İslam onu ilgilendirmiyor, din ilgilendirmiyor; Müslümanların ezilmesi, perişan olması ilgilendirmiyor. İşte nasıl üstün olabilir, nasıl büyük olabilir, nasıl yüce olabilir onun kafasında, onun derdinde oluyor. Büyümek istedikçe küçülüyor. Büyümek istedikçe Allah onu aşağılıyor. Daha da beter perişan oluyorlar. Müslümanlığı kof hale getirdiler, en büyük tehlike o. Birçok yerde oradan netice alıyorlar. Münafıklar çok büyük bir kitle haline geldi Müslüman topluluklarda. İmanlılar eğer bir arada olursa bu münafık yapılanması saniyeler içerisinde gider, saniyeler içerisinde.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (27 Aralık 2016; 22:00)

 

HIRİSTİYAN YA DA MUSEVİ OLSUN HERKES BÜTÜN PEYGAMBERLERE İMAN ETMELİDİR

Allah’ın Resulü (sav) hak Peygamberdir. Bir Hristiyan Hz. İsa Mesih (as)’a inanacak. İncil’e uyabilir Allah’ın birliğine inanmak şartıyla. Fakat Resulullah (sav)’e yalancı dediğinde küfre gider. Bir Musevi Tevrat’a uyabilir, Tevrat’a göre yaşayabilir ama Allah’ın Resulü (sav)’e yalancı dediğinde küfre gider küfür içinde olur. Yalancı diyemez. Ne diyecek? “Bu insan yalancı değil” diyecek. Yani en az böyle diyebilir. “Bu insanın yalancı olduğunu iddia edenleri kabul etmiyoruz” diyecek.

Nisa Suresi 150: “Allah'ı ve elçilerini (tanımayıp) inkar eden, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isteyen,” mesela şunu kabul ederim bunu kabul etmem diyen, "Bazısına inanırız, bazısını tanımayız" diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler.” (Nisa Suresi, 150)’de. Şeytandan Allah’a sığınırım, “İşte bunlar, gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere aşağılatıcı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa Suresi, 151) Diyor Allah. Onun için Peygamberimiz (sav)’i de kabul edecek. Mesela Hz. İsa Mesih (as)’ı kabul etmiyor veyahut “ben Musevi’yim” diyor. Hz. İsa Mesih (as) bir Peygamber, kabul edeceksin. Musevi olamazsın kabul etmezsen. Hz. Muhammed (sav)’i de kabul edeceksin. Ama teslisi onu kabul etme. Ama Müslüman, bak Hz. İsa Mesih (as)’ın Peygamber kudüsolduğunu kabul ediyorsa, sen de bir Müslümana yalancı diyemediğine göre ona inanmak durumundasın. Çünkü Müslümanın şahitliğini kabul ediyor Museviler. Yalan söylüyor diyemiyor şahitliğini kabul ediyor. O zaman? Şahit işte Müslüman diyor “Hz. İsa Mesih (as) Peygamber” diyor, kabul edecek. “Hz. Muhammed (sav) Peygamber” diyor, kabul edecek. Müslüman kabul etmiyor ki şirki, yani üçleme teslisi kabul etmiyor zaten.

 

MUSEVİLER HZ. MEHDİ'NİN ZUHURU İÇİN HAZIR BEKLİYOR

İsrail Moşiyah’ı karşılamak için Mesih yağını o Zeytin Dağı’nın bitişiğindeki sinagogda hazır tutuyorlar, Mesih yağını Moşiyah’ın başına yağ sürmek için hazır bekliyorlar. Ve Mesih çıktığında şofarı üflemek için, o büyük boru var ya o boruyu da şu an orada hazır tutuyorlar. O çok güçlü ses çıkaran bir boru. Bakın, işin ilginç yanına bakın Mesih’in oradan geçeceğini bildiği için Osmanlı sultanları o kapının kapalı kalması konusunda çok titiz davranmışlar. Ördürmüşler, sırf demir kapıyla kapatmakla kalmamışlar ayrıca ördürmüşler. Yani o devre kadar geçiş olmasın diye. Şu an örülmüş durumda yani kapıdan geçiş mümkün değil. Sadece Moşiyah’ın geçişi için kapalı tutuluyor. Bak bu çok açık bir delil değil mi? Bütün Osmanlı sultanları çok titiz olmuşlar o kapıya, kapalı olmasına. Bütün İsrail de çok dikkat ediyor. Ve şofar da sürekli hazır tutuluyor. Tabii bir tek o değil yani binlerce şofar çalacak. Aynı anda bütün camilerde ezan okunacak, aynı anda bütün çanlar çalacak kiliselerde. Hadiste öyle geçiyor. Çok müthiş bir karşılama yapılacak.

Şofar’ın amacı Moşiyah’ın gelişini harekete geçirmek, tapınağın yeniden inşa edilmesini hızlandırmak yani bu anlama geliyor. Şofarın sesini duydular mı o sesin anlamı Mesih’in gelişini beklemek, onun sevincini yaşamak ve tapınağın yeniden yapılacağını yani Hz. Süleyman (as)’ın mescidinin yeniden yapılacağının sevincini yaşamak. Amaç bu oluyor. Ahir zamanı ifade eden bir ses. Onun için her gün şofar çalınıyor İsrail’de. Onu duyan Museviler Mesih’in gelişini hatırlıyorlar ve Hz. Süleyman (as)’ın mescidinin yeniden yapılacağını hatırlıyorlar. Yani onu anlatan kısa bir konuşma gibi, yani uzun bir konuşmayı özetleyen konuşma gibi. O boru sesi her yerde duyuluyor zaten İsrail’de.

Sina Dağı’na Tevrat indirildiğinde de şofar çalındı. Tapınak döneminde Baş Kohen Hz. Süleyman (as)’ı yağ ile meshediyor ve şofarı çalıyor. Hz. Mehdi (as)’da da öyle başına yağ sürülecek İsrail’de. Bu, Kohenler tarafından oluyor başına yağ sürülmesi. Sonra şofar çalınacak yani binlerce şofar çalınacak. Çok güzel görkemli günler olacak.

Hazreti Süleyman (as)’ın mescidinin yapılması çok hayati bir konu inşaAllah onu yapacağız. Tonlarca altın kullanılacak 24 ayar, aynısını yapacağız. Daha geniş ve daha güzel, daha kapsamlı olarak yapacağız. Hazreti Süleyman (as)’ın sarayını da yapacağız. Ecdadın bütün o güzelliğini yeniden ihtişamla kuracağız ama sonra Yecüc ve Mecüc’ün talanına uğrayacak ama buna rağmen yapacağız. Yecüc ve Mecüc Mehdi (as)’den sonra çıkacaktır, onun arkasından da komünist hareket geliyor.

Hazreti Süleyman (as)’ın mescidini yaptığımızda bu boru sabaha kadar ötecek. Orada kurban keseceğiz inşaAllah mescidin önünde, kurbanı bir tane, iki tane, on tane kesmeyeceğiz yani yüzlerce binlerce kurban keseceğiz. Geniş ocaklarda pişecek, “Kokusu Jeriko’ya kadar yayılacak” diyor. Bütün Kudüs mis gibi kebap kokacak böyle inşaAllah. Onun tabii sözlü Tevrat’taki anlamı ‘Allah’ın dini her yere yayılacak’ anlamına geliyor. “Jeriko’ya kadar kokusu yayılacak” anlamı çünkü Jeriko çok uzak Kudüs’ten, oraya kokunun gitmeyeceği belli, oraya o imanın heyecanı yayılacak her yere imanın heyecanı yayılacak o anlama gelir yani sözlü Tevrat’a göre öyledir ama yazılı Tevrat’a göre normal kokusu gidecek şeklinde yazıyor. Daha önce de söylemiştim hayret etmişlerdi sözlü Tevrat’ı bilmeme Hahamlar onu gazetede de yazmışlardı.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (17 Aralık 2016; 22:00)

 

MÜNAFIKLARDA GEÇİCİ İYİLEŞMELER GÖRÜLEBİLİR, BUNDAN GAFLETE DÜŞMEMEK GEREKİR. MÜNAFIK ÇOK KİNLİDİR, AHLAKI ÇOK BOZUKTUR, ANİ ATAK YAPAR

Münafıkta geçici iyileşmeler görülür. Bundan Müslüman bazen gaflete düşer. Buna çok dikkat etmek lazım. Münafık inatçı ve azgındır. Çok kinlidir, unutmaz, ahlakı çok bozuktur, fırsatçıdır. Ahlaksızlığı da tam anlamıyla şeytan kıvraklığı gösterir yani ani ve keskin ataklar yapar. Normalde bir insanın aklına o kadar seri ahlaksızlık yapmak gelmez ama münafık peş peşe çok seri ahlaksızlık yapar. Oradan anlarsınız şeytanın ruhuna girdiğini. Bir normal Müslüman bir eylem yapacak bir şey yapacak düşünür biraz değil mi araştırır. Münafıkta yani saniye salise hesabıyla şeytan devreye girer. Çok seri ahlaksızlıklar yapar.

Münafıklar ünlü kişilerle tanışıp çevre yapmak konusunda çok hırslıdırlar. Onun için Müslümanlara yanaşırlar ve o kanalla küfürle bağlantı kurmaya gayret ederler. Çevre edinme münafık için çok hayatidir. Bakteri gibi böyle genişlemek ister.

 

MÜNAFIK ÇOK TEMBELDİR, KENDİSİ OTURUP MÜSLÜMANLARI ÇALIŞTIRMAK İSTER. BÖYLECE HEM MÜSLÜMANLARIN VAKTİNİ ALIR HEM DE SÜREKLİ TALEPTE BULUNUR

Münafık çok tembel olur. Yerinden kalmaya bir şey aramaya üşenir. Sürekli türlü sebeplerle Müslümanları kullanmak ister. Onun için mesela savaşa çıkmak istemiyor. Veyahut “Beceremem ben” diyor. “Savaşmayı bilsem gelirdim” diyor. Allah onun için bunlara “Oturun oturanlarla beraber” diyor ayette. Hep bunlar oturmacı takımıdır. Oturduğu yerden emreder. İşte “Şunu yapın, bunu yapın”. Buna çok dikkat etmek lazım.

Çevre edinmek için münafığın binlerce şeytani metodu vardır. Kimine yalakalık eder, kimine çok seviyor gibi gösterir, kimine o taraftar gibi gösterir. Mesela sağcıyla sağcı olur solcuyla solu olur, şarapçıyla şarapçı olur, homoseksüelle homoseksüel olur, lezbiyenle lezbiyen olur. Her yol olur yani münafıkta. Mesela erkeklere kafalama kafasıyla yaklaşır yani flört kafasıyla veyahut evlenmek istiyor gibi yapar. Kadınlara lezbiyen kafasıyla veyahut işte çok zengin görünümlü onlara hediyeler alacak birisi gibi gösterir. Veyahut onların zaaflarını önce tespit eder. O zaaflara göre hareket eder. Çok şeytanidir münafıkların atakları.

 

MÜNAFIK MÜSLÜMANLARA ÇOK BÜYÜK ÖFKE BESLER. BU ÖFKENİN BÜYÜKLÜĞÜNDEN AĞIZLARINDAN SÜREKLİ NEFRET TAŞAR, NEFRETİNİ GİZLEMEYİ BAŞARAMAZ

Maide Suresi 62’de “Onlardan” münafıklardan “çoğunun günahta, düşmanlıkta” bak Müslümanlara düşmandır münafıklar. “ve haram yiyicilikte” yani Müslümanların malını haram bir şekilde yemek ister. Çünkü o yediğiyle Müslümanların aleyhinde faaliyet yapar. O yüzden haram oluyor. “Çabalarına hız kattıklarını görürsün.” Yani hızlı hareketlerle çabalarını artırıyorlar. Yani çok seri hareket eder münafık. “Yapmakta oldukları ne kötüdür” diyor Allah. O sakin dil, Allah’ın “Yapmakta oldukları ne kötüdür” dili Allah’ın büyüklüğünün bir nişanesidir. “Yapmakta oldukları ne kötüdür” diyor. Bak sakince Cenab-ı Allah söylüyor. Çünkü “Onları yaratan da Benim.” diyor Cenab-ı Allah ve “Onları cehennemde ezecek olan da Benim.” Diyor Allah.

Ali İmran Suresi 118 “Münafıklar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor.” Münafık sürekli pislik yapmak ister. Sürekli kötülük yapmak ister. Mesela nasıl zarar verebilirim? Yani mesela bir şey vardır farz edelim bilgisayar, onu bozar. Mesela oradan zarar vermeye çalışır. Mesela bardak varsa kırar. Yemek varsa döker. Yani az da olsa zarar vermeye çok önem verir münafık. “Buğz ve düşmanlıkları ağızlarından dışa vurmuştur. Sinelerinde gizli tuttukları ise daha büyüktür.” diyor Allah. Ağızlarından böyle kaynar lağım gibi akar Müslümanlara olan nefreti münafığın. Tutamaz kendini. “Seviyorum ediyorum” der arkasından küfür eder yani Müslümanlara akıl almaz azgındır. “Gizli tuttukları ise daha büyüktür.” Diyor Allah. “Çok kinli azgın bir ruha sahiptirler.” diyor Allah.

Bak Allah diyor ki Bakara Suresi 85’te: “Münafıklar günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde” bak diyor ki “Sonra (siz) yine birbirinizi öldürür ve bir bölümünüzü yurtlarından sürüp çıkarır ve günah ve düşmanlıkta aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyordunuz.” Müslümanları fidye olarak veriyordunuz diyor. “Müslümanların günah ve düşmanlıkta aleyhlerinde ittifaklar kuruyorlardı.” Münafıklar ne yapıyor? Müslümanların aleyhinde ittifak kuruyorlar mesela İngiliz derin devletinin alçaklarıyla o kahpelerle ittifak kuruyorlar.

 

MÜNAFIĞIN SİNİRLERİ ÇOK GERGİNDİR, KONTROLSÜZ ARABA GİBİDİR. ANİDEN BEKLENMEDİK HAREKETLER YAPAR

Münafıkta ani fırlamalar vardır. Mesela içinde fırtınalar koptuğu için yani şeytanın etkisindedir sinirleri çok gergindir münafığın. Onun için kontrolsüz ani fırlamalar meydana gelir yani bozuk araba gibidir böyle. Hani bazı bozuk arabalar oluyor frene basıyorum dersin araba takla atar, gaza basarsın fırlar gider duvara vurur ya münafık da öyle kontrolsüz araba gibidir. Müslümanlar için risk oluşturacak şeyler yapar münafık o yüzden. Bir anda sakin otururken aniden ayağa fırlar mesela hiç tahmin etmezsin. Birine çarpar. Aniden Müslümanın elindeki bir şeyi kırabilir. Mesela birden fırlayıp bir arabaya binen birisinin önüne geçer. Mesela otururken gayet sakin uyuyor oturuyor gibi görünürken fırlar içeri koşarak gider. Yani o şeytanın ifasıyla olur. Şeytan onu sinirlerini de çok irrite eder. Yani normal insan fonksiyonları gösteremez münafık o yüzden. Sürekli yer değiştirme düşüncesi vardır münafıkta. Yani sürekli harekette. Bir yerden bir yere, bir yerden bir yere. Önden arkaya arkadan geriye sağdan sola. Onun için şeytandan Allah’a sığınırım Cenab-ı Allah ayette diyor ya şeytana: “Önlerinden arkalarından sağlarından sollarından onlara yanaşacağım” diyor. Yani o hareketliliği gösteriyor. Yani her yönde hareketlidir münafık. Aşırı hareketlidir.

Münafıkta aşağılık kompleksi çok şiddetli olur. Kendini sürekli yüceltmek ister o yüzden. Yani kendini, aklını, kültürünü, mahallesini, köyünü, şehrini, ırkını sürekli yüceltmek ister. İnsanların sürekli eksik yönlerini bulup kendini yücelterek insanların da eksik yönlerini onun yüzüne karşı söyleyerek kendince kendini yücelteceğini zanneder. Halbuki Müslümanlar nefret eder o öyle yaptıkça daha da kinlenirler ama o akılsız kendini yücelttiğini zanneder.

Araf Suresi 13’te Allah diyor ki: “Öyleyse oradan in.” şeytan için. “Orada büyüklenmen senin hakkın olmaz.”  Bak şeytanın özelliği ne? Büyüklenme ve enaniyet. Münafığın özelliği ne? Büyüklenme ve enaniyet. “Hemen çık.” Bak hemen çıkıyor anında hareketli “Gerçekten sen küçük düşürülenlerdensin.” Yani “Aşağılık kompleksi içinde olacaksın.” diyor Allah. Küçük düşürme aşağılık kompleksi olması.

Bakara Suresi 204’te, “İnsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatına ilişkin sözleri hoşuna gider kalbindekine rağmen Allah’ı şahit getirir.” yani boş konuşmalar yapar. Bir de “Allah’ı şahit getirir.” diyor yani yalan söyler. “…oysa o” münafık “azılı bir düşmandır.” diyor Allah. Bak normal bir düşman değil azılı bir düşmandır.

Zuhruf Suresi 58’de “Münafıklar tartışmacı ve düşman bir kavimdir.” Münafık tartışmaya deliler gibi meraklıdır yani cedelcidir. Yani kudurmuş gibi tartışma özelliği vardır sürekli tartışmak ister. Ve düşmandır yani sürekli düşmandır. Sana düşman bana düşman herkese düşmandır. Manyak gibidir yani. Sevdiği kimse olmaz münafığın.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (13 Aralık 2016; 18:00)

 

MÜNAFIK FİKİR HIRSIZIDIR. HER FİKRİN KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU İDDİA EDER. SON DERECE SAHTEKARDIR

Münafıklara çok dikkat etmek lazım bak İran’da hep münafıklar kullanıldı, Türkiye’de münafıklar kullanılıyor. Münafıklar fikir hırsızıdır mesela birisi bir fikir ortaya atar, “O benim fikrimdi.” der. Bir şey olur, “Bak bunları ben düşünmüştüm, önceden fark etmiştim, önceden görmüştüm.” der. Halbuki yoluna yürüyemez münafık, çok akılsızdır. Şeytan zekası vardır ama aklı çok kıttır. Her şeye kendi adına sahip çıkar. Mesela bir gemi gider denizde “Ya bu benim gemim.” der. Aksini ispat edene helal olsun deli yani. Münafık zırıl zırıl delidir yani. Mesela yolda tırlar gidiyor peş peşe “Ooo” diyor “Bizim tırlar gecikti öbürleri de gelseydi ya.” diyorlar. “Dört tanesi geçti ama” diyor “Beşincisi nerde kaldı.” falan diyorlar. Münafıklar acayip sahtekardırlar. Mesela biri bir fikir söyler bir şey düşünüp bir ay sora ortaya çıkar “Ya” der “ben yeni bir fikir buldum yeni bir düşünce buldum bakın benim fikrim bu.” der. Mesela biri bir yerde bir yazı yazar on gün sonra bakarsın aynı yazıyı başka bir yerde çıkartmış benim fikrim diye anlatır. Hem fikir hırsızlığı vardır hem mal hırsızlığı vardır münafıkta. Yani çok çok deli ve yüzsüzdür. Mesela gösterseler bile yani oradaki yazıyı “Ya o önceden benim yanımda konuşuyordu benden duymuş olabilir.” der yani zır deli olur yani öyle yalan söylemede bir tereddüdü olmaz münafığın. Lastik top gibi sıçrar. Mesela sen diyorsun ki “Adam senden 3 ay önce yazmış nasıl olur?”, “A üç ay önce ben bir konuşmuştum yanımda not almıştı.” diyor mesela. “Asıl benden almış o.” falan diyor. Yani yavuz hırsız ev sahibini bastırır derler ya o şekilde akıl almaz arsızdır münafıklar. Ama konuşan anlar anormal olduğunu yani biraz konuştu mu anlar. Ama bazı ahmaklar da anlamaz tabii. Yoksa anlaşılmayacak gibi değil. Çok kaba akılsızlık yapar münafık. Nereye bakarsanız dünyanın neresine giderseniz gidin aynı şekildedir. Mesela ömrü boyunca casusluk yapıyor.

 

MÜNAFIK BİR ŞEKİLDE MÜSLÜMANLARIN MALINA ZARAR VERMEK İSTER. MESELA SAMİRİ MÜMİNLERİN ALTINLARINI GASP EDİP BUZAĞI HEYKELİNİ YAPMIŞTIR

Münafığın bir özelliği de Müslümanın malına zarar vermesi, sabotaj yönüdür. Müslümanın malına zarar vermek münafık için en hayati konudur. Mesela bak Samiri, Müslümanların mallarını sattırdı. Altına çevirttirdi alçak. Onlar da altından bir şey yapacaklarını zannettiler, götürdüler. Onlara ton hesabıyla, birkaç ton ağırlığında heykel yaptı, buzağı heykeli. Böğüren buzağı heykeli. Ne işine yarar Müslümanların o? Zayi etti, mahvetti gitti yani bütün Müslümanların malını, mülkünü. Verdiği zarardan dolayı da bayağı sevinç içindeydi. Halbuki Müslümanlar sadaka sevabı kazanmış olur, Müslümanlar ondan bir şey kaybetmez. Ne yaptı Hz. Musa (as)? Onu hayra çevirdi. O kadar altını, tonlarca altını mannaya çevirdi. Ki altından yapılan manna en makbul manna. Hem Müslümanlara içirdi. Hepsi uzun ömürlü, sağlıklı, sıhhatli oldular. Güya zarar verecekti.

Pisboğazlığı münafığın çok şiddetlidir. Kuran’da buna çok dikkat çekilmiş. Normalde bıldırcın eti yiyor. Kolesterolü çok düşüktür bıldırcın etinin, yeni öğrenilen bir şey bu. Ve çok faydalı bir et. En düşük kolesterol oranı bıldırcında bildiğim kadarıyla. En düşük kolesterolü olan hayvanlar mesela devekuşudur, bıldırcındır, devedir. Çok ilginç bu. Velhasıl kelam münafık ne kötülük yapsa Allah onu hayra çevirir. Ne yapsa o kötülükte başarılı olamaz.

Samiri o zaman münafık, Müslüman değil. Ama Müslümanların içinde. Kendini Müslüman olarak tanıtıyor. Zekasıyla iddialı. Diyor “Ben derin devleti tanıyorum, Mısır devletini tanıyorum. Mısır kültürünü çok iyi bilirim, Mısır görgüsünü çok iyi bilirim. Mısırlılar gibi yemek yerim. Çatal kullanmayı, bıçak kullanmayı bilirim.” Çünkü Mısır’da Kraliyet ailesi kullanıyordu sadece çatal, bıçak, kaşık falan onlar kullanıyordu. Halk kullanmıyordu. İşte “Soğan kültürünü iyi bilirim, sarımsak kültürünü iyi bilirim.” Sanki makbul bir şeymiş gibi. “Şu değersiz olanı” diyor “değerli olana tercih ediyorlar” diyor Allah. Ama sırf pislik olsun, pisboğazlık olsun. Müslümanları zor durumda bırakmak için. Münafığın özelliğidir. Mesela normal Müslümanların yediği yemeği yemek istemez. İllaki bir pislik yapsın, rahatsızlık versin, Müslümanları zor durumda bıraksın. İşte “Sarımsak isterim.” diyor. Dağ başında sarımsak? Sen deli misin be adam? Ne yapacaksın sarımsağı? “Sarımsak isterim.” diyor. Müslümanları zor durumda bırakıyor. Öyle kilolarla yiyeceğinden değil. Pisboğazlık derken çok yemek anlamında değil. Yiyecekle Müslümanları rahatsız etmek. Ahlaksızlık olsun, mağdur edebiyatı yapsın. Peki sonra? “Soğan da isterim.” diyor bak, pisboğazlığına bak. E sonra? “Acur isterim.” diyor. Sonra “Bakla isterim.” diyor. Orijinallik olsun yani, adilik olsun. Çok güzel işte bıldırcın var. Gayet lezzetli. Vücudun bütün ihtiyaçlarını karşılıyor. Arkasından Allah size, manna denilen helva gibi tatlı yiyecek gönderiyor gökten. Ne kadar güzel. Sabah kalktıklarında bütün arazide kişniş tohumu gibi, küçük böyle beyaz tatlılar. Daha halen açıklanamıyor. Her yer tatlı, bayağı şekerli tatlı. Topluyorlar, kabın içine dolduruyorlar. Habire yiyorlar tatlı. Ve acayip zinde oluyorlar. Yine sabah kalkıyor, yine dolu her yer. Hayret edilecek bir şey yani, Allah’ın hikmeti. Her yer ama kar yağmış gibi. Dolu parçası gibi. Yaprakların üzerinde bitkilerin tertemiz. Hz. Musa (as) diyor ki, “Biraz saklayın, ahir zamanda Moşiyah zamanında Moşiyah da görsün.” diyor. “Bir altın kabın içine koyun, kapatın.” Diyor. O muhafaza ediliyor şu an, o kutsal sandık içerisinde. Hz. Musa (as) zamanındaki o manna, beyaz mannadan. Bak, hayret. O bozulmadan kalacak. Bu mucizedir. Normalde her şey bozulur, ne olursa olsun bozulur. Ama bu bozulmadan kalıyor.

Samiri’nin yanındakiler hep Müslümandılar tabii. Ama tabii esleme tarzında bir kısmı, bir kısmı bozuk adam. Ama yine de biz Müslüman olduklarını kabul ediyoruz, ön kabul olarak. “Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe katlanamayacağız” diyor. Tam münafık üslubu. Münafığı tanımada bu bir usuldür, Kuran’ın usulü bu yani. “Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarımsak, mercimek ve soğan çıkarsın.” Mercimekle nasıl uğraşacaksın orada? Mercimek ekilecek, tohumu getirilecek, hasadı yapılacak. Konar-göçerler nasıl olsun? Hz. Musa (as) da “Hayırlı olanı, şu değersiz şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz?” diyor. “(Öyleyse) Mısır’a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır.” (Bakara Suresi,61) diyor. Bak ne hale getiriyorlar, nasıl zorluyorlar görüyor musun Peygamberi? Hakikaten dönüyor adamlar. Gidip sarımsak, soğan için kendilerini aşağılatıyor, kırbaçlatıyor. Eşek gibi taş taşıyorlar, tonlarca taşları. Sırf sarımsak, soğan için. Münafık pisboğazlığı yani. Halbuki Müslümanlar ne yiyorsa sen de ondan ye. Ne gerek var bu rezilliğe, pisboğazlığa? Tekrar ediyorum pisboğaz derken, bol yemek yemek anlamında değil. Sarımsak soğan zaten çok yenecek bir şey değil. Sırf detay olsun, pislik olsun, Müslümanları rahatsız etmek olsun. Mağdur göstermek için yapıyor, başka bir amaç yok yani.  

Münafığın şeytanla transı apayrıdır. Şeytanla transa geçtiğinde adeta böyle bir şu filmlerde falan oluyor ya, transandantal meditasyon diyorlar. Elini başının üstüne koyar, boşluğa doğru bir bakışı vardır. Münafık da öyle. Şeytanla bağlantıya geçtiğinde, trans haline geçer. Manyak gibidir hatta bazen şaşırır anneler yahut babalar. “Yavrum ne yapıyorsun?” falan derler değil mi? Boşluğa doğru anlamsız gözlerle bakar, saatlerce, dakikalarca. O şeytanla transa geçmesinden kaynaklanıyor. Benliğinin içine şeytan girer, ona vahyeder. Şeytan ona vahyederken o transta insani görünümünü kaybeder. İşte Kuran’da hani “Gözlerinin aktığını, ölüm baygınlığı gibi baktıklarını görürsün” diyor ya. İşte “Gözlerin hain bakışlarını bilir” diyor Cenab-ı Allah. Kastedilen o işte. Kendini kaybeder adeta. Gözünde hiçbir anlam olmaz, boşluğa doğru bakar. Şeytan ona vahyini tamamlayıncaya kadar o devam eder. Şeytan vahyini tamamladıktan sonra o yeni şeytani faaliyetlere başlamak üzere harekete geçer.

Nisa Suresi 142, “Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar.” Ahmak oldukları için sürekli Allah’ı aldattıklarına dair samimi kanaatleri oluyor. “Oysa Allah, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman münafıklar isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar.” Münafık Allah’ı hiç anmak istemez, anılıyorsa da kaçar o ortamdan, dikkatlice bakan bunu hemen görür. Çok sıkılır münafık Allah’ın anıldığı ortamdan. Ama “boş konuşmaları çok severler” diyor Allah. Boş konuşma oldu mu Müslümanları da boş konuşmaya çekmek ister, kendi de boş konuşur münafığın.

 

MÜNAFIK ŞEYTANLA BAĞLANTIDA OLDUĞU İÇİN RUHU SÜREKLİ GERGİN VE RAHATSIZDIR. BİR TÜRLÜ SAKİNLEŞMEZ, SIK SIK YENİ KARGAŞALAR OLUŞTURUR

Münafık şeytanla konsantrasyondan dolayı çok huzursuz ve gerilimlidir. Çok sinirleri bozuktur münafığın çok gergin ve huzursuzdur. Şeytan onu sürekli irrite eder. Yeni yeni pislikler rezillikler yapmak için o da şeytani olarak sürekli zekasını çalıştırır acaba ne rezillik yapabilirim ne pislik yapabilirim gibi işte Kuran’da örnekler vermiş. Mesela oturup normal yaşıyorlar bıldırcın etiyle normal yaşıyorlar. Birdenbire şeytan dürtüklüyor sarımsak istiyorum diyor. Baş belası, sarımsağı getiriyorsun o zaman soğan istiyorum diyor. Soğanı getiriyor o zaman mercimek istiyorum diyor. Sırf kargaşa olsun, ahlaksızlık olsun yani öyle çatlayıncaya kadar yiyeceğinden değil Müslümanların vaktini almak, huzursuzluk çıkartmak ve Müslümanları çaresiz konuma sokmaya çalışmak. Amaç bu.

Münafık İslam için hiç gayret etmek istemez ama şeytani bir konuda akıl almaz bir yetenek ve akıl almaz bir çalışkanlığı vardır. Yani hayret edersin gayretine şevkine, kararlılığına. Şeytanın verdiği aktiviteyle muazzam ataktır. Çok seri konuşur, çok seri hareketler yapar, yazı yazıyorsa çok seri yazar. Çok seri konuşur, bir şeyi çok çabuk tamamlar şeytaniyse. Mesela hırsızlık yapacak hemen onu süratle yapar.

Münafıkların kendilerini ele veren alametleri vardır diyor Resulullah (sav) “selamları lanettir” lanet olsun kabilinden selam verir diyor yani kinle selam diyor ama istemeyerek yapar diyor. “Yemekleri gasp ve yağmadır.” Çünkü Müslümanların malını yiyor ama Müslümana saldırıyor yediği yemeğin verdiği kuvvetle. Onun için Allah onu gasp hükmünde görüyor, yağma hükmünde görüyor yani onun günahını onlara bu şekilde yükleyeceğim diyor Allah. “Ganimetleri hile ile kazançtır.” Her şeyi hile ile elde eder. Mesela konuşmasında ki bir bilgiyi, yazdığındaki bir yazıyı yahut elde ettiği bir malı hep hileyle elde eder oyunla. Taktikle elde eder. “Mescitlere aralıklı yaklaşırlar. Camide kılınan namazın sonuna ancak yetişirler.” Namaz kılmak istemezler “kibirlidirler” enaniyetli yani büyük hissi vardır “ne sevilirler ne de severler.” Müslümanları sevmezler Müslümanlar da onları sevmez. “Gece odun gibi sessiz” gece hayvani bir transa giriyorlar o çok manidardır, gece şeytani bir ağırlık gelir münafığa. O trans yüzünden anlaşılır. “Gündüz gürültücüdürler” acayip şamata yapar. Bağırır çağırır Müslümanların Allah’ı anmasını engeller, Kuran’ın okunmasını engeller, İslam’ın yayılmasını engeller. Gürültücü durduk yere mesela “yemek pişti mi?” bağırır, “aşağıya ineyim mi?” bağırır sırf şamata olsun. İmam Ahmed, Bezzar, Cem'ül Fevaid’de bu hadis. 8110.

Yine Resulullah (sav) diyor ki Tırmizi’de Müslim ve Buhari’de bütün sahih hadis kitaplarında var “Münafığın alameti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler.” Kudurmuş gibi yalan söyler münafık ama delice. “Söz verdiği zaman yerine getirmez.” Mesela dürüst olacağım, iyi olacağım, doğru olacağım der, İslam için, Kuran için, Allah için çalışacağım diye, yerine getirmez. “Ona güvenildiği zaman hıyanet eder.” Mesela Müslüman ona güveniyor evini veriyor, imkanlarını veriyor ama mutlaka hıyanet eder. Hainlik yapar alçaklık yapar. Yani verilen imkanı hainlik için kullanır. Bu sahih hadis olduğunu anlıyoruz Buhari, Müslim, Tırmizi, Nesai, Camiu's-Sağir, İmamı Suyuti’de de var. Hadis numarası 25. Bu değişmemiş bir hadis belli.

 

MÜNAFIĞIN ÜZERİNE ŞEYTAN ÇÖKTÜĞÜNDE BEDENİ ADETA HAYVANLAŞIR. BAKIŞLARINDAKİ BOŞLUĞA KURAN'DA ÖZEL OLARAK DİKKAT ÇEKİLMİŞTİR

Münafığın üstüne şeytan çöktüğünde birden hayvana döner çok vahşileşir. Gözündeki o ifadeyi Kuran detaylı olarak anlatıyor Allah. Ölüm baygınlığı geçiriyor gibi. O vahiy anında, şeytandan vahiy aldığında aklını kaybeder adeta. Genellikle gece gelir münafığa vahiy şeytandan. Aklını atar yani ona uzun uzun ertesi gün yapacağı bütün pisliği vahyeder. Üstüne çöker ona da deli enerjisi verir. Deli enerjisi ve deli cesareti verir. Münafık ondan sonra atağa geçer her türlü rezilliğe başlar. Müslümanları rahatsız edecek hayret edecek şekilde bunu bulur münafık. Mesela Müslüman onun dediklerini yapar halleder bitti zannedersin ertesi gün yeni bir kepazelik daha, ertesi gün yeni bir rezillik daha. Ertesi gün yeni bir başka kepazelik daha. Bitip tükenmek bilmeyen bir deli enerjisiyle, şeytanın yönlendirmesiyle münafığın atakları bitmez. Mesela Hz. Musa (as) zaten beladan kurtulmuş onlar da beladan kurtulmuşlar, Firavun’un şiddetinden kurtulmuşlar büyük nimet bir aradasınız müminsiniz, namaz kılıyorsunuz, rahatça yaşıyorsunuz, Allah’ı anıyorsunuz, Allah bıldırcın indiriyor ne güzel birlikte yaşayın. Azgın, rahat durmuyor. Mesela Cenab-ı Allah diyor bir sığır kesmenizi emrediyor diyor ne kadar güzel al bir sığırı kes pişirin yiyin. Değil mi? Oradakilere de dağıt birçok insan memnun olacak. Bir güzellik bir ibadet illa çakallık yapacak şeytanın ifasıyla gece onlara vahiy geliyor münafıklara “nasıl bir sığır?” diyor. Herhangi bir sığır diyor işte. Olmaz diyor bize detaylarını anlatacaksın, anlatıyor yine olmadı diyor. Yine detay istiyorum diyor. Bak yine vahiy geliyor Hz. Musa (as)’ya açıklıyor yine detay istiyor. Detay detay detay detay. Allah diyor ki “neredeyse yapmayacaklardı” diyor. Münafık Müslümanı böyle zor duruma sokmak onu faaliyetlerinden geri bırakmak için sürekli detaylı konular çıkartır. Şeytani bir yetenekle. Ve önü sonu gelmez bu yeteneğin hayret edecek şekildedir bu. Muazzam bir şevkle bunu yapar. Ve şeytani bir uyanıklıkla yapar mesela bak orada adam ne diyor? “Sığırlar birbirine benzer” diyor. Bakan da pek anlayamıyor çok şeytani bir zeka kullanır. Öbürü daha da beter, diyor ki “Hz. Musa” diyor “normalde bu dine mensup diyor buzağıya tapıyordu” diyor “unutmuş” diyor “başka bir açıklaması yok bunun” diyor. “Şimdi onun ilahını ben yeniden yaptım” diyor “o da tapacak siz de tapacaksınız” diyor. Adamların cahilliğine bak ki ona uyuyorlar. Ne kadar tehlikeli bir ortam.

Hz. Musa (as)’ı, Peygamber’i hep akli yetersizlik içinde görmek istiyorlar. Hz. Musa (as)’ya hem deli diyorlar haşa hem de unutkan olduğunu söylüyorlar. Unutabilir, her insan unutabilir. Bin bir türlü ümmetin her türlü konusu aklında ufak tefek şeyleri unutuyor olması beynini dinlendirir. Senin bomboş şeylerini dinleyecek hali yok. Hiçbir amacı olmayan şeyleri niye dinlesin? Ve onları niye hafızasında tutsun? Niye hafızasında tutmaya mecbur olsun? Unuttu diyor. Unuttu dediğin senin ne? Sapıkça şeylerden bahsediyorsun sen. Firavun’un dinine mensuptu diyorsun unuttu diyorsun bu çok ahlaksızca bir iftira. Unutulacak bir konu değil ki zaten öyle bir imanı yok ki onu unutsun. Hz. Musa (as) gibi akıllı imanlı muttaki bir mümin puta inanacak hali yok. Peygamber o değil mi? Ululazim bir Peygamber. Bak unutmadığı halde bildiği halde, her şeyi bildiği halde böyle bir konuda unuttu diyor. Onu unutmayla alakası yok onu zaten kabul etmiyor. Asla kabul etmeyeceği bir inanç. Böyle bomboş gereksiz şeylerle Müslümanları zor durumda bırakmaya çalışır münafıklar. Çeşitli işte yok kaşı şöyle yok gözü böyle. “Ayağını şöyle yana attı. Bacağını şöyle kenara tuttu. Kafası şöyle, gözü böyle.” Müslümanlarla sürekli uğraşır münafık. Kendini sürekli yüceltir. Kendinin nasıl üstün olduğunu, nasıl iyi olduğunu, nasıl akıllı olduğunu. Müslümanın da nasıl eksik ve nasıl yanlış olduğunu vurgulamak ister. Halbuki asıl münafıkların kafası boş oluyor. Allah asıl onları akılsız yaratıyor. Muazzam ahmaktır münafıklar. Müslümanlar son derece akıllılar.

 “Münafık iki topluluk arasında kah birine kah öbürüne yanaşan hayvan gibidir” diyor rivayette. Bir oraya gidiyor bir oraya gidiyor. Bir Müslümanlardan gibi davranıyor. Bir küfürden yana gidiyor.

 

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top